SONUN KEHANETİ

BÖLÜM 10

Yazar:

SONUN KEHANETİ - Özlem Buse Şahin kitap kapağı
SONUN KEHANETİ kitap kapağı

Beşinci günün sonunda at binmeye tamamen alışmıştım. Her ne kadar acemiliği üzerimden atmış olsam da bir yatağın yumuşaklığına ve bir yastığın rahatlığına özlem duymuyor değildim. Diğerleri, böyle bir yolculuğun getirdiği yorgunluğu benim kadar hissetmiyor gibiydiler. Bu yüzden şikâyet etmeksizin yanlarında ilerlemeye devam ediyordum. İsimsizler' e gittikçe yaklaşırken büyük bir yolu geride bırakmış olsak da Cap Dağlarına hala varmamıştık. Dağlar, önümüzde tüm görkemiyle gökyüzüyle birleşirken, hala üç günlük yolumuz vardı. Engebesiz zeminlerde atları daha hızlı sürdüğümüz için, süre daha da kısalmış olabilirdi. Ormanın içinde ilerlerken, geçtiğimiz yol gittikçe daha düz ve geçit verir hale gelmişti. Birkaç gün önce yağan yağmurun izleri, yolda küçük su birikintileri oluşturmuştu. Buna rağmen üzerinden geçtiğimiz toprak sertti. Kendini kışın son demlerine bırakmış orman, vedalaştığı kuru yapraklarıyla, kendine doğal bir halı oluşturmuştu. Ağaçların gövdeleri eski ve kalındı. Çoğunun gövdesi kabuklarla kaplanmış, bazı yerlerinde yosunlar tutmuştu. Ağaçlar o kadar yüksekti ki, bazen gökyüzünü görünmez kılıyordu. Dallar yukarda sıkıca örülmüş, yeşil bir kubbe oluşturuyor gibiydi. Güneş, batıya doğru ağır ağır kayarken, kuşların cıvıltıları kesilmeye başlamıştı. Orman, kendi melodisini oluşturmuştu ve biz de bu sessiz melodiye ayak uydurarak sakince ilerliyorduk. Yolda ilerlerken, uzakta, ağaçların arasından süzülen ince dumanı ilk önce Scott fark etti. Bize seslendiğinde dumanın bir ocaktan usulca yükselircesine göğe karıştığını fark ettik. Yaklaştıkça, bu dumanın bir hanın habercisi olduğunu anladık. Dumanı takip ederek ilerledik ve sonunda ormanın içinde ormanla bütünleşmiş bir hanın çatısını gördük. Çatı, taş ve ahşaptan inşa edilmişti. Her ne kadar yıpranmış görünse de sağlam bir şekilde ormanın bir parçası gibi durmaya devam ediyordu. Taş duvarlarını yosunlar ve sarmaşıklar kaplamıştı. Ahşap kirişleri, yağmurun ve güneşin etkisiyle solgundu. Bacadan çıkan ince duman, içeride yanan şöminenin varlığını işaret ederek, 'adeta sıcak bir mola vermek ister misiniz' diyordu. Hanın yanındaki, dolu ahır, içerde bağlı duran atlarla birlikte, seyahat eden başka yolcuların da buradaki varlığını işaret ediyordu. Ahırın yanında birkaç büyük fıçı, saman balyaları ve eski bir ahşap tezgâh vardı. Ash, atını döndürdü. "Önden bir kontrol edelim. Uygunsa bu gece burada dinleniriz." Kimse itiraz etmedi. Herkesin en az benim kadar böyle bir dinlenmeye ihtiyacı olduğu kesindi. Bu han bizim için toprak üstünde geçen birkaç geceden sonra bir lütuf gibi gelecekti. Ash, "Geceyi geçirecek yeterli odası var mı diye soralım," Döndü. "Aello, benimle gel." İkisi de atından inip, hanın girişindeki büyük sağlam ahşap kapıdan içeri girdi. Scott ve Casey atların dizginlerini ellerinde tutarak kapıda beklediler. İki katlı hanın, önünde beklerken, içeriden sızan loş ışık, yanan ateşin ve mumların titrek parıltısını yansıtıyordu. Pencerelerin kenarları, ahşap çerçevelerle süslenmişti. Menteşeleri demirden yapılmış ve biraz paslanmıştı. İçeriden gelen konuşmalar ve yer yer çıkan kahkaha sesleri, pişmekte olan yemeklerin iştah kabartan kokularına karışıyordu. Koku, yorgun bedenimi mutluluktan sarhoş edecek kadar güzeldi. Biraz sonra Aello hanın kapısından küçük bir çocukla çıktı. Umutla Aello' ya bakarken, "Yer varmış," dediğinde rahatladım. Ardından çocuk, gözlerinde parlayan bir gururla, " Atılarınızı ahıra ben götürüvereceğim," dedi şiveli aksanıyla. Atlarımızı çocuğa teslim ettikten sonra, ağır ahşap kapıdan içeri adım attık. İçerisi, hanın dışı gibi sıcak bir atmosfere sahipti. Büyük taş duvarlar ve sağlam ahşap kirişler, bu eski yapıyı sapasağlam ayakta tutuyordu. Tavandan sarkan birkaç demir şamdan mekâna doğal ve yumuşak bir ışıltı katıyordu. Zemin, yılların yükünü taşıyan ahşap tahtalardan oluşuyordu. Her biri, daha önce yolları buradan geçmiş eski yolcuların izlerini taşıyordu. İçerdeki sıcak atmosfer, ileride şöminenin yanında oturan Ash' in yüzüne yansı…

Bölümün tamamını WritePad'de oku