♟️ SON HAMLE

39. BÖLÜM — BİRİNİZ ÖLECEK

Yazar:

♟️ SON HAMLE – zeynep ay kitap kapağı
♟️ SON HAMLE – zeynep ay kitap kapağı

39. BÖLÜM — BİRİNİZ ÖLECEK LARA “Biriniz ölecek.” Duvarın üzerindeki o cümleye bakarken beynim tek bir şeyi kabul etmeyi reddediyordu. Babam yoktu. Bir saniye önce karşımızdaydı. Bir saniye önce benimle konuşuyordu. Bir saniye önce elinde beyaz şah vardı. Şimdi ise ortada sadece kırmızı taş duruyordu. Ve o taşın hemen yanında kanla yazılmış üç kelime: BİRİNİZ ÖLECEK. Mert ilk hareket eden oldu. “Lara, geri çekil.” “Babam…” “Geri çekil!” “Babam nerede?” “Bilmiyorum.” Lina taşın yanına eğildi. “Bu kan yeni.” Mert: “Dokunma.” “Kanı söylüyorum.” “Ne fark eder?” Lina parmağını kanın yanına yaklaştırdı. Sonra hızla geri çekti. “Bu kan…” “Ne?” “İnsan kanı değil.” Mert: “Ne demek insan kanı değil?” Lina: “Bilmiyorum.” “Yine mi bilmiyorum?” “Bu farklı.” Ben duvara baktım. Yazı hâlâ oradaydı. BİRİNİZ ÖLECEK. Sonra harfler değişmeye başladı. Önce son kelime silindi. Sonra yeni bir cümle ortaya çıktı. “AMA HANGİNİZ OLDUĞUNA SEN KARAR VERECEKSİN.” “Hayır.” Mert: “Lara…” “Hayır!” Duvara doğru yürüdüm. “Ben kimseyi seçmeyeceğim.” Yazı değişti. “SEÇMEZSEN ÜÇÜNÜZ DE.” Lina: “Bizi korkutmaya çalışıyor.” Kırmızı taşın üzerindeki göz açıldı. “Korku, insanın en dürüst hâlidir.” Mert: “Kes sesini!” “Öfke de öyle.” Mert bir adım attı. “Suçluluk da.” Lina: “Yeter.” “Ve pişmanlık…” Taşın sesi bir anda benim sesime dönüştü. “…Lara'nın en sevdiği şey.” Donup kaldım. Mert bana baktı. “Dinleme.” Taş: “Otuz altı kez aynı hatayı yaptı.” “Ne hatası?” “Sizi kurtarmaya çalıştı.” Lina: “Bunda ne yanlış var?” “Her kurtarılan kişi başka birinin ölümüne sebep oldu.” Mert: “Yalan.” “İlk oyun.” Odanın duvarında görüntü belirdi. Ben. Mert. Lina. Üçümüz çocuk hâlimizle masanın başındaydık. “İkinci oyun.” Başka bir görüntü. Mert yerdeydi. Lina ağlıyordu. Ben tek başıma ayakta duruyordum. “Üçüncü oyun.” Bu kez Lina yoktu. “Dördüncü.” Mert yoktu. “Beşinci.” Babam yoktu. Görüntüler hızlandı. Onlarca. Yüzlerce. Her seferinde farklı bir kayıp. Ama sonunda hep aynı şey. Ben. Tek başıma. Taşın sesi: “Sen kazandığını sandın.” Gözlerimi kapattım. “Kes.” “Sen kazandığını sandın.” “Kes!” “Ama her kazandığın oyun…” Taş durdu. Sonra fısıldadı: “…bir sonraki kaybını hazırladı.” Mert elimi tuttu. “Bana bak.” Baktım. “Ne olursa olsun, onun söylediklerine inanma.” “Ya doğruysa?” “Değil.” “Ya gerçekten birinizi seçmem gerekiyorsa?” “Gerekmiyor.” “Bunu nereden biliyorsun?” Mert bir süre sustu. Sonra gülümsedi. “Çünkü ben seni tanıyorum.” Lina da yanımıza geldi. “Ben de.” Taş: “Ne kadar güzel.” Üçümüz ona döndük. “Üç oyuncu birbirine güveniyor.” Kırmızı taş hareket etti. Tık. Bir satranç tahtasının üzerine geldi. Sonra tahtada üç taş belirdi. Beyaz şah. Siyah vezir. Beyaz piyon. Mert'in taşı. Lina'nın taşı. Benim taşım. Üç taşın arasında kırmızı bir çizgi oluştu. Ardından yeni bir cümle: “BİR HAMLE.” Mert: “Ne?” “TEK HAMLE.” Lina: “Ne yapmamızı istiyor?” Taş cevap verdi: “Şahı seç.” Ben: “Seçmeyeceğim.” “O zaman vezir.” Mert: “Hayır.” “Piyon.” Lina: “Hayır.” “Üçünden biri.” Ben tahtaya baktım. “Peki seçersem?” “Oyun biter.” “Ve seçtiğim kişi?” Taş sustu. “Ölecek mi?” “Evet.” Mert: “Lara, sakın.” “Peki seçmezsem?” “Üçünüz ölürsünüz.” Lina: “Buna inanmayacağız.” “İnanmak zorunda değilsin.” Taşın göz sembolü büyüdü. “Sadece dene.” Birden Mert yere düştü. “Mert!” Yanına koştum. Göğsünü tutuyordu. “İyiyim.” “Ne oldu?” “Bir şey…” Yüzü bembeyazdı. “Kalbim.” Lina: “Mert!” Onu kaldırmaya çalıştık. Kırmızı taş: “İlk uyarı.” “Onu bırak!” “Seç.” “Hayır!” Mert: “Lara…” “Sus.” “Beni seçme.” “Ne?” “Eğer birini seçmek zorundaysan…” Başını kaldırdı. “…beni seçme.” Lina: “Ne saçmalıyorsun?” Mert: “Lina yaşayabilir.” Lina: “Sen ne diyorsun?” “Birimizin ölmesi gerekiyorsa…” Lina: “Hayır.” “Lina.” “Hayır!” “Bırak.” “Sus!” Lina ağlamaya başladı. “Ben seni kaybetmeyeceğim.” Mert: “Bunu seçemezsin.” “Seçerim.” Mert bana baktı. “Lara.” “Ne?” “Beni seçme.” Başımı salladım. “Kimseyi seçmeyeceğim.” Taş: “O zaman üçünüz de ölecek.” Duvar çatladı. Zemin sallandı. Tahtalar birer birer devrilmeye başladı. Mert ayağa ka…

Bölümün tamamını WritePad'de oku