♟️ SON HAMLE

28. BÖLÜM — İLK TAŞ

Yazar:

♟️ SON HAMLE – zeynep ay kitap kapağı
♟️ SON HAMLE – zeynep ay kitap kapağı

28. BÖLÜM — İLK TAŞ “ Şimdi sıra bende. ” Ses kesildiğinde odada hiç kimse hareket etmedi. Sanki zaman durmuştu. Annem hâlâ bana bakıyordu. Babam yerdeydi. Derya duvarın yanında donup kalmıştı. Kerem ise başını kaldırmış, gözlerini tavana dikmişti. Mert yanıma geldi. “Lara?” Cevap vermedim. Elimi göğsümden çekemiyordum. Kalbim atmıyordu. Gerçekten atmıyordu. Ama ölmüyordum. Göğsümün içinde başka bir şey hareket ediyordu. Küçük. Sert. Soğuk. Sanki biri içeriden bir satranç taşını masanın üzerinde sürüklüyordu. Tık. Ses doğrudan göğsümden geliyordu. Tık. Bir kez daha. Mert'in yüzü bembeyaz oldu. “Bunu ben de duyuyorum.” Annem gözlerini kapattı. “Başladı.” “Ne başladı?” “İlk taşın uyanışı.” “Bunu durdur.” Annem başını salladı. “Artık durduramam.” “Anne!” “Lara, beni dinle.” “Hayır! Bana sürekli ‘artık çok geç’ demeyin!” Sesim çatladı. “Yıllardır herkes benden bir şey saklıyor. Babam sakladı. Sen sakladın. Derya sakladı. Kerem sakladı. Artık kimse bana ‘bunu yapamayız’ demesin!” Annem bana doğru geldi. “Biliyorum.” “Bilmiyorsun.” “Biliyorum.” “Benim kalbimde ne var?” “İlk taş.” “Ne istiyor?” Annem sustu. “Cevap ver.” “Doğmak.” “Ne?” “İlk taşın amacı seni ele geçirmek değil.” Annemin gözleri doldu. “Senin bedeninden çıkmak.” O an odadaki hava sanki bir anda ağırlaştı. “Benden çıkmak mı?” “Evet.” “Sonra ne olacak?” “Özgür kalacak.” “Ve?” Annem: “Sonra bütün oyunlar başlayacak.” Mert: “Bütün oyunlar?” Annem ona döndü. “Bu oyun hiçbir zaman tek bir oyun olmadı.” Derya: “Bunu ona söylememeliydin.” Annem: “Artık bilmek zorunda.” Kerem bir anda güldü. Hepimiz ona döndük. “Komik olan ne?” Kerem başını kaldırdı. “Annem yine aynı hatayı yapıyor.” Annem: “Kes sesini.” “Her şeyi anlatıyor.” “Kerem.” “Sonra çocukların seçim yapacağını sanıyor.” Mert: “Sen neden bu kadar sakinsin?” Kerem ona baktı. “Çünkü ben sonucu biliyorum.” “Ne sonucu?” “Lara'nın seçimini.” Ben: “Ben hiçbir şey seçmeyeceğim.” Kerem: “Seçeceksin.” “Hayır.” “Seçeceksin.” “Hayır!” Kerem bana yaklaştı. “Çünkü ilk taş senin içinde.” Bir adım daha attı. “Ve ilk taşın sana bir şey göstermek üzere.” Göğsüm bir anda yandı. “Ah!” Mert beni tuttu. “Lara!” Dizlerimin üzerine çöktüm. Odanın duvarları bulanıklaşmaya başladı. Sesler uzaklaştı. Annemin bağırdığını duydum. “Lara!” Mert: “Bana bak!” Ama artık onları göremiyordum. Kendimi başka bir yerde buldum. Yine o siyah beyaz zemindeydim. Ama bu kez yalnız değildim. Karşımda küçük bir çocuk vardı. Yaklaşık sekiz yaşındaydı. Üzerinde eski bir hastane kıyafeti vardı. Elinde bir satranç taşı tutuyordu. Bana baktı. “Geç kaldın.” “Sen kimsin?” Çocuk: “Beni tanıyorsun.” “Hayır.” “Tanıyorsun.” “Adın ne?” Çocuk elindeki taşı gösterdi. “Adım önemli değil.” “Öyleyse neden buradasın?” “Çünkü bana bir soru soracaksın.” “Ne soracağım?” “‘Neden?’ diyeceksin.” “Neden?” Çocuk gülümsedi. “İşte.” Bir anda bütün salon değişti. Etrafımızda görüntüler belirdi. Birinci görüntü: Annem hastanede. İkinci: Babam satranç tahtasının başında. Üçüncü: Derya küçük bir kız. Dördüncü: Kerem sekiz yaşında. Beşinci: Mert bebek. Altıncı: Ben bebek. Sonra görüntüler hızlandı. Ben büyüyordum. Mert büyüyordu. Derya değişmiyordu. Kerem kayboluyordu. Babam yaşlanıyordu. Annem ağlıyordu. Sonra bütün görüntüler bir anda durdu. Çocuk: “Biliyor musun neden?” “Ne?” “Bütün bunlar neden oldu?” “Çünkü oyun.” “Hayır.” “Taşlar.” “Hayır.” “Babam.” “Hayır.” “Annem.” “Hayır.” “Kerem?” “Hayır.” “Sen?” Çocuk gülümsedi. “Yaklaştın.” “Öyleyse?” “Çünkü insanlar kaybetmekten korktu.” Bir adım attı. “Baban seni kaybetmekten korktu.” Bir adım daha. “Annen seni kaybetmekten korktu.” “Derya kendini kaybetmekten korktu.” “Kerem ailesini kaybetmekten korktu.” “Mert seni kaybetmekten korktu.” Çocuk başını eğdi. “Ve sen?” “Ben neden korktum?” “Yalnız kalmaktan.” Sustum. Haklıydı. Çocuk: “İşte oyunun bütün sırrı bu.” “Ne?” “Satrançta taşlar birbirini yemez.” “Ne?” “İnsanlar birbirlerini yer.” “Bu ne demek?” “Birini korumak için diğerini feda ederler.” Çocuk elindeki taşı yere bıraktı. “Tahta bunu öğrendi…

Bölümün tamamını WritePad'de oku