♟️ SON HAMLE

38. BÖLÜM — 1987

Yazar:

♟️ SON HAMLE – zeynep ay kitap kapağı
♟️ SON HAMLE – zeynep ay kitap kapağı

38. BÖLÜM — 1987 LARA Kapının eşiğinde öylece kaldım. Karşımda otuz altı satranç tahtası vardı. Her biri farklı bir masanın üzerine yerleştirilmişti. Tahtaların üzerindeki taşlar ise birbirinden farklıydı. Bazılarında yalnızca beyaz taşlar vardı. Bazılarında siyahlar. Bazılarında ise bütün taşlar devrilmişti. Ama hepsinin ortak bir yanı vardı. Her tahtanın tam ortasında bir şah eksikti. Yutkundum. “Bunlar…” Mert telefonun diğer ucundan konuştu. “Ne görüyorsun?” “Otuz altı tahta.” Lina: “Taşlar?” “Var.” “Şah?” “Yok.” Sessizlik oldu. Sonra Mert: “Demek gerçekten doğru.” “Ne doğru?” “Her oyun bir şahın kaybolmasıyla bitmiş.” İçeri bir adım attım. Zemin gıcırdadı. O anda bütün tahtalarda aynı anda bir taş hareket etti. TIK. Geri çekildim. TIK. Bir taş daha. TIK. Sonra üçüncüsü. Otuz altı tahtanın tamamı aynı anda hareket etmeye başladı. Mert: “Lara, çık oradan!” “Çıkamıyorum.” “Ne?” Kapıya döndüm. Kapı yoktu. Sadece düz bir duvar vardı. Lina: “Kapı kapandı.” “Evet.” Mert: “Yanında ne var?” “Bir masa.” “Üzerinde?” “Bir tahta.” “Taşlar?” Yaklaştım. “Hiçbiri yok.” Lina: “Ne demek hiçbiri yok?” “Tahta boş.” Tam o sırada tahtanın üzerine bir taş düştü. TIK. Kırmızı taş. Göz sembollü. İçimde buz gibi bir şey yayıldı. “Yine o.” Mert: “Dokunma.” Dokunmadım. Taş kendi kendine hareket etti. Bir kare. Sonra bir kare daha. En sonunda tahtanın ortasına geldi. Ve yazı belirdi: OYUNCU SEÇİLDİ. Altında: LARA “Hayır.” Yazı değişti. OYUNCU DEĞİŞTİ. “Ne?” İkinci bir isim çıktı. MERT Mert'in sesi kesildi. “Ne oluyor?” Sonra üçüncü isim: LİNA Üç isim aynı anda parladı. Ardından: ÜÇ OYUNCU. Bir başka cümle: TEK KAZANAN. Mert: “Hayır.” Lina: “Bu bir oyun değil.” “Ne?” “Bu bir seçim.” “Aradaki fark ne?” “Bir oyunda rakibini yenmeye çalışırsın.” Lina'nın sesi titredi. “Burada birbirimizi yenmemizi istiyor.” Mert: “Öyleyse oynamayız.” Kırmızı taşın üzerindeki göz açıldı. “Oynamazsanız biriniz ölür.” Üçümüz sustuk. Mert: “Kim?” “Seç.” Lina: “Kimseyi seçmeyeceğiz.” “O zaman ben seçerim.” “Sen kimsin?” Bu kez cevap gelmedi. Onun yerine odanın arka tarafında bir projektör açıldı. Duvara eski bir görüntü yansıdı. Tarih: 1987. Görüntüde genç bir adam vardı. Babam. Ama daha çocuktu. Yaklaşık on iki yaşında. Yanında başka bir çocuk duruyordu. İkisi eski bir binanın önündeydi. Binanın üzerinde tek bir işaret vardı: ♟ Mert: “Bu baban.” “Evet.” Lina: “Yanındaki kim?” Görüntü yaklaştı. Çocuğun yüzünü gördüğüm anda nefesim kesildi. “Bu…” Mert: “Kim?” “Dedem.” Lina: “Babanın babası mı?” Başımı salladım. “Evet.” Görüntü devam etti. Dedem, babama küçük bir satranç kutusu veriyordu. Sonra bir şey söylüyordu. Ses yoktu. Ama dudaklarını okuyabiliyordum. “İlk taşı sen koyacaksın.” Babam başını salladı. Sonra kutuyu açtı. İçinden beyaz bir şah çıkardı. Mert: “Demek her şey burada başladı.” “Evet.” Görüntü değişti. Bu kez daha büyük bir oda vardı. Onlarca insan masaların etrafında oturuyordu. Her masada bir satranç tahtası. Her masada bir çocuk. Mert: “Bunlar kim?” Lina: “İlk oyuncular.” Duvarın karşısında siyah bir perde vardı. Perde yavaşça açıldı. Arkasında bir adam duruyordu. Yüzü görünmüyordu. Ama elinde kırmızı taş vardı. Adam konuşmaya başladı. Bu kez ses vardı. “İnsanların en büyük zaafı kaybetmekten korkmalarıdır.” Babam küçük yaşında karşısında duruyordu. Adam devam etti. “Onlara kazanabilecekleri bir oyun verirsen, seni dinlerler.” Dedem: “Peki oyun ne?” Adam: “Hayat.” Dedem: “Çocukları neden kullanıyorsun?” Adam güldü. “Çünkü çocuklar henüz kaybetmeyi öğrenmedi.” Babam: “Ben oynamayacağım.” Adam: “Sen oynamayacaksın.” Babam: “Öyleyse?” Adam kırmızı taşı kaldırdı. “Sen oyunu kuracaksın.” Görüntü dondu. Mert: “Baban oyunu kurmuş.” “Hayır.” Lina: “Hayır mı?” “Bak.” Görüntü yeniden oynadı. Babam kırmızı taşı aldı. Ama sonra… Taşı adamın elinden çekip yere attı. ÇAT! “Ben bu oyunu kurmayacağım.” Adam: “Bunu yaparsan ailen ölür.” Babam: “Ölsün.” Adam: “Baban?” Babam sustu. “Annen?” Sustu. “Çocuklar?” Babamın gözleri doldu. Adam: “Bir seçim yap.” Babam: “Ben çocuk değilim…

Bölümün tamamını WritePad'de oku