10
Yazar: Rabia Kaya

••• 4 Gün Sonra••• SEVDA'DAN - Hayatım, hadi kalk! bizimkiler tarladan gelmek üzereler. Off beş dakika daha ne olur! diyerek yastığına iyice suratını gömdü. Kolundan tutup çekiştirdiğimde, beni ani refleksiyle üzerine aldı. Uykulu halinle bile çok karizmatik duruyorsun, kocam benim! Son söylediğim kelime hoşuna gitmiş gibi suratında bir muzipçe bir gülümseme vardı. Kıvrılan dudağının kenarını öpüp geri çekildim. Yataktan çıktığında, banyoya doğru yavaşça ilerledi. Sarhoş gibi ilerlerken üzerinde babamın bol gecelik takımı vardı. Bu çocuğa bir şey yedirmemiş mi dayısı? Bu kadar cılız değildi sanki? diye düşünürken yatak örtüsünü topladım. Açık pencereden örtüleri ve banyodan getirdiğim paspasları sirkeledim. Gözlerini ovuştururken odaya giren Mehmet'e gülümsedim. Benim şu getirdiğim çantadan kıyafetlerimi hazırlar mısın? Annemler gelmeden bir duş alayım. Yoldan geldiğimden beri duş alamadım. Tabii hazırlarım, sen duşunu al bir rahatla. Alnıma ufak bir öpücük kondurup, banyoya geçti. Ardından kapıyı kitleme sesi geldi. Kapının ona bozuk olduğunu söylemeyi unuttum! İnşallah kapıyı açan olmaz! Ne kadar anahtarı da çevirse de, kapanmayacaktı. Ama bunu bilmiyordu... Makyaj masamın kenarına bıraktığımız, çantasında getirdiği birkaç parça kıyafetine bakındım. Siyah bir oversize kazak, siyah kumaş pantalon ve iç çamaşırını ayarlayıp yatağın üzerine bırakıverdim. Sirkelediğim yatak örtüsünü tekrar düzenliyerek yatağa serdim. Yastıkları yana yana koydum. Yastığıma kokusu sinmişti, insan bu kokuya nasıl veda ederdi? Paspasları pencerede asılı bıraktım. Tam odadan çıkacağım an Mehmet'le burun buruna geldim. Eğilip burnuma minik bir buse kondururken kollarını dayadağında gözlerim kaslarına değindi. Sadece beline sardığı havlu ile gözümün önünde yarı çıplak haliyle duruyordu. Dudaklarımı ısırıp, heyecandan panikleyerek arkamı döndüm. Onun bu halleri, beni benden alıp götürüyordu. "düşünsene Sevda; Duştan çıktığında seni böyle karşılayan bir erkek senin eşin olacak yakında. Belki de boy boy küçük mehmetçikleriniz olacak." Kafamdaki kurduğum hayalleri bir kenara atıp, silkelendim. Hadi hadi oyalanmadan giyin! Saçlarındaki ıslak su damlaları göğsüne düşerek akıp gidiyordu. " Gözlerini üzerimden alamayınca, bozmayayım dedim" Derken gözleriyle karın kaslarını işaret etti. "Sen bu adama nasıl cılız dedin be kızım. O kazağın altında ne cevherler yatıyormuş. Sahibisin ama hazinenin iç kısmından haberin yok yahu!" İçimden kendime söylenirken gözlerimi kaçırdım. Arkamı tekrar dönmemek üzere, mutfağa doğru adımlarımı hızlandırdım. Kısık ateşte duran yumurta tavasını aldım. Masamızın orta kısmına koymadan önce altına bez yerleştirdim. Mazallah annemin örtüleri pek kıymetli! Bir şey olsa dilinden kurtulamazdım. -Oo hanımım yumurta yapmış. Bir günaydın öpücüğü ver bakayım. Olmaz Mehmet! Sabah öpmüştüm ya zaten! O ayılmam içindi, bu günümün ayması için! İşaret parmağını yanağına dokundurarak öpmemi istediği yeri gösterdi. Tamam tamam! Yanağına ufak bir öpücük kondurup, birkaç adım geriye doğru gittim. Mutfağın penceresinden dışarı bakındığımda, annemle babam eve girmek üzereydi. Önümdeki bedeni elimle hafifçe ittirdim ve kapıya doğru adımlarımı hızlandırdım. Hoşgeldiniz anne,babacığım. Hoşbulduk, güzel kızım. Ne hazırladın bakalım? Yumurta yaptım, pek malzeme kalmamıştı. Bugün işleri bitirdiğimde bir alışverişe gideriz. Benim dizlerim ağrıyor ya! Sen Mehmet'le gitsen olmaz mı? İyi misin anne? Dizlerim romatizmam yüzünden ağrıyor. Nasıl geçecek bu dert bilmiyorum. Tamam anneceğim, sen yorma kendini tabii ki Mehmet'le gideriz. Kızım bunları al da, düzgün bir yere koy. İçinde annenin ilaçları var. Geçen gün arabada kalmış. Aklıma gelince torpidodan aldım. İyi ki hatırlamışsın babacığım. Elimdeki poşette duran ilaç kutularını dolabın üst rafına yerleştirdim. Anneme göz devirip " umarım ben yanından ayrıldığımda ilaçlarını aksatmazsın anne." diyerek uyardığımda bakışlarıyla "unutmam heralde" dercesine bakışlarıyla cevap verdi. Çoğu zaman bana gözleriyle cevap…