9-TANIŞMA
Yazar: Ebrar

Ruhunuzun derinliklerinden bir duygunun sizden izinsiz kaydığını hissedersiniz. Belirsiz bir histir bu; arasan bulamazsın ama vardır işte. Hiç yerinden ayrılmadan oradadır ama özellikle bazı anlarda ortaya çıkar. En çok da kendini bu anlarda hissettirir. Ruhunuzun sahibi olan kalbiniz, bu anlarda delicesine atardı. Böyle yaşadığım anlar hayatımda fazlasıyla azdır. Ancak son günlerde bu his fazlasıyla artmıştı. Bu hissi yaşamamı sağlayanın kim olduğunu ne kadar bilmek istemesem de gayet iyi biliyordum. Kendime ne kadar erken desem de, onunla bu kadar samimi olamazsın desem de düşüncelerim ve fiillerim birbiriyle ters düşüyordu. Bunu ben isteyerek yapmıyordum. Bunca zaman üzerimde olan düzenli ve kesin yaşama gereksinimi, onun yanındayken kendini devre dışı bırakıyordu. Örneğin şu an benim annemle babama tanıştırma olayını konuşmam gerekirken neden onu düşünüyordum? Kendimi toparlamam lazımdı. Defalarca kendime söylediğim şeyi yapmam gerekiyordu. Askeriye yatakhanesinde, yatağımın yanında duran komodinden telefonumu alarak annemi aradım. Birkaç dakika çaldıktan sonra açmıştı. "Alo kızım." Annemin özlem dolu sesini işittiğimde yüzümde buruk bir tebessüm oluştu. "Annem, ne yapıyorsunuz?" "İyiyiz kızım. Biz de babanla oturuyoruz işte. Gökçe öğrencisinin yanına gitti, Arhan'ın da dersi var." Dudağımın kenarı ister istemez daha da kıvrıldı. Özlemiştim onları. "İyi olduğunuza sevindim da... Anne, uzatmayacağım. Size bir şeyden bahsetmem lazım." "Hayrolsun." Derin bir nefes alarak konuya girmeye çalıştım ama nasıl girecektim ki? "Annem... Ben sizi biriyle tanıştırmak istiyorum." Birkaç saniye ses gelmedi. "Ay, kızımın mürüvvetini de gördüm ya, çok şükür." Bu hâline kıkırdadım. Bilinirdi ki annem benim evde kalmamdan korkardı ama babama kalsa beni hiç evlendirmezdi. Ona nasıl söyleyeceğimi düşünürken telefondan babamın sesi geldi. "Kiminle konuşuyon Meryem?" Onun yıllardır eksilmeyen gür sesini duymak içimi hoş etmişti. "Umay'la konuşuyorum Ömer." Birkaç hışırtılı sesin ardından babam konuştu. "Oy benim güzelim arar mıymış bizi ya." Alıngan sesine karşılık ağzımdan özlem dolu bir gülüş kaçtı. "Biliyorsun babam, ancak müsait olabiliyoruz. Hem zaten birkaç güne geleceğim." "Bir şey mi oldu? Sen durup dururken gelmezdin." "Aslında bir şey var ama ne tepki verirsin bilemiyorum." Sesim keskin çıksa da üzerindeki tedirginlik belliydi. "Ben ne zaman olağan dışı tepki verdim size kızım? Söyle işte." "Ben sizi biriyle tanıştırmak istiyorum." Annemde de olduğu gibi birkaç saniye ses gelmedi. Tedirginlikle beklerken birkaç öksürük sesi geldi. "Böyle çat diye söylenir mi kızım? Vallahi kalpten gideceğim." "Allah korusun baba, o nasıl söz?" Tepkisine gülmüştüm. Üzerimdeki yük yavaş yavaş kalkıyordu. "Böyle açıklamaya böyle söz, kızım." Gülmüştük. Annemin de gülme seslerini işitiyordum. "Ama baba..." "Tamam, gelin tanışalım." İnadının tutmamasına sevinmiştim. "Ne zaman gelirsiniz? Ona göre hazırlık yapalım." Düşününce hafta sonu gelip işi halledebilirdik. Hem herkes için daha iyi olurdu. "Hafta sonu geliriz anne." "Hafta sonu mu? Kızım, zaten bugün perşembe. Bunun temizliği var, yemeği var. Ne ara yetişecek?" Telaşına güldüm. Annemin en sevdiğim huylarından biri kuşkusuz abartmasıydı. "Fazla bir hazırlık yapmana gerek yok. Yabancı gelmiyor ya." Diyerek sitem ettim. Kendini boşu boşuna yoracaktı, tanıyordum onu. "Sus kız! Yapacağım dediysem yapacağım." Ses çıkarmadım. Yine bildiğini yapacaktı. "Kızım, şarjım az kaldı. Yüzüne kapanmasın. Gelince bol bol özlem gideririz zaten." "Tamam o zaman. Ben yine ararım sizi. Hadi görüşürüz." İkisinin de "Görüşürüz." demesiyle, ben kapatmadan telefon kapanmıştı. Resmen üzerime ağırlık yapan büyük bir yük kalkmıştı. Kafamı soğuk yastığa bırakıp gözlerimi kapattım fakat aklıma gelen şeyle bir anda tekrar açıp telefonumu almam bir olmuştu. Ben Banu'yu aramamıştım. Banu benim çocukluk arkadaşımdı, aynı zamanda kuzenimdi. Onun yeri bende apayrıydı; can kardeşim, yoldaşım, sırdaşımdı. Eğer bu tanıştırma olayını ona bir…