BÖLÜM 11 - TANRILARIN KARARI
Yazar: birkaleminizi_

Olimpos'u derin bir sessizlik kaplamıştı. Az önce kopmak üzere olan savaş durmuştu. Fakat kimse rahatlamamıştı. Poseidon ile Zeus hâlâ karşı karşıya duruyordu. İkisinin de elinde silahı vardı. İkisinin de gözlerinde öfke... Ve ikisinin de geri adım atmaya niyeti yoktu. --- Athena öne çıktı. "Yeter." Sesi sakindi ama emirdi. "Bu savaş burada başlarsa yalnızca siz değil, bütün dünya zarar görür." Hermes başını eğdi. Apollo sessizce bekledi. Hiçbir tanrı konuşmadı. --- Zeus derin bir nefes aldı. "Benimle gel." Poseidon gözlerini ondan ayırmadı. "Neden geleyim?" "Çünkü söyleyeceklerimi herkes duymamalı." Kısa bir sessizlik oldu. Sonunda Poseidon mızrağını yere vurdu. "Önden yürü." --- İki tanrı büyük salonun kapısından içeri girdi. Kapılar ağır bir gürültüyle kapandı. Dışarıda yalnızca Athena, Hermes ve diğer tanrılar kaldı. Hiçbiri içeride ne konuşulduğunu duyamıyordu. --- Thalassa ise merakına yenik düştü. Sessizce koridora ilerledi. Kapının yanındaki büyük sütunun arkasına saklandı. Belki içeriden bir şey duyabilirdi. --- Salonun içinde... Poseidon sertçe konuştu. "Şimdi anlat." Zeus pencereye doğru yürüdü. Bulutların arasından görünen denize baktı. "Onu senden çalmak istemedim." "Öyle mi?" Poseidon'un sesi alaycıydı. "O hâlde neden yaptın?" Zeus birkaç saniye sustu. Sonra yavaşça konuştu. "Çünkü biri onu öldürmek istiyor." Poseidon'un kaşları çatıldı. "Kim?" "Bilmiyorum." "Ama kehanet ortaya çıktığından beri karanlık güçler harekete geçti." "Thalassa yalnızca senin kızın değil." "O, kehanetin merkezindeki varis." --- Poseidon öfkeyle yumruğunu sıktı. "Ben onu korurdum." "Biliyorum." Zeus başını eğdi. "Ama düşman sadece denizlerde değil." "Her yerde." --- O sırada... Kapının dışında duran Thalassa yalnızca birkaç kelime duyabiliyordu. "...korumak..." "...kehanet..." "...tehlike..." Hiçbir şey anlamıyordu. Sadece kendi adını duyunca irkildi. --- Salonun içinde Poseidon'un sesi yeniden yükseldi. "Benden izin isteyebilirdin." Zeus'un yüzü sertleşti. "İzin isteseydim kabul eder miydin?" Poseidon cevap vermedi. Çünkü etmeyeceğini biliyordu. --- Uzun bir sessizlik oldu. Sonunda Zeus elini uzattı. "Bir anlaşma yapalım." Poseidon dikkatle baktı. "Nasıl bir anlaşma?" "Thalassa on yaşına kadar Olimpos'ta kalacak." "Bu süre boyunca onu birlikte koruyacağız." "On yaşına geldiğinde onu kendi evine götüreceksin." Poseidon uzun süre düşündü. Bu karar hoşuna gitmiyordu. Ama Zeus'un gözlerinde ilk kez kibir değil... Gerçek bir endişe görüyordu. --- Kapılar açıldı. İki tanrı birlikte dışarı çıktı. Athena rahat bir nefes aldı. Demek ki savaş çıkmayacaktı. --- Thalassa hızla sütunun arkasından uzaklaştı. Kimsenin onu dinlerken görmesini istemiyordu. Tam dönecekken arkasından bir ses duydu. "Thalassa." Arkasını döndü. Poseidon birkaç adım ötede duruyordu. Yüzündeki öfke gitmişti. Yerini yumuşak bir ifadeye bırakmıştı. Küçük kız çekinerek ona yaklaştı. Poseidon cebinden küçük, mavi bir deniz kabuğu çıkardı. "Bu senin." Thalassa şaşkınlıkla kabuğu aldı. "Benim mi?" Poseidon gülümsedi. "Altı yaşına girmeden önce bunu bana vermiştin." "Kaybetmememi istemiştin." Thalassa kabuğa dikkatle baktı. Hiçbir şey hatırlamıyordu. Ama nedense... Onu eline alınca içi sıcacık oldu. Poseidon eğilip kızının başını okşamak istedi. Fakat son anda elini geri çekti. Henüz zamanı değildi. "Bir gün eve döneceksin." diye fısıldadı. "Ve o günü sabırla bekleyeceğim." Thalassa cevap veremedi. Sadece elindeki deniz kabuğunu sıkıca tuttu. İlk kez... Evini gerçekten özledi.