Son Sözüm

2

Yazar:

Son Sözüm - Rabia Kaya kitap kapağı
Son Sözüm kitap kapağı

2014 / Manisa – Akhisar Aradan on yıl geçmişti. Artık yirmi yaşındaydım. Çocukluğumda yaşadığım kayıplar, zihnimde silinmeyecek izler bırakmıştı. Kara Kız’ın gidişiyle başlayan o eksiklik, anne ve babamın trafik kazasıyla derin bir boşluğa dönüşmüştü. Toparlanmak kolay olmamıştı. Uzun bir süreçti. Geceler boyu düşünmek, sabahları güçlü görünmeye çalışmak… Ama insan alışıyordu. Eksikle yaşamaya alışıyordu. Kendimi işe verdim. Bir şeyler öğrenmeye, üretmeye, ayakta durmaya çalıştım. Bu evi geçindirmek artık benim sorumluluğumdaydı. Dedem yaşlanmıştı. Tarladan döndüğümüzde yorgunluğu yüzüne vuruyordu. Sevda ve ailesi ise her zaman yanımdaydı. Maddi manevi destekleri omzumdaki yükü hafifletiyordu. Ama yine de akşamları dedemle tarladan döndüğümde üzerimdeki toprak kadar yorgunluk da taşıyordum. Sevda artık büyümüştü. Köyümüzün sağlık ocağında hemşire olarak çalışıyordu. Beyaz önlüğü içinde yürürken çocukluk hâlinden eser kalmamıştı; ama gözlerindeki sıcaklık aynıydı. Yıllar geçtikçe aramızdaki bağ değişmişti. Artık sadece çocukluk arkadaşı değildik. Birbirimize tutunuyorduk. Ve ben, geçmişin acısını taşırken geleceğe ilk kez umutla bakabiliyordum. “Ben on dört yaşındaydım o zamanlar… Çok net hatırlıyorum. Dedem artık iyice yaşlanmıştı. Şekeri çıkmıştı, vücudu eskisi gibi direnemiyordu. Tarlaya eskisi kadar gidemiyor, gittiğinde de erken dönüyordu. Bir gün yatağa düştü… ve bir daha kalkamadı. Onu toprağa verdiğimiz gün, içimde bir şey daha sustu. Dedem gittikten sonra evin içindeki sessizlik değişti. Duvarlar bile farklı yankılanıyordu sanki. Anneannem güçlü görünmeye çalışıyordu ama geceleri odasından gelen hıçkırıkları duyuyordum. Yalnızlığı kaldıramıyordu. Bir ay dayanabildi. Bir gece namaz kılmak için abdest almaya kalkmıştı. Ben odamdaki masada oturuyordum. Suyun akış sesi geliyordu. Sonra bir ses… Metal bir şeyin yere çarpması gibi. Koşarak banyoya girdiğimde lavabonun kenarına yığılmıştı. Kalp krizi… Tam “Toparlanıyoruz, iyileşiyoruz.” dediğim anda hayat bir kez daha altımdan çekildi. İki yıl içinde annemi, babamı, dedemi ve anneannemi kaybetmiştim. Eve gelen ziyaretler arttı. Taziye için gelenler, dua edenler, başımı okşayanlar… Sonra yavaş yavaş azaldılar. Hayat onların evlerinde devam ediyordu çünkü. Ama benim evimde zaman uzun süre ilerlemedi. O süre boyunca Sevda’nın annesi bana annelik yaptı. Yemeğimi o getirdi. Hasta olduğumda başucumda o bekledi. Bayram sabahları kapımı o çaldı. Bana “Oğlum” diye hitap etmeye başladığında ilk başta yadırgamıştım. Ama insanın bir sese, bir şefkate ihtiyacı oluyor. Ben ayakta kaldıysam… biraz da onun sayesinde kaldım. Şimdilerde ise, Sevda’ya ve annesine güzel bir gelecek sunabilmek için şehirde çalışmaya karar vermiştim. Bu toprakları, bu evi, hatıralarla dolu bahçeyi bırakmak kolay değildi. Ama yerimde saymak da istemiyordum. Bir akşam sofradan sonra konuyu açtım. “Şehre gitmeyi düşünüyorum,” dedim sakin görünmeye çalışarak. “Bir iş ayarladım. Birkaç ay çalışıp biraz para biriktireceğim.” Sevda’nın annesi kaşığını yavaşça tabağa bıraktı. Yüzünde endişeli bir ifade belirdi. “Uzak şehir…” dedi kısık bir sesle. “Yapabilecek misin oğlum? Bir sıkıntı çıkmaz değil mi?” Onların gözlerinde kaybetme korkusunu görüyordum. Bu ev zaten yeterince vedaya şahit olmuştu. “Bana güveniyor musunuz?” diye sordum. “Güvenmez olur muyuz?” dedi Sevda’nın annesi. Gözlerim Sevda’yı buldu. Sessizdi. Ama bakışları her şeyi söylüyordu “Merak etme,” dedim ona yaklaşarak. “İş için birkaç ay çalışıp sonra tekrar memlekete, sizin yanınıza döneceğim.” Sözlerim onu bir nebze rahatlatmış olmalı ki başını yavaşça salladı. Yine de gözlerinin içindeki kaygı tamamen silinmemişti. Yanına yaklaşıp alnından öptüm. Kollarımı omuzlarına doladım. Başını göğsüme yasladı. O an şunu hissettim: Ben artık yalnız değildim. Ama ilk kez, sevdiklerimden uzak kalma ihtimali beni korkutuyordu. “O günü çok net hatırlamıyorum aslında… Ama bazı detaylar zihnime kazınmış gibi. İşten geç çıkmıştık. Hava kararmaya yüz tutmuştu. Dedemin yetmiş a…

Bölümün tamamını WritePad'de oku