6.BÖLÜM
Yazar: Ebrar

Umudu tutsak benim, altın kafeste İster güneş ol yak beni Yağmur ol ağlat beni ~~~~~~ Öyle bir an olur ki algılarınız kapanır hiç yaşanmasın istersininiz içinde bulundum zaman da öyle Albayın odasında ses çıkmıyordu Albay bize dik şekilde bakmaya devam etmesi sinirimi bozmuştu ben zaten gidicek olmamdan dolayı bu konu sorun teşkil etmiyordu fakat beraber gideceğim kişiler ediyordu. İçten içe ondan Kurtuluyor olmam beni sevindirirken bi anda hala muhatap olmam gerektirmesi hiç olucak iş değildi. Tolgayı da anlardım ama Kuzey asla bir husimetimiz olmasını istemiyordum lakin emire itaat etmekten başka çaremiz yoktu aynı zaman da aklımı kurcalayan şeyleden biride Oğuz'la Kuzey'in karışılaşması olasılığı beni daha da geriyordu ve Kuzey'in rütbesinin Oğuz'dan üste olmasınıda kullanacağından adım kadar emindim. Odada ki sessizlik hâla devam sürüyordu Kuzey'in bunu bozmasıda çok sürmedi. "Emredersiniz komutanım." Dedi bizde transtan uyanıp "Emredersiniz komutanım." Dedik başka birşey diyemezdik emir demiri keserdi çünkü çıkanilirsiniz dediğinde odadan sırsıyla çıktık. "Farkında mısın? Ayrılamıyoruz" Bana doğru eğilen başla geriye doğru çekildim. "Malesef komutanım inananın isteyerek olmuyor." Dedim daha sonra Elif'e kaş göz yaparak gitmemizi işaret ettim oda beni anlayarak Kuzeyi bilgilendirerek ilk önce kıyafetlerimizi değiştirdik ardından üsten çıktık. "Umarım Oğuz komutanımla Kuzey komutan karşılaşmaz." Benim duyabileceğim şekilde mırıldandı Elif. "Umarım.." diyerek bende onu onayladım. Arabamın yanınna vardığımızda bana döndü. "Ben taksiye giderim komutanım ve hala lokantadalarmış." Dedi tahmin etmiştim "Aynı yere gidiyoruz zaten beraber gidelim." Dedim man tıklı gelmiş olacak ki arabaya bindi. Sürücü koltuğuna geçip kontağı çalıştırdım. Oda zaten yanıma geçmiş kemerini takmıştı. Hızlı hareketlerle park yerinden arabayı çıkarttım. Kısa bir yolun ardından lokantaya varmıştık. İçeri girdiğimizde masadan birkaç kişi ayrılmıştı ama çoğunu burda olduğunu gördüm. Çoktan yemeklerini yemiş olcaklar ki sohbet ediyorlardı. Biz yanlarına yaklaşınca ilk onun gözü bana dönmüştü. Daha sonrada diyerleri yanlarına geldiğimizde yerlerimize geçmiştik. "Ne yaptınız? Nasıl geçti görev komutanım?" Diyen Kaan'a döndüm. Daha bismillah yeni geldim. "İyi geçti ancak bir haberim var, Bizimle beraber Kuzey ve Tolga'nın da tayinini çıkartmışlar." Dedim bi sessizlik oldu. İkide bir sessizlik olmasın geliliyorum ya! Selçuk ağzının içinde konuştu. Ahmet abininse birşey yapmıyordu sadece önüne bakıyordu. Bu timden kimse Kuzey'i sevmezdi hatta nefret ederdi. Şu an ki olduğu gibi beni darlıyoru affet diye ama ilk ayrildığım zaman resmen rahatsız ediyordu. Askeriye ye çiçek göndermek ten evime not bırakmankatan sabah akşam armaktan herşeyi, benim çok kez uyarmama rağmen hala devam etti bende onu şikayet ettim ve bizim timdeki 'Elif'de dahil' herkes şahitlik yaptı. Bu onun siciline işlememişti. Babasının sözü geçen bir Cumhuriyet savcısı olması bunda etkiliydi tabiki. Onlar ağızlarının içinden küfürler savururken birşey yapılamayacağını biliyorlardı. Ben yemek yimeden çıktığımdan kendime yemek sipariş etmiştim ortamda hala gergin bir hava olsan da kimse laf etmiyordu etsede bir şey değişmeyeceğini biliyordu bişdikleri başka şeyse Kuzey'in ağzından burnundan getiricekleriydi. Ben ve Elif yemeklerimizi sipariş etmiştik onlarda çay alarak sohbet ediyolarlardı anlaşmaşarı iyiydi en azında bu konuda zorluk çıkmayacaktı. Saatler ilerledikçe biz orda sohbetler ettik bazen Kaan da kendi gibi birini bulmuş olacak ki Arda ile yan yana geçmiş yarılarak gülüyorlardı ortamdakiler biz yokken bunu fazla yaşamış olmalılar fazla umursamıyorlardı. Havanın iyice kararmasıyla açık olan lokantanın loş ışığı birleşince sakin bir ortam gibi gözükmesi ve masada dönen sohbetin enerjisi de yavaşça yitip gitmesi huzurlu bir ortam oluyordu ne çok ses ne de çok sesizdi herkeste teker teker gözlerimi gezdirdim bazılar benim gibi sesizce dinliyor bazıları sohbet ediyordu Oğuz'a döndüğümdeyse o b…