Saudade.
Yazar: Hiraeth

Bölüm şarkısı: Güzel Bir Son- Fatma Turgut 29.02.2016: Uzun hastane koridorunda gözümün gördüğü tek şey vardı: Abimi görüyordum, başkasını nasıl görürdüm ki? Götürüyorlardı abimi, ölüme gidiyordu. Kendi ayaklarıyla ölüme giden abimi zorla ölüme götürüyorlardı. Ölümü dileyen abimi daha çok ölüm diletecek bir yere götürüyorlardı, adalet bu muydu? Nasıl yaşayacaktı orada? Eksiler ölüm derlerdi, nasıl yaşardı? Daha 19’undaydı, kendi başının çaresine bile bakamazdı. Bakamamıştı zaten, o yüzden ölümü dilemişti. “Abi…” diyerek sızlandım bir kez daha, son bir kaç dakikadır ağzımdan dökülen tek kelime abiydi. Ne derdim ki? Gidiyordu, durduramazdım. Elimden gelen bir şey yoktu, abim ne olursa olsun geri dönmeyecekti.“Abi deme.” Annemin sert sesiyle anneme döndüm. “Senin öyle bir abin yok bundan sonra Ekin.” Ağzı açık kalmak deyiminin vücut bulmuş haliydim resmen, nasıl bunu diyebilirdi? “Ne?” Dedim, hala dediklerini algılayabilmiş değildim. Ne demeye çalışıyordu, abimin gittiğini anlatmaya mı çalışıyordu?“Nasıl? Anne ne demeye çalışıyorsun?” “Öyle bir abin yok diyorum Ekin, gayet açık değil mi?” Ben de bunu soruyordum, nasıl olmadığını iddia edebilirdi? “Senin babanı hapse sokan birine abi diyemezsin Ekin.” “Anne…” Ne denirdi ki? “Saçmalama, hapis ne kelime, abimi ölüme götürüyorlar ölüme!” “Öyle bir abin yok dediğimi hatırlıyorum Ekin. Yok kızım, öyle biri olmadı hayatında. Unutacaksın, Emir Tan diye birini tanımıyorsun artık.” Sustu, benden alacağı cevabı bekliyordu. “Babanı hapse soktular Ekin, sırf o savunmasında babanı suçladığı için. N’apacağız hiç düşünüyor musun kızım? Maddi durumumuz düşerse seviye düşeriz.” Sözünü böldüm, devam edeceğini gösteren dudakları kapandı. Belki de saygısızlıktı, kimin umurundaydı? “Biz eksilere düşmeyiz, anca sıfıra düşeriz ama o eksilere düştü anne!” “Bizim yüzümüzden değildi ama biz onun yüzünden düşebiliriz.” “Sizin yüzünüzdendi.” Duraksadım, bir faydası olmayacağını anlayınca devam ettim. Laf ağızdan bir kere çıkardı. “Sizi suçlamışsa bir bildiği vardı, tek derdiniz para olduğu için göremediniz abimi!” “Ekin…” dedi annem tane tane. “Ne saçmalıyorsun sen?” “Bir şey saçmaladığım yok.” Dedim hızlıca, devam etmeyi dilerdim fakat sözüm kesilmişti. “Saçmalama Ekin; eğer sen de abinin yolundan gider, bizim yüzümüzü kara çıkartırsan benim artık bir kızımda olmaz. Annemin artık bir kızı yoktu. Abimin yolundan gitmiştim, ben de eksilerdeydim. Onda olduğu gibi beni de dinlemeyeceklerdi, bir kere bile sorgulamayacaklardı nedenini. Zaten isteselerde sorgulayamazlardı. Çalan telefonun sesi bir kez daha aramızda yankılandı, her bir nota da bir farklı anı düşüyordu aklıma. Çalıyordu telefon, hattın diğer ucunda abim vardı. Yıllardır aramamıştım onu, işim düşünce kullanmış gibi hissediyordum, o nasıl hissederdi ki? O daha ben olduğumu bilmiyordu, muhtemelen ihtimalde vermiyordu. -3’ten arıyordum çünkü, onun kardeşi eksilere düşmezdi. “Alo, buyurun?” Dedi abim soğuk bir sesle. Sanki bir yabancıyla konuşuyordu, öyle çıkıyordu sesi. Aslında onu senelerdir aramayan bir yabancıyla konuşuyordu. “Abi?” Sesimde ki titremeye engel olamadım, yılların özlemi vardı içimde; her geçen gün daha da harlanıyor, canımı yakıyordu. “Nehir?” Eskileri anımsatan isimle gülümsedim, abim sadece kendi koyduğu ismimle seslenirdi bana. O zamanlar öyle hoşuma giderdi ki bu, diğer ismimi kullanmazdı. “Abi…” sözümü devam ettirecektim fakat umduğum gibi olmadı, abim benden önce davrandı. “Şaka değil mi bu?” Duraksadı ve devam etti: “Şaka yapıyorsunuz bana, olamaz öyle bir şey?” Kendine inanmadığını sesi ele veriyordu. “Şaka değil abi, benim.” “Nehir n’aptın sen?” Geçte olsa -3’ü kastettiğini anladım. “Nasıl düştün oraya abim, nasıl oldu? Sen… hayır hayır, bir şey yapmadın değil mi?” “Abi yemin ederim düşündüğün gibi değil. Sadece sana ihtiyacım var, hiç bir zaman olmadığı kadar ihtiyacım var hemde.” “Son on senedir ne zaman benim yardımıma ihtiyacın oldu ki abicim?” Haklıydı, kırgınlığını yansıtmak en çok onun hakkıydı ama şimdi hiç zamanı değ…