29. BÖLÜM — 37. HAMLE
Yazar: zeynep ay

29. BÖLÜM — 37. HAMLE 37. HAMLE: LARA Yazıyı gördüğüm anda içimdeki bütün sesler sustu. Bu sayı oyunda yoktu. 36 bölüm. 36 hamle. 36 taş. Her şeyin sonunda 36 olması gerekiyordu. Ama şimdi tahtanın üzerinde 37 yazıyordu. Mert yavaşça yanıma geldi. “Lara…” Cevap veremedim. Gözlerim yalnızca beyaz şahdaydı. Babam ise birkaç metre ötede durmuş, bana bakıyordu. “Ne demek ‘oyunun başladığı yer’?” Babam başını eğdi. “Bunu sana anlatmak istemedim.” “Yıllardır benden bir şeyler saklıyorsunuz.” “Çünkü seni korumaya çalıştım.” “Beni korumadın.” Sesim titriyordu. “Beni oyunun içine attın.” “Hayır.” “Bana yalan söyledin.” “Evet.” “Annemden sakladın.” “Evet.” “Kerem'i sakladın.” Babam gözlerini Kerem'e çevirdi. “Evet.” “Derya'yı bu oyunun içinde bıraktın.” Babam sustu. Derya başını kaldırdı. “Beni de sen seçtin.” Babam ona baktı. “Sen gönüllü oldun.” Derya acı bir şekilde güldü. “Yedi yaşındaki bir çocuğun gönüllü olduğunu mu sanıyorsun?” Babam cevap vermedi. Derya'nın gözlerinden yaş süzüldü. “Beni de kandırdın.” Babam: “Derya…” “Bana kardeşimi kurtaracağını söyledin.” Kerem başını kaldırdı. “Sen benim için mi girdin oyuna?” Derya ona baktı. “Evet.” Kerem'in yüzündeki ifade değişti. “Ben öldüm sanıyordum.” “Ölmedin.” “Beni neden kurtarmadın?” Derya'nın sesi titredi. “Çünkü oyun seni bırakmadı.” Kerem birkaç saniye hiçbir şey söylemedi. Sonra babama döndü. “Bunca yıl…” Sesi öfkeyle doldu. “Bunca yıl beni orada bıraktın.” Babam: “Başka çarem yoktu.” Kerem: “Her zaman aynı cümle.” Bir anda odanın içindeki sıcaklık düştü. Beyaz şah hafifçe titredi. Ben istemsizce geri çekildim. Taş hareket etti. Bir kare. Sonra durdu. Üzerindeki yazı değişti. “İLK SORU.” Mert: “Ne sorusu?” Taşın üzerindeki yazı tekrar değişti. “KİME GÜVENİYORSUN?” Odadaki herkes sustu. Babam bana bakıyordu. Annem bana bakıyordu. Kerem bana bakıyordu. Derya bana bakıyordu. Mert ise hiçbir şey söylemeden yanımda duruyordu. Taşa baktım. “Hiçbirinize.” Mert şaşkınlıkla bana baktı. “Lara…” “Bunu söylemek zorundayım.” Babam: “Bize güvenebilirsin.” “Hayır.” Annem: “Ben senin annenim.” “Biliyorum.” “Bana güven.” “Bunu da biliyorum.” “Öyleyse?” “Beni sevdiğini biliyorum.” Annemin gözleri doldu. “Ama bana gerçeği söylemedin.” Annem başını eğdi. Haklıydım. Kerem: “Bana da güvenme.” Mert ona baktı. “Ne?” Kerem: “Ben de sana her şeyi söylemedim.” Derya: “Ben de.” Babam: “Ben de.” Annem: “Ben de.” Bir tek Mert sustu. Ona döndüm. “Mert?” Mert birkaç saniye bana baktı. “Ben sana hiçbir şey saklamadım.” Kerem: “Emin misin?” Mert ona döndü. “Evet.” Kerem: “Gece rüyalarında gördüğün çocuğu ona neden anlatmadın?” Mert'in yüzü bir anda değişti. Ben: “Hangi çocuk?” Mert sustu. “Mert?” “Ben…” “Bana söyle.” “Bilmiyordum.” “Neyi?” Mert ellerini saçlarına götürdü. “Birkaç gecedir aynı rüyayı görüyorum.” “Ne rüyası?” “Bir satranç tahtası.” “Başka?” “Karşımda biri oturuyor.” “Kim?” “Bilmiyorum.” “Yüzü?” “Yok.” “Ne söylüyor?” Mert gözlerini kapattı. “Her seferinde aynı şeyi.” “Ne?” Mert'in sesi fısıltıya dönüştü. “‘Kardeşini seç.’” İçimde bir ürperti yayıldı. “Ne zamandır?” “İlk taş hareket ettiğinden beri.” Kerem: “Yani seni de seçti.” Mert: “Bilmiyorum.” Kerem: “Hayır.” Mert ona baktı. Kerem: “Biliyorsun.” Mert cevap vermedi. Ben: “Ne biliyorsun?” Mert'in gözleri doldu. “Rüyadaki kişinin sesini tanıyorum.” “Kim?” Mert bana baktı. “Sen.” Odadaki herkes dondu. “Ben mi?” “Evet.” “Ben sana rüyanda ne söylüyorum?” Mert: “‘Beni seçme.’” Bir an hiçbir şey anlayamadım. “Ben neden sana bunu söyleyeyim?” Mert: “Bilmiyorum.” Beyaz şah yeniden hareket etti. Tık. Yazı değişti. “İKİNCİ SORU.” Sonra: “KİM KAYBETMELİ?” Annem: “Hayır.” Babam: “Bu soruya cevap verme.” “Niye?” Babam: “Çünkü cevap verdiğin anda oyun bir kişiyi seçer.” “Kim?” “Cevabına göre.” Mert: “Kimse kaybetmeyecek.” Taş titredi. Yazı: “CEVAP GEÇERSİZ.” Mert: “Ne?” Derya: “Çünkü oyun mutlaka bir kayıp istiyor.” Mert: “Öyleyse oyunu yok ederiz.” Kerem: “Bunu daha önce denedik.” Mert: “Ve?” “Kaybettik.” “Kim?” Kerem'in gözleri bana döndü. “İlk oyuncu.”…