♟️ SON HAMLE

16. BÖLÜM — İLK VEZİR

Yazar:

♟️ SON HAMLE – zeynep ay kitap kapağı
♟️ SON HAMLE – zeynep ay kitap kapağı

16. BÖLÜM — İLK VEZİR Bütün taşlar aynı anda devrildi. Tak. Tak. Tak. Tak. Sesler birbirine karışırken salonun içindeki hava değişti. Birkaç saniye önce önümde duran kadın hâlâ annemin yüzünü taşıyordu. Ama artık ona baktığımda annemi göremiyordum. Gördüğüm şey çok daha eskiydi. Çok daha karanlık. Ve belki de bütün bunların başladığı yerdi. Kadın başını hafifçe yana eğdi. “Bana öyle bakma, Lara.” “Sen...” Sesim çıkmadı. “Sen annem değilsin.” “Hayır.” “Babam doğru söylüyordu.” Kadın gülümsedi. “Baban çok az şeyi doğru söyledi.” Babam hâlâ yerdeydi. Nefes almakta zorlanıyordu. Annem—ya da kendisine ne demem gerektiğini artık bilmediğim o kadın—ona bakmıyordu bile. Mert yanıma geldi. “Lara, ondan uzaklaş.” Kadın Mert'e baktı. “Sen de mi hâlâ onun yanındasın?” Mert kaşlarını çattı. “Ben kimsenin yanında değilim.” “Öyle mi?” Kadın gülümsedi. “Bunu oyuna söyle.” Mert'in yüzü gerildi. “Ne demek istiyorsun?” “Sen çoktan seçildin.” “Ben hiçbir şey seçmedim.” “Seçmek zorunda değilsin.” Kadın bir adım attı. “Bazen taşın üzerine konması yeterlidir.” Mert'in bakışları istemsizce yere kaydı. Az önce siyah şahın durduğu yere. Ama taş artık yoktu. Kırılmıştı. “Şah kırıldı,” dedi Mert. Kadın başını salladı. “Şah kırılmaz.” “Gördük.” “Hayır.” Kadın eğilip kırık parçalarından birini aldı. “Taş kırılır.” Parçayı avucunda çevirdi. “Şah ise başka bir şeydir.” “Ne?” Kadın bana baktı. “Bir kişi.” İçimde buz gibi bir şey dolaştı. “Ben miyim?” Kadın cevap vermedi. “Ben şah mıyım?” “Bunu hâlâ anlamadın mı?” “Bana açıkça söyle.” “Şah sensin.” Mert hemen araya girdi. “Hayır.” Kadın ona döndü. “Senin itiraz etmen hiçbir şeyi değiştirmiyor.” “Lara şahsa...” Mert cümlesini tamamlayamadı. Çünkü kadın elini kaldırdığı anda Mert'in boynunda ince, siyah bir çizgi belirdi. Mert nefesini tuttu. “Ne yaptın?” “Hiç.” “Bunu nasıl yaptın?” “Ben yapmadım.” Kadın bana baktı. “Tahta yaptı.” Yere baktım. Siyah vezir hâlâ oradaydı. Ama artık siyah değildi. Taşın yüzeyi yavaş yavaş beyaza dönüşüyordu. “Bu nasıl oluyor?” Kadın: “Vezir rengini değiştirdi.” Derya hemen yaklaştı. “Bu mümkün değil.” Kadın ona baktı. “Sen hâlâ satranç kurallarıyla düşünüyorsun.” “Çünkü bu bir satranç oyunu.” “Hayır.” Kadının sesi bir anda sertleşti. “Bu bir oyun değil.” Hepimiz sustuk. “Öyleyse ne?” Kadın taşı elinde sıktı. “Bu bir seçim sistemi.” Derya başını salladı. “İnsanları taşlara dönüştürüyorsunuz.” “Hayır.” “Öldürüyorsunuz.” “Hayır.” “İnsanların hayatlarına karar veriyorsunuz.” Kadın gülümsedi. “İnsanlar zaten birbirlerinin hayatlarına karar veriyor.” “Bu aynı şey değil.” “Farkı ne?” Derya cevap veremedi. Kadın bana döndü. “Lara, sana bir şey göstereceğim.” “İstemiyorum.” “Bunu söyleyeceğini biliyordum.” Parmaklarını şıklattı. Salonun duvarındaki bütün ekranlar aynı anda açıldı. Bu kez çocukluğumdan görüntüler vardı. Beş yaşındaydım. Küçük bir masanın başında oturuyordum. Karşımda satranç tahtası vardı. Babam yanımdaydı. Ama annem yoktu. “Bu görüntüyü daha önce gördün mü?” diye sordu kadın. “Hayır.” “Çünkü bu kayıt hiç kimseye gösterilmedi.” Ekrandaki babam bana bir taş uzattı. Beyaz piyon. “Bunu oynat.” Küçük Lara taşı aldı. “Sonra ne olacak?” Babam: “Hiçbir şey.” “Emin misin?” “Eminim.” Çocukluğumdaki ben taşı hareket ettirdi. Tık. Görüntü kesildi. Sonra başka bir kamera açıldı. Bir koridor. Karanlık. Bir kadın koşuyordu. Arkasında biri vardı. Kadın dönüp bağırdı. “Beni bırak!” Sonra görüntü karardı. Bir başka kayıt. Hastane. Doktorlar. Koşuşturan insanlar. Bir doktorun sesi: “Kalp atışı yok.” Bir başka ses: “Çocuk nerede?” Sonra görüntü tekrar kesildi. Ben ekrana bakarken nefes alamıyordum. “Bu ne?” Kadın cevap verdi. “İlk hamle.” “Ben ne yaptım?” “Sen hiçbir şey yapmadın.” “Öyleyse neden bana gösteriyorsun?” “Çünkü artık hatırlaman gerekiyor.” “Ne?” Kadın bana doğru yaklaştı. “Sen doğduğunda annen ölmedi.” Donup kaldım. “Ne?” “Annen o gece yaşadı.” Yanımdaki kadın—sahte annem—başını kaldırdı. “Yeter.” İlk vezir ona döndü. “Senin söz hakkın yok.” “Onu kandırdın.” “Sen de kandırdın.” “…

Bölümün tamamını WritePad'de oku