GİRİŞ
Yazar: Elif Ecrin

Gece,karargahın üzerine çökerken hava bir anda soğumuştu. Dağlar karanlığın içine çekmiş,rüzgar bile yönünü kaybetmişti. Kutay ve ekibi yeni bir görev için bekliyorlardı. Kutay ise emri henüz almamış olmasına rağmen ilk kez bu kadar huzursuzdu. Nedenini o da bilmiyordu. Ama şunun farkındaydı asker olduysan, eğer korkular mazeret sayılmazdı. Kendisine verilen emirleri şartsız, sualsiz yerine getirmesi gerekiyordu. Kapıdan uzun boylu, iri cüsseli bir adam çıktı. Bu Yarbay Sungur Alp Demirkıran’dı, telefonla konuşuyordu. Telefonu kapatırken bakışları sertti. Timdekilerin gözü Yarbay’a döndü. Herkes gelecek emri merakla bekliyordu. "Hazırlanın, yeni göreviniz sıfır saat." Üsteğmen Barçın Sancaktar bir adım öne çıktı. "Komutanım, nereye gidiyoruz?" "Molvar" Sert ve otoriter bir sesi vardı. Herkesin içine bir korku sardı çünkü sıfır saat günlerce, değil, aylarca değil, yıllarca sürebilir ve askerlerin ölümün kıyısında olduğu bir görevdi. Yarbay Demirkıran asker selamı yapıp "gazanız mübarek olsun yiğitlerimiz " dedi Aynı şekilde selam veren timdekiler "sağol" diye bağırdı. Amacımız ordaki silahlı yapıyı bitirip, Türkiye’ye sızmasını engellemek. Timdekiler belkide son kez evlerine rahat bir uyku için gitmeye koyuldu. Arkadan Yarbay Demirkıran "Kutay sen kal” diye seslendi. Kutay "emrinizdeyim komutanım " Yarbay Demirkıran " yüzbaşı bu görevin bundan önceki görevlere benzemediğini ve en tehlikelisi olduğunu biliyorsun değil mi " Sert bir sesle "biliyorum komutanım " "Canınız pahasına bu görevi yapabileceğinize inanıyorum. " "Sağolun komutanım. " "Yüzbaşı Kutay, herkes önce Allah a sonra sana emanet yolunuz bahtınız açık olsun. " Belkide son kez evinin yolunu tuttu.