19. BÖLÜM — SENDEN ÖNCE DOĞAN
Yazar: zeynep ay

19. BÖLÜM — SENDEN ÖNCE DOĞAN “ O, senden önce doğan kardeşin. ” Cümle havada asılı kaldı. Mert'in yüzüne baktım. Sonra karşımdaki adama. Babası. Yıllardır öldüğünü sandığı adam. Ve şimdi bana kardeşim olmadığımı söylüyordu. Hayır. Daha doğrusu... Mert benim ikizim değildi. Benden birkaç dakika, birkaç saat, belki de daha fazla önce doğmuştu. “Ne demek bu?” diye fısıldadım. Adam cevap vermedi. Mert bir adım öne çıktı. “Bana yalan söyleme.” “Yalan söylemiyorum.” “Ben Lara'nın ikizi değilim.” “Hayır.” “Öyleyse neden aynı gün doğduk?” “Çünkü anneniz aynı gün iki çocuk doğurdu.” “İkimiz de onun çocuklarıysak...” Mert'in sesi titredi. “...neden bizi birbirimizden ayırdınız?” Adam başını eğdi. “Çünkü birinizin yaşaması gerekiyordu.” Mert'in yüzündeki öfke aniden değişti. “Birimizin?” “Evet.” “Hangimizin?” Adam bana baktı. “Bunu söylemek için henüz erken.” “Yeter!” Sesim tahtanın içinde yankılandı. “Yıllardır herkes benden bir şey saklıyor.” Adam bana döndü. “Çünkü gerçeği bilseydin, hayatta kalamazdın.” “Buna artık inanmıyorum.” “İnanmak zorunda değilsin.” “Bana gerçeği söyle.” “Gerçeği kaldırabilecek misin?” “Evet.” “Emin misin?” “Evet!” Adam bir süre bana baktı. Sonra cebinden küçük, eski bir fotoğraf çıkardı. Fotoğrafı bana uzattı. Titreyen ellerimle aldım. Fotoğrafta genç bir kadın vardı. Annem. Kucağında iki bebek. Biri bendim. Diğeri Mert. Ama fotoğrafta üçüncü bir kişi daha vardı. Adam. Ve annemin yüzündeki ifade... Korkuyordu. “Bu fotoğraf ne zaman çekildi?” “Doğduğunuz gece.” “Peki neden annem korkuyor?” Adam cevap vermedi. Mert fotoğrafa baktı. “Arkada ne yazıyor?” Fotoğrafı çevirdim. Arkasında tek bir cümle vardı: “İki çocuk doğdu. Ama yalnızca biri oyuna ait.” Mert'in gözleri büyüdü. “Hangimiz?” Adam: “Bunu tahta seçti.” “Tahta bizi neden seçti?” “Çünkü doğduğunuz gece bir hata oldu.” “Ne hatası?” Adam derin bir nefes aldı. “Doğum sırasında elektrikler kesildi.” Derya'nın sesi arkamızdan geldi. “Hayır.” Hepimiz ona döndük. Derya'nın yüzü bembeyazdı. “Elektrikler kesilmedi.” Adam kaşlarını çattı. “Derya...” “Ben hatırlıyorum.” “Sen o gece orada değildin.” “Vardım.” Adamın yüzü değişti. “Sen daha doğmamıştın.” Derya gülümsedi. “Beni yine unutuyorsun.” Adam bir adım geri çekildi. “Bu mümkün değil.” Derya ona baktı. “Ben oyunun ilk kaydıyım.” “Hayır.” “Ben o gece oradaydım.” “Kes sesini.” “Ve ne olduğunu gördüm.” Adamın elindeki beyaz şah titremeye başladı. Derya: “Elektrikler kesilmedi.” Adam: “Yeter.” “Birileri elektrikleri kapattı.” “Yeter!” “Çünkü çocuklardan birini kaçıracaklardı.” Mert'in yüzü gerildi. “Beni mi?” Derya başını salladı. “Hayır.” “Lara'yı mı?” “Hayır.” İkimize baktı. “ İkinizi de. ” Sessizlik. Adam gözlerini kapattı. “Bunu bilmemesi gerekiyordu.” Derya: “Artık biliyor.” Ben adama baktım. “Bizi kim kaçıracaktı?” Adam cevap vermedi. “Kim?” “Tahtanın ilk oyuncuları.” “Kim onlar?” “İnsan değiller.” “Ne?” “Onlar...” Adamın sesi kısıldı. “...oyunu yapanlardı.” Mert: “Kim?” Adam başını kaldırdı. “İnsanlar değil.” Derya: “Bunu söyleme.” Adam: “Artık saklayamayız.” Derya'nın gözleri karardı. “Eğer onların adını söylersen...” “Ne olur?” “Bizi duyarlar.” O anda bütün tahtada bir uğultu yükseldi. Tık. Bir taş hareket etti. Tık. Bir başka taş. Tık. Sonra üçüncüsü. Tahtanın üzerindeki yüzlerce insan aynı anda başlarını kaldırdı. Ve tek bir ağızdan: “ Bizi çağırdınız. ” Mert elimi tuttu. “Lara...” “Buradayım.” “Bence koşmalıyız.” “Bence de.” Derya: “Koşmayın.” “Niye?” “Tahta sizi nereye gitmek istediğinizi biliyor.” Adam: “Doğru.” “Peki ne yapacağız?” Adam bize baktı. “Hiçbir yere gitmeyeceksiniz.” “Ne?” “Tahtayı kandıracağız.” Mert: “Nasıl?” “Bir hamle yapacağız.” “Hangisi?” Adam beyaz şahı kaldırdı. “Şah.” Sonra bana baktı. “Senden de vezir.” Siyah vezir önümde parladı. “İkisini aynı anda oynatacağız.” Derya: “Bu çok tehlikeli.” “Başka yol yok.” “Ya tahta kabul etmezse?” Adam: “O zaman hepimiz ölürüz.” Mert: “Harika.” Bana baktı. “Başka plan var mı?” “Yok.” “Güzel.” “Ne güzel?” “En azından basit.” İstemeden güldüm. A…