13
Yazar: Rabia Kaya

"İnsan insanı, Ya tamamlayamadı, Ya tam anlayamadı..." (LA EDRİ) —4 AY SONRA—21.07.2024 -Aşkım şu tabloların bazılarını koridordaki duvarlara asalım. Tabi asarım. Sen seç oraya asılacak olanları, ben halledeceğim. Şu avizeleri halledeyim. Ya Mehmet hâlâ evimizi dizdiğimize inanamıyorum. Avizenin yerini ayarlarken aşağıdan bana kafasını kaldırmış bakan ela gözlerine denk geldiğimde gülümseyip tekrar bakışlarımı avizeye çevirdim. Aşkım düğmeleri aç kapa yapar mısın? Dediğimi yapıp düğmeleri bi aşağı yukarı kaldırdığında sorunsuz bir şekilde ışığımız da yanıyordu. Ellerimi birbirine çarparak " evet bu da halloldu." Bende mutfağı ve odaların temizliğini bitirdim. Baştan aşağı süzdüğümde üzerinde eski kıyafetlerinden giydiği bluzu ve eşofmanı biraz boya lekeleri vardı. Öylece bitkin haliyle, duvara yaslanmış yere çömeldi. Altına şu tabureyi al! Yer soğuk hastalanmanı istemiyorum. Düğünümüz var akşama. Off evet! Öğlen dört gibi beni kuaförden alırsın. Zaten her şeyi hallettik güzelim. Sen hazırlan da götüreyim. Sen ne yapacaksın? Bende saç - sakal için kuaföre geçeceğim. Hazırlanman bitince gelir alırım. Tamam canım. Annem de senin annenle birlikte misafirlere ikram edilecek yemekleri yapıyorlardı. Onların yanına uğrarız, olur mu? Ela gözleriyle öyle masum masum bakıyordu ki sandalyeden inip tam karşısında durdum. Nefesimiz birbirine dokunurken, alnına ufak bir öpücük bırakıp geri çekildim. Olur olur. Kısa bir an gözlerini benden kaçırıp çöktüğü yerden kalktığında uzattığım tabureye oturdu. Aferin, kocanın sözünü ikiletme. Güzel karım benim. Bir saniye telefon çalıyor, geleceğim. Henüz yeteri kadar eşyamız olmadığı için boş duvarlar arasında Sevda'nın zil sesi duyuldu. Yanımdan ritmik adımlarla koşarak telefonunun yanına gitti. Halıları serdiği esnada mutfakta unutmuş olmalıydı. Yorgunluktan kuruyan dudaklarıma can katmak için, yemek masamızın üzerindeki şişemi aldım. İçtiğim an, içimdeki ferahlama hissiyle derin bir nefes alıp verdim. Pek su alışkanlığım olmadığından dolayı, çok yorulmadığım müddetçe aklıma su içmek gelmiyordu. Sevda ise benim tam tersimdi. Çay pek sevmediğinden dolayı, sürekli yemeklerde ve kahvaltıda suyu tüketme yetisi daha iyiydi. Kim aramış? Kapının eşiğinde bana bakmadan elindeki telefonuyla birşeyleri inceliyor gibiydi, sessizce bekledim. Buse aradı. Düğün salonunda çalınmasını istediğim şarkılardan bahsederken ben hallederim demişti. İyi iyi. Allah razı olsun hepsinden, çok yardımcı oluyorlar. Ekrem'de Nazan'la konuşmuş. Senin mağazada unuttuğun ayakkabılarını almışlar. Ayy süper! Kayboldu diye çok korkuyordum! Yok yok, getirecekler. Ne yapacağını şaşırmış haliyle kendi etrafında dönüp duruyordu. Başım döndü dur aşkım! İkimizin kahkaha sesleri odayı doldururken onun çimen gözleri benim topraklarıma bir bakışıyla nefes verdi. Gözlerinde hayat buldum, nefes buldum... İkimizde yeni evimizin anahtarıyla kapıları kilitleyip dışarı çıktık. Sezay arabasını benim için ödünç vermişti. Düğün arabası olarak onun arabasını seçmemizin tek sebebi, Sevda'nın kabarık gelinliğiyle benim arabama binmekte zorlanacağını düşünmemizdi. Siyah mat tonlarınki Range Rover modelarabasının üzerinde beyaz çiçeklerle süslenerek tatlı bir görünüm katmıştı. Arka plaka kısmında ise " Biz evleniyoruz" yazısını okurken ikimizde göz göze geldiğimizde gülümsedim. Sezay'ım, devrem! Çok teşekkür ederim lan. Araba baya iyi görünüyor! Valla dün yıkamaya verdim, bugün de bu süslemelerini yaptırdım. Benzin gaz hepsi full, gönül rahatlığıyla sana teslim ediyorum. Elime uzattığı arabanın anahtarını cebime koydum. Sağ ön tarafı işaret ederek "E hadi atlayında kuaföre geçelim." deyişimle yanıma Sevda sağ koltuktaki yere geçti. Ardından Sezay'da arka koltuğa oturduğunda kuaförün olduğu yöne doğru ilerledim. Arabasının dikiz aynasında asılı duran asker künyesi ve yanında sallanan fenerbahçeli süslerini çıkarmamıştı. Onun en kıymetli eşyalarından biri olduğunu bilediğimden dolayı ses etmedim. Radyosunu açtığımda yabancı şarkılar çalmaya başladı. Müzik zev…