♟️ SON HAMLE

5. BÖLÜM — KAYBEDECEK OLAN

Yazar:

♟️ SON HAMLE – zeynep ay kitap kapağı
♟️ SON HAMLE – zeynep ay kitap kapağı

5. BÖLÜM — KAYBEDECEK OLAN “ Kimin öleceğini de biliyor olmalısın. ” Derya'nın söylediği cümleyle birlikte odadaki bütün sesler sanki bir anda kesildi. Saatin tik takları bile duyulmuyordu artık. Sadece kendi kalp atışımı duyuyordum. Hızlı, düzensiz ve korkutucu bir şekilde. Derya'nın yüzüne baktım. Gözlerinde öyle bir korku vardı ki, ilk kez onun da benim kadar çaresiz olduğunu düşündüm. Ama bir şey daha vardı. Benden sakladığı bir şey. Büyük bir şey. “Bilmiyorum,” dedim. Derya başını iki yana salladı. “Biliyorsun.” “Hayır.” “Hatırladın.” “Çocukken olanları tam olarak hatırlamıyorum.” “Tam olarak hatırlamana gerek yok.” “Ne demek bu?” Derya masanın üzerindeki satranç tahtasına baktı. “Bazı şeyleri hatırlamak için yeniden yaşamak gerekir.” İçim ürperdi. “Ben yeniden yaşamak istemiyorum.” “Kimse istemez.” “Peki neden ben?” Derya cevap vermedi. “Bana bunu söyleme. Bana yine ‘çünkü oyun seni seçti’ deme. Gerçek nedeni istiyorum.” Derya derin bir nefes aldı. “Gerçek nedenini bilmek istiyorsan babanın odasına dönmeliyiz.” “Oraya zaten geldik.” “Hayır. Çalışma odasına değil.” “Nereye?” “Bodruma.” Bodrum kelimesini duyduğum anda içimde bir şey koptu. Çocukluğumdan kalan bulanık anıların arasında karanlık bir merdiven görüntüsü vardı. Babamın beni o merdivenlerden aşağı indirmediğini hatırlıyordum. Hatta bir keresinde kapının önünde durduğumu ve babamın beni sert bir sesle yukarı gönderdiğini hatırlıyordum. “Oraya girmemi hiç istemezdi.” “Çünkü orada oyunun başladığı yer var.” “Babamın bütün bunları bodrumda yaptığını mı söylüyorsun?” “Baban tek başına yapmadı.” “Kim vardı?” Derya gözlerini kaçırdı. “Bunu orada göreceksin.” Merdivenlere doğru yürüdük. Evin alt katı karanlıktı. Derya duvardaki eski lambayı açtı. Işık birkaç kez yanıp söndükten sonra zayıf bir şekilde yandı. Merdivenlerin sonuna geldiğimizde önümde eski, metal bir kapı vardı. Kapının üzerinde çizikler vardı. Bazıları rastgele yapılmış gibi görünüyordu ama biraz daha dikkatli bakınca çiziklerin belirli bir düzende olduğunu fark ettim. Satranç taşları. Sekiz küçük şekil. Sonra bir soru işareti. Derya cebinden anahtar çıkardı. “Bu anahtar sende miydi?” “On beş yıldır.” “Babam mı verdi?” “Hayır.” “Kim?” Derya kapının kilidine anahtarı taktı. “Sen.” Bir an ona baktım. “Ben mi?” “Çocukken.” Anahtarı çevirdi. Klik. Kapı açıldı. İçeriden soğuk hava yüzüme çarptı. Bodrum düşündüğümden çok daha büyüktü. Duvarlarda raflar, kutular ve eski dosyalar vardı. Ortada ise büyük bir masa duruyordu. Masada... Bir satranç tahtası vardı. Bu tahta diğerinden farklıydı. Daha büyüktü. Taşlar siyah ve beyaz değildi. Bazıları kırmızıydı. Bazıları gri. Ve bazı taşların üzerinde isimler yazıyordu. “Burası ne?” diye fısıldadım. Derya cevap verdi. “Gerçek tahta.” “Diğer tahta ne?” “Yansıması.” “Yansıma mı?” “Senin evindeki tahta sadece oyunun seni çağırmak için kullandığı tahta.” Masaya yaklaştım. “Peki bu?” “Gerçek oyuncuların tahtası.” Bir dosya gördüm. Üzerinde babamın adı yazıyordu. Dosyayı açtım. İlk sayfada bir fotoğraf vardı. Babam. Derya. Ve başka üç kişi. Fotoğraftaki adamlardan biri bana tanıdık geliyordu ama kim olduğunu çıkaramıyordum. Altında isimler yazıyordu: Murat. Derya. Selim. Cem. Alper. Beş kişi. Beş oyuncu. Dosyanın ikinci sayfasını çevirdim. OYUNUN BAŞLANGICI — 15 YIL ÖNCE Altında bir liste vardı. 1. Oyuncu — Murat 2. Oyuncu — Derya 3. Oyuncu — Selim 4. Oyuncu — Cem 5. Oyuncu — Alper “Babam Murat.” Derya başını salladı. “Evet.” “Peki bunlar ne yaptı?” “Bir oyun başlattılar.” “Niye?” “Bir anlaşma yüzünden.” “Ne anlaşması?” Derya uzun süre sustu. “Birini bulmak için.” “Kim?” “Babanın yıllardır aradığı birini.” “Kim olduğunu söyle.” “Lara...” “Kim?” Derya sonunda gözlerini kaldırdı. “Senin annen.” Nefesim kesildi. “Annem mi?” “Evet.” “Annem zaten onunla birlikteydi.” “Hayır.” “Ne demek hayır?” Derya başını iki yana salladı. “Baban anneni oyundan uzak tutmak için herkese yalan söyledi.” “Ne yalanı?” “Annen oyunun ilk kurbanıydı.” Bir anda başım döndü. “Hayır.” “Lara...” “Hayır! Ann…

Bölümün tamamını WritePad'de oku