Yaşayan Ölü.
Yazar: Hiraeth

Bölüm şarkısı: Yanmış İçinden-Adamlar. Ekin Nehir Tan. “Erdem biraz daha ekmek almazsan kahvaltıda yiyecek bir şey bulamayacaksın.” Asel’in tehditkar sesiyle beraber gülümseyerek elimdeki dekorları masaya geri bıraktım. “Git sen al, dün ben almadım mı?” Erdem’in sızlanışına Asel’in sesi yeniden karıştı. “Dün kahvaltıyı ben hazırladım diye bugün hazırlamamazlık yapıyor muyum ben? Hazırlamıyorum kahvaltı falan, ne yiyorsanız yiyin.” Hızla yürüyerek kendini koltuğa bıraktı Asel. “Yoruyorsunuz.” “Rüzgar alsın, onun işi ne?” Diyerek kendi üzerinden topu Rüzgar’a attı Erdem. “Ben bu evin başıyım, ekmek almaya falan gidemem.” Dedi Rüzgar sahte bir egoyla. “Gören de aşiret ağası sanacak.” Diye homurdanan Asel’in ardından bu sefer topu bana attı Erdem. “Ekin alsın?” “Kaybolduğundan beri iyi bir fikir gibi gelmiyor.” Diye yanıtladı hemen Asel. Bu konu hiç bir zaman kapanmayacaktı değil mi? Alt tarafı yolu bilmezken kaybolmuştum, hem de -3’te.. Hiç birimizden beklediği cevabı alamadığını fark ettim Asel’in. Tam yanıtlayacağımda yeniden konuştu. “Dolapdakiyle yetineceksiniz o zaman. Gelin, kahvaltı hazırdı zaten.” Hafif bir gülümsemeyle masada ki yerime oturdum. 25’te bana da bir yer vardı. -3’te normal bir şekilde yaşayabileceğimi söyleseler, inanmazdım. Ama iki aydır, gayet iyi yaşıyordum. Nasıl oluyor bilmiyordum ama mutluydum. -3’ün körülüğünden arınmış bir evdi resmen burası, 25’e düşmek benim hem en büyük şansım, hem de en büyük şanssızlığımdı. Dolu masaya bir göz attım. Bütçesi kısıtlı olmasına rağmen keyfine düşkün bir evdi 25, onlara verilen bütçeyi harcamayı gayet iyi öğrenmişlerdi. Ne de olsa içlerinden biri 13 senedir buradaydı. Erdem’in benden istediği zeytini ona uzattım, bunun ardından masa yeniden sessizliğe büründü. Erdem bu sessizlikten rahatsız bir şekilde yavaşça yerinde kıpırdandı: “Kaçmak planlarımız aramızda mı artık? İki ay oldu Ekin geleli, kurtulmak istiyorum artık şu cehennemden .” Geldiğimden beri tek umudum Erdem’in dudaklarından tek tek döküldü. Kaçmamız lazımdı, yaşamak için kaçmamız lazımdı. Yaşamak istiyordum. “Kaçacağız.” Dedi Rüzgar ılımlı bir şekilde. “Geçen ay oylamada sorun oldu, yarın başlıyoruz.” Yarın mı? “N’apacağız peki?” Diye sordum, şu iki ay boyunca hiç konuşmamıştık ne yapacağımızı. Hiç kimse tek bir kelime etmiyordu bununla ilgili, sanki çok normal bir olaymış gibi. “Önce bileklik kısmını halletmemiz lazım, Asel yazılım hazır değil mi?” “Hazır.” Diyerek onu onayladı Asel. “Senin içinde bileklik aldıktan sonra 8 Eylül’ü bekleyeceğiz, giriş çıkışlar o gün yapılıyor.” “Denora’da ki 8 takıntısı beni öldürüyor.” Dedi Asel. “İlla her şey 8 olacak, yaşam bölümlerinde de bir tane daha olsaydı ya.” “Neyse ne.” Dedi Rüzgar. “Bilekliği almak için birine ihtiyacımız var, öylesine alıkoyamayacağımız için Rona’dan yardım alacağız.” “Rona mı?” Diye sordum çekingen bir sesle. Rona’dan yardım alamazdık, suçsuzlar kurtulsun diye uğraşırken suçlulardan mı yardım alacaktık? Kaçmak için yıllarca suçsuzları bekleyen 25, Denora’ya karşı çıkmak için masum insanları öldüren Rona’yla mı işbirliği yapacaktı? “Evet.” Dedi Asel. “Sandığın gibi değil, onların kaçmasına izin vermeyeceğiz. O kadar adi değiliz, boşuna beklemedik kaç sene.” “Neden onlardan yardım alıyoruz o zaman? Suçsuz suçsuz diye ağlarken suçlulardan mı yardım alacağız?” “Ekin.” Dedi Erdem sakin bir ses tonuyla. “Başka kaçmanın yolu varsa söyle bize?” Yoktu. Sessizce kabullendim olması gerekenleri, başka çare yoktu zaten. Kaçmak istiyordum ama bu onca insanın canına değer miydi? Bir insanın yaşamını bir çok insan öldüren kişilere bağlamak adil miydi? Yaşamam için Rona’ya muhtaçtım. Bir zamanlar bir çok insanın olduğu gibi. Son bir nefes için katillerine yalvaran bir sürü insan gibi. Yaşamak için katillerime yalvarmak istemiyordum. Benim katilim Denora’ydı. Hayalimin, ruhumun ve bedenimin. “Karşılaşacağımız kişinin adı Taner Özgü.” Bir cevap alamayarak devam etti Rüzgar. “Ondan bilekliği alacağız, bir ay önce yeni kanun sebebiyle affı çıktı. “ Kendi hayat…