♟️ SON HAMLE

36. BÖLÜM — OYUN BİTTİ SANMIŞTIN

Yazar:

♟️ SON HAMLE – zeynep ay kitap kapağı
♟️ SON HAMLE – zeynep ay kitap kapağı

36. BÖLÜM — OYUN BİTTİ SANMIŞTIN LARA Kırmızı taş hareket ettiğinde hiçbirimiz konuşmadık. Taşın tahtanın üzerinde çıkardığı ses, diğer taşların sesine benzemiyordu. Tık. Daha ağırdı. Daha derindi. Sanki yalnızca tahtaya değil, doğrudan içime dokunuyordu. Babam bir adım geri çekildi. “Bu mümkün değil.” Gözlerimi ondan ayırmadan sordum: “Ne bu?” Babam cevap vermedi. “Baba.” “Lara…” “Ne bu?” “Bilmiyorum.” “Biliyorsun.” “Hayır.” “İlk defa gerçekten korkuyorsun.” Babam kırmızı taşa baktı. “Çünkü bu taş hiçbir zaman oyunun parçası olmadı.” Mert: “Öyleyse nereden geldi?” Babamın sesi titredi. “Bizden.” “Ne?” “İnsanların korkusundan.” Lina: “Bu nasıl bir taş?” Babam: “İsmi yok.” “Her şeyin bir adı vardır.” “Bunun yok.” “Öyleyse ona ne diyeceğiz?” Babam gözlerini kırmızı taştan ayırmadı. “Son taş.” Taş tekrar hareket etti. Tık. Bu kez doğrudan beyaz şahın karşısına geçti. Benim önüme. Üzerinde tek bir sembol vardı. Bir göz. Ve o göz açıldı. Gerçekten açıldı. Taşın üzerindeki küçük siyah çizgi genişledi ve bir göz bebeğine dönüştü. Mert beni kendine çekti. “Geri çekil.” Ama çekilmedim. Taşa baktım. Çünkü içimde garip bir his vardı. Korkudan daha güçlü bir şey. Tanıdıklık. Sanki bu taşı daha önce görmüştüm. Sadece görmemiştim. Onu tanıyordum. “Sen…” Sesim istemeden çıktı. Taş cevap verdi. “Geç kaldın.” Mert: “Lara, konuşma onunla.” “Beni duyuyor.” “Seni hep duydum.” “Sen kimsin?” “Sen.” Nefesim kesildi. “Ben değilim.” “Öyleyse neden sesimle konuşuyorum?” Taşın sesi gerçekten benim sesimdi. Ama daha soğuk. Daha yorgun. Sanki yıllarca karanlıkta kalmış başka bir Lara konuşuyordu. “Sen gelecekteki ben misin?” “Hayır.” “Geçmişteki?” “Hayır.” “Öyleyse?” Bir süre sessizlik oldu. Sonra: “Ben, verdiğin bütün yanlış kararların toplamıyım.” Lina'nın yüzü değişti. “Döngü.” Taş ona döndü. “Doğru.” Mert: “Otuz beş kez…” “Otuz altı.” “Her seferinde aynı şey mi oldu?” “Hayır.” “Ne değişti?” Taş bana baktı. “Lara.” Ben: “Ben mi?” “Her oyunda başka bir seçim yaptın.” “Ve kaybettim.” “Hayır.” “Öyleyse?” “Her seferinde birini kurtardın.” Lina: “Beni.” Mert: “Beni.” Babam: “Beni.” Hepimiz babama baktık. Babam başını eğdi. “Ne?” Babam: “İlk oyunda Lara beni kurtardı.” “Nasıl?” “Beni öldürmeye gelenlerden.” Mert: “Kimler?” Babam: “Oyuncular.” “Kim?” “Bizim gibi insanlar.” “Peki neden?” Babam: “Çünkü ben oyunu durdurmaya çalıştım.” Taş: “Ama durduramadın.” Babam: “Hayır.” “Çünkü onu korudun.” Babam gözlerini bana çevirdi. “Evet.” “Beni?” “Evet.” “Bütün bunlar…” Babam: “Senin için başladı.” Bir süre kimse konuşmadı. Sonra Lina yavaşça ayağa kalktı. “Hayır.” Hepimiz ona baktık. “Ne?” “Her şey Lara için başlamadı.” “Lina…” “Her şey daha önce başladı.” “Ne demek istiyorsun?” Lina bana baktı. “Bunu sana söylemem gerekiyordu.” “Neyi?” “Ben ilk oyunu hatırlıyorum.” Kalbim hızlandı. “Ne?” “Sen hatırlamıyorsun.” “Ne gördün?” Lina gözlerini kapattı. “İlk oyunda üçümüz masanın başındaydık.” “Evet.” “Babam bizi odaya getirdi.” “Evet.” “Sonra dışarı çıktı.” “Sonra?” “Kapı kapandı.” “Sonra?” “Bir kadın geldi.” “Fotoğraftaki kadın mı?” Lina başını salladı. “Hayır.” “Kimdi?” Lina bana baktı. “Sen.” Sessizlik. “Ben?” “Evet.” “Gelecekteki ben?” “Hayır.” “Öyleyse?” Lina: “Senin başka bir hâlin.” “Ne?” “Senin içinde yaşayan kişi.” Mert: “Taş.” Lina: “Evet.” Ben başımı salladım. “Benim içimde biri yok.” Kırmızı taş güldü. “Emin misin?” Başımı ona çevirdim. “Bunca zamandır seninle konuştuğumu sanıyordun.” “Sen…” “Ben senin korkularındım.” Taş büyümeye başladı. “Hayır.” “Öfken.” “Hayır.” “Pişmanlıkların.” “Hayır!” “Kaybettiğin herkes.” Taşın yüzeyi çatladı. İçinden görüntüler çıkmaya başladı. Derya. Kerem. Annem. Babam. Lina. Mert. Hepsi birbiri ardına. Her birinin ölümünü gördüm. Birinde Mert yerde yatıyordu. Birinde Lina. Birinde babam. Birinde annem. Birinde ben. Çığlık attım. “Yeter!” Görüntüler kaybolmadı. Aksine çoğaldı. Otuz beş farklı hayat. Otuz beş farklı son. Otuz beş farklı kayıp. Ve hepsinde ortak bir şey vardı. Ben. Her oyunun sonunda ben ayakta kalıyordum. Ama yalnı…

Bölümün tamamını WritePad'de oku