11. BÖLÜM
Yazar: Ebrar

Merhabaaa! Bölüme geçmeden önce şöyle bir bilgilendirme yapmak istiyorum. Bölümlerde içime sinmeyen şeyler fazla olduğu için bölümleri düzenlemeye aldım. Bölümler arasında küçük mantık hataları olabilir!! Bölümler taslak gibi olduğu için kusura bakmayın. Bir sonraki bölümde görüşürüz. İyi okumalarrr. Yeni başlangıçlar vardır. İçinde umutla karışık kaygıları olan. Eskimiş kitaplar vardır. Hâlâ yazılması gereken sayfaları olan. ~~ Gecenin içinde fısıltı gibi esen yel, camların arasından sızarak kulaklarıma ulaşıyordu. Yorgunlukla önümdeki makarnadan bir çatal aldım. Görev biteli saatler oluyordu. Hepimiz evlerimize dağılmıştık. Bense sessizliğin yankılandığı bu duvarlara karşılık kafamı sandalyenin sırtına yasladım. En son Ankara'da yediğim yemekle duruyor olmam, kendimi bıraktığımda açlığımı göstermişti. Bu yüzdendir ki gecenin karanlığında, cılız mutfak ışığında soslu makarnamı yiyordum. Doğrudur, yataktan kalkıp yaptığım ilk iş makarna yapmaktı. Sıcaklığını boğazımda hissettiğim makarnayla yanımda duran sürahiden bir bardak su içtim. Yarın, yani birkaç saat sonra, askeriyeye, ardından hastaneye gidecektik. Hem çocukların hem ailelerin durumunu öğrenip ziyaret etmek istedik. Ek olarak da Asiye teyzelere, benim canım komşularıma. Gelecekteki kaynana. Oğuz'la olan sahte ilişkimizden bahsedecektik. Büyük ihtimalle birkaç gün içinde de annemler gelirdi. En son onlara evlenmek istediğimizi söylemiştik. O an fazla tepki vermeseler de konu yarım kalmıştı. Sesli bir nefes vererek bitmiş tabağımı kaldırarak tezgâhın üstüne koydum. Aynı hızla evde açık olan tek ışığı da kapatarak yatak odama doğru ilerlemeye başladım. Kendimi yatağa attığımda uyumaya çalışsam da zihnimdeki düşünceler aklımı kurcalıyordu. Evlenecektim. Şehit olmak için gün sayan bana bu çok ani gelmişti. Evlenmem demiyordum, hatta isterdim ancak bunun hiç tanımadığım bir adamla olması garip geliyordu. Sorgulamadım. Ya da sorgulamak istemedim, bilmiyorum. Yatağımın yanında komodinin üzerinden tuşlu telefondan saate baktım. 05.16 İki buçuk gibi dağılmıştık evlere. Doğru düzgün uyuyamamıştım. Yorgunlukla gözlerim kapanmak istiyor ancak uyku ile uyanıklık arasındaki ince çizgideydim. Çok sürmeden ay ışığının yüzüme vurması ile uykuya adım attım. 🌷💫 Çalan alarm, kafamda süregelen ağrıyı tüm vücuduma yaymaya ant içmiş gibi ötüyordu. Daha dayanamayarak elime aldığım telefonu fırlatmaya hazırlanıyordum ama onu kullandığım aklıma gelince duraksadım. Lakin duraksamam hiçbir işe yaramayarak elimdeki telefonun fırlamasına neden olmuş ve yatağın karşısındaki dolaba çarparak yere düşmüştü. "Hay senin yapacağın işin ecdadını..." Sinirle ayaklanıp fırlattığım tuşlunun hasar kontrolünü yapmıştım. Aslanıma bir şey olmamıştı. Sanki kırılsa alacak parası yok. Vardı ama almaya gerek yok, bu yüzden iyi bakmam lazımdı. Yataktan kalktığım için uykum açılmış olmasına rağmen bana göz kırpan yatağıma son kez üzüntüyle bakarak arkamı döndüm ve banyoya doğru ilerledim. Dün askeriyede duş aldığım için bugün hiç bulaşmayarak işlerimi hallettim. Çıktığımda bugün ilk iş askeriyeye gideceğim için üniformamı giydim. Saçlarımı da hallettiğimde hazır olmanın verdiği rahatlıkla kendimi yatağın ucuna oturdum. Dağınık olan evim sinir geçirmeme sebep olmadan ayaklanarak evi görünür şekilde topladım. Kaç gündür detaylı temizliğe girmemiştim. İlk boşluk olduğunda bunu yapsam iyi olurdu. Kendimi onaylayarak eşyalarımı alarak çıkmaya doğru ilerlemiştim. Dün yorgunluktan fark etmesem de aşağı katımda kalan öküz kapıyı yaptırmış, görünüyordu. Ona hiç ses etmeden indim ve arabama geçmiştim bile. Kaç gündür göt göte geziyorduk, bıkkınlık gelmişti. Evlendikten sonra zaten her gün yüzünü görecektim, öncesinde bu kadarına gerek yok. Bu evliliği fazla mı hızlı kabullendim diye düşündüm ancak kabullenmeyip ne yapacaktım? Kendime işkence etmektense buna alışmak işime gelirdi. Arabamı çalıştırarak askeriyeye doğru sürmeye başladım. Yaklaşık kırk dakika sonra varmıştım bile. Yol sakin ve boş geçmişti. Zar zor uyuduğum iki s…