SONUN KEHANETİ

BÖLÜM 11

Yazar:

SONUN KEHANETİ - Özlem Buse Şahin kitap kapağı
SONUN KEHANETİ kitap kapağı

Güneş ufukta yavaş yavaş batarken, Cap Dağları , devasa kütlesiyle her geçen adımda daha da büyüyordu. Önümüzde yükselen dağlar ile gökyüzü kızıl renge bürünmüştü. Devasa volkanik tepeler, yer yer ince bulutlarla çevrelenmişti. Dağın yamaçları, kırmızı ve yeşilin tuhaf birleşimiyle parlarken, önceki patlamaların izleri, dağın karanlık ve pürüzlü yüzeyinde görülebiliyordu. Lavların akıp geçtiği yollar, derin yarıklar ve çatlaklarla doluydu. Fakat dağlar, yıllar içinde tüm öfkesini boşaltmış gibiydi. Vi ile grubun en arkasındaydık. Her şey planlandığı gibi ilerliyordu. Hava kararmadan dağlara varıp, İsimsizlerden sonra yolumuza devam edecektik. Ya da gece kamp kurup gündüz yola devam edecektik. Artık cevaplarının gizlenemeyecek kadar yakınımızda olduğunu düşünüyordum. Benim sırlarımın da. Tekrar yola çıktığımız andan beri bu anı kolluyordum. İtiraf etmeye hazır olduğumda derin bir nefes alıp yanımda ilerleyen Vi'ye seslendim. "Sana bir şey göstermem gerekiyor." Elim yavaşça boynuma uzandı. Vi, atının üzerinde bana dönerken, "Tamam. Neymiş?" diye sordu. Şimdiden meraklanmaya başladığı belliydi. Kaşlarının arasında ufak bir çizgi belirmişti. Tam söze girmeye hazır hissettiğimde Scott ön taraftan seslendi. "Yolu tekrar kontrol edelim." Ash, Scott'ın yanında atını yavaşlattı. Onlarla birlikte bizde yavaşladık. Herkes atlarından inerken gözlerimi devirmemek için kendimi zor tuttum. Aello, çantasından eski ve yeni haritayı çıkardı. Haritaya bakmaya koyulduğumuzda itirafım ertelenmek zorunda kaldı. Herkese aynı anda açıklayacak kadar cesur değildim. Hepimiz eğilmiş haritaları incelerken gözlerim İsimsizlere varış noktalarının arasında gidip geliyordu. Konum, her iki haritada aynıydı. Önümüzde iki dağın arasında sıkışmış dar bir yol vardı. Bu yolu takip edip daha sonra sağ tarafta yer alan dağın içine girecektik. Bu giriş bir nevi, yanardağın altına doğru iniyordu. Dağın sönmüş olması tehlike olmadığını gösteriyordu en azından biz öyle varsayıyorduk. Grup, rotayı bir kez daha gözden geçirirken içime aniden açıklayamadığım bir huzursuzluk çökmeye başladı. Hissin nedenini bilemiyordum ama göğsümü sıkan o görünmez baskı giderek yoğunlaşıyordu. Dakikalar önce her şey normaldi, ama şimdi içimde karanlık gölgeler dolaşıyor gibiydi. Fenrir, aynı şeyi hissetmiş olacak ki bir anda hırlamaya başladı. Uzun sivri dişlerini ilk defa bu kadar net görebiliyordum. Sanki ufukta görünmez bir düşmanı sezmiş gibiydi. Yolun uzak noktalarına doğru bakıyordu. Bir şey beni huzursuz ettiği gibi onu da tedirgin etmişti. Ash, Fenrir'in bu ani hareketini fark edince dikkat kesildi. Başını hafifçe kaldırarak dikkatlice çevreyi süzmeye başladı. Gözleri, tıpkı bir avcının pusuya yatışı gibi keskin ve odaklanmıştı. Elini kurdu yatıştırmak için uzattı. Ama Fenrir, sakinleşmeye hiç niyetli değildi. Şüpheci bakışları ve gergin duruşu ile saldırı pozisyonuna geçmişti. Gruba bir an için boğucu bir sessizlik çöktü. Herkes her an bir tehlike patlak verebilirmiş gibi tetikteydi. Fakat kimse saldırı pozisyonu almadı. Ash, yavaşça ayağa kalkıp soğukkanlı hareketlerle kılıcının sapını tuttu. Nefesi ağır, kasları gerilmişti. Aello, ağır hareketlerle haritaları toparlayıp çantasına koydu. Bir yandan da gözleriyle çevreyi süzüyordu. Casey ve Vi, tehlikenin farkında değilmiş gibi yavaşça ayağa kalkarken göz ucuyla birbirlerine baktılar. Bir anlaşma yaparmış gibi bakışları dile geldi. Hava, negatif yüklü elektrikle dolmuş gibiydi. Tüylerim diken diken olmuş, kalbim göğsümde hızla atmaya başlamıştı. Fırtına öncesi sessizlik de sakinliğimi korumaya çalıştım. Scott ile göz göze geldiğimiz de gözlerindeki uyarıcı bakış sakin kalmamı emretti. Yol üzerinde açıklık bir alandaydık. Bu yüzden gizlenebileceğimiz bir yer yoktu. Atlar, huzursuzlanmaya başlamışlardı. Scott, hala benimle kalırken, Casey ve Vi, yavaşça ilerleyip atları sakinleştirmeye çalıştılar. Amaçları dağılmadan bir arada kalmaktı. Scott, bir şeyleri işaret edercesine bir hareket yaptı. Anladığım kadarıyla işaret verildiği an…

Bölümün tamamını WritePad'de oku