BÖLÜM 9
Yazar: Özlem Buse Şahin

Kamp alanından neredeyse yarım günlük bir mesafe kat etmiştik. Ash ve Scott önde Aello ve Casey arkada Vi ile ben en gerideydik. Grup yol boyunca pek konuşmadan ilerlemişti. Bir dere kenarında atlarımızın su içmesi için durduğumuzda mataramı doldurmak için eğilmiş boş bakışlarla suyun dalgalanmasını izliyordum. Vi'nin yanıma geldiğini fark edemeyecek kadar dalgındım. Onu ancak yanımda suya eğilip matarasını doldurmaya başladığında fark ettim. Göz ucuyla beni izliyordu ve sessizliği ilk o bozdu. "Kişisel algılama." "Algılamıyorum." Gerçekten algılamıyor muydum yoksa bunu kendime itiraf etmekten mi kaçınıyordum? Sonuçta böyle durumlarla zaman zaman karşılaşıyordum. Phrygia da büyücü olduğum için dışlandığım zamanlarda hissettiğim ikinci sınıf muamelenin geçip gitmesi için kendime zaman tanırdım. Burada öyle bir zamanım yoktu. Vi, hafifçe gülümsedi. "Algılıyorsun." Suyunu doldurma işini tamamlayınca, bana döndü. Bir şey söyleyecekmiş gibi his vardı. Gözlerindeki anlayış, kendimi daha çok açmak istememe sebep oluyordu. Aynı zamanda acınası. "Ben... Anlamıyorum. Ona hiçbir şey yapmadım." Eh, sonunda söylemiştim işte. Su dolu mataramı kapatırken, Vi bu cevabı bekliyormuş gibiydi. Kendimi daha başka savunacak bir kelimem yoktu. Bu yüzden sustum. "Sen yapmadın." Vi'nin sesi anlayış dolu olsa da kelimelerinde keskinlik vardı. Kafam karışmış halde bakışlarımı ona çevirdim. "Bunu anlatmak bana düşmez." Kelimelerini seçerek kullanıyordu. "Fakat Scott'ın ailesi, o daha gençken bir lonca üyesi tarafından zarar gördü." Derin bir iç çekti. "Öldüler." Kısa bir an şok yaşadım. Loncanın, birine bu denli zarar vermesi imkansızdı. Biz hep koruyucuyduk. Loncaya duyduğum sadakat, bunun içinde bir hata olabileceğini düşünmeme sebep oldu. "Nasıl?" "Nasılını bir gün umarım Scott anlatır. Ama o zamana kadar, Scott'ın büyüye karşı olan önyargısını kabul etmen gerekecek. Öğrendiğinde inandığın şeylerle çelişebilirsin." Ailesine ne olmuştu? "Anlıyorum." Ama aslında anlamıyordum. Belki ne olduğunu bilseydim, empati yapmak veya tolerans göstermek benim için daha kolay olabilirdi. Fakat hiçbir şey bilmiyordum. Yine de Scott'ın haklı gerekçeleri olabileceği konusunda Vi'ye güvenmeyi seçecektim. Vi ayağa kalktı. "O halde yola devam edebiliriz." Sesi, şimdi az önceki kasvetli konuşmaya nazaran daha canlı geliyordu. Molamız bittiğinde tekrar yola koyulduk. ⸙⸙⸙ Birkaç gün sonra yola çıkışımızın dördüncü gecesindeydik. Kızılçukur Ormanına gireli bir gün olmuştu. Grup, ilk güne nazaran daha rahatlamış gibiydi. Bu akşam, diğerlerinin çalı çırpı toplamasına gerek kalmadan, gece boyu sönmeyen bir ateş yakabileceğimi söylemiştim. Herkes memnuniyetle kabul ettiğinde rahatlamış, ateş, için gerekli büyüyü yaparken, grubun dikkatle beni izlediğini görmüştüm. Bakışlar özellikle el hareketlerime kilitlenmişti. Onlara, Büyücü Loncasında her büyücünün, büyü yapmasını sağlayan bir el hareketi olur diye açıklama yapmıştım. Loncada her büyücünün mana hareketi kendine hastır. Bu hareket bizim imzamız gibiydi. Benimki düz bir çizgide parmaklarımı aşağı ok yönünde hareket ettirip, zarifçe sağa uzatmaktı. Mergen'in kendi hareketi; işaret parmağıyla çizdiği küçük bir o şekliydi. Her büyücünün farklı büyü imzası olduğu için, yüzlerce imza şekli vardı. Büyücülerin, büyüyü yaparken kullandığı şekil, etrafına ufak bir ışık tozu yayardı. Havada kıvrılan bu mana şekilleri, büyüyü yaparken dans ediyor gibi gözükürdü. Ateşin başında herkes bir şeyler ile ilgilenirken, ben de grubun yanına aldığı parşömenleri okuyup, yolculukla ilgili bize fayda sağlayacak bir şeyler arıyordum. Yaratılış öyküsü, ilk okunduğunda insanın aklına, halkların mitlerinden biri gibi geliyordu. Fakat bir masal değildi. Evrenin başlangıcına ve kaçınılmaz sonuna dair bir kehanetti. Bizden çok önce yok olan medeniyetlerin, evrene dair anlayışlarını anlatan bir rehber. İnsanlığın hem kendi doğasını hem de evrendeki yerlerini anlatan bir uyarı. "Yerin, göğün, hayvanların ve insanların olmadığı zamanda karanlık hâkimdi..." K…