Rena.
Yazar: Hiraeth

Bölüm şarkısı: Dedüblüman-Belki. Ekin Nehir Tan: “Hala öğrenmek istiyorsan beni dinle.” Diyen Rüzgar’ı dikkatle dinlemeye başladım. “Bu aptal aptal uzatacak şimdi, sen beni dinle Ekin.” Bu sefer dikkatimi Erdem’e verdim. Onun konuşmaya başlamasıyla o soruyor, ben cevaplıyordum. “Şimdi sen buraya suçsuz düştüğünü iddia ediyorsun değil mi?” “Evet.” “Peki biz nasıl düştük?” “Suçlu.” “Hayır suçsuz. Peki biz buna nasıl inanıyoruz?” “Bilmem nasıl?” “Birbirimize kanıtladık.” “İşte ben de bunu soruyorum, nasıl kanıtladınız?” “Benim düşmeme neden olan adam da benden 2 ay sonra buraya düştü, ben onlarla yüzleştirdim. Böylelikle öğrendiler yani, öğrendiler demeyeyim gerçi sadece Rüzgar vardı o zamanlar.” Dedi Asel. ”Ben erkek kardeşimin suçunu üstlenmiştim, senede bir kere ailemizle konuşabiliyoruz. Öylelikle kanıtladım ben de.” Diyerek Asel’in ardından konuştu Erdem. “Rüzgar zaten hepimizi toplayan.” Diye eklese de Rüzgar yine de konuştu. “Ben babam yüzünden geldim buraya. Ona yaptıklarımdan. Normal bir yerde olsak nefsi müdafaaydı. Bu Denora denen aptal yerde düştüm işte buraya.” Aklıma takılan bir çok soru olsa da biri parlıyordu. Bu kadar suçsuz kişi nasıl ahnı eve düşmüştük? Tesadüf olmasına imkan yoktu bence, nasıl olabilirdi ki? “Tamam, hepimiz suçsuzuz ama bu kadar suçsuzun bir araya düşmesi normal mi?” Kesinlikle normal değildi. “Ben 13 senedir buradayım Ekin; burada çalışan herkes bayılmıyor Denora’da çalışmaya, istemeyenler var. Onların yardımıyla, ev değişimiyle hallettim bir şekilde.” Rüzgar, 13 senedir burada mıydı? Nasıl hayatta kalmıştı? Burada olan ilk günümden beni saran ölüm korkusu onu hiç sarmamış mıydı? “Ev değişimi?” Sesimden sorguladığım belli oluyordu, bilmediğim o kadar çok tabir vardı ki. “Ayda bir kes oy kullanıyoruz, ev arkadaşlarımızın değişmesi için. Oy çoğunluğuna göre değiştiriyorlar. Ben şunun gitmesi için çok oy kullandım da, nafile.” Erdem ortamın havasını dağıtmak için bahane arıyor, bunu da insanlarla uğraşarak başarıyordu. Erdem bu evin neşesiydi, artık buna emindim. “Kes çeneni ve kıza aptala anlatır gibi anlatmayı kes.” Diyerek çıkıştı Asel. “Bak tatlım, hepimiz buraya suçsuz düştük değil mi? O zaman isteğimiz ne?” “Ölmek?” Diye yanıtladığım soruyla Asel’in gür kahkahasını duydum, bu kadar komik ne vardı? Gerçeği söylemiştim, duyduğum her kötü şeyle ölüm hissi bir kez daha bastırıyordu adeta. “Mantıklı fikirmiş ama olmaz, kaçacağız.” Siktir, kaçacağız ne demekti? Nasıl kaçacaktık? Yıllardır kaçanın olmadığı Denora’dan biz mi kaçacaktık? Kaçmak imkansız deniyordu bize, öyle değil miydi? “Ne? Nasıl kaçacağız?” “Daha o kadar detaya giremem hayatım, malum hala masumiyetinden emin değiliz.” Asel’in iğneleyen ses tonuyla irkildim, ben suçlu bile değildim. Ağlama hissi dört bir yanımı sararken sadece aakin kalmaya çalıştım. Şuan olmaz, hayır Ekin şuan yapamazsın. “Masum olsam n’olur olmasam n’olur?” Sesimin titremesine engel olamamıştım. Eksiler çok korkunçtu, Denora kendi başına çok korkunçtu. “Masum olmayan birini kaçıracak olsak üç yıl önce kaçmıştık.” “Öğrenmem için neden masum olmam lazım, onu soruyorum.” “Rena’yı biliyorsun, değil mi?” Rüzgar’ın sert sesiyle ona döndüm. Rena’yı biliyordum. Devlet için çalışan katillerdi Rena, hayalet katil diyenlerde çoktu. Devlete karşı gelenlerin ölümünden sorumlulardı, ne ismi ne cismi belli dedikleri var ya, o Rena’ydı. “Devlet karşıtının cellatları?” Kurduğum ebedi ama bir o kadar haklı cümleyle onlara döndüm. “Aynen, ondan.” Dedi Rüzgar. “Rena öğrenmiş, kaçmaya çalışanlar olduğunu. Ölmemiz an meselesiyken senin bir ajan olman bile olası bir durum.” Bir kez daha düşünmeye başladım, nasıl kanıtlayacaktım ki? “Rena peşimizde, hükümet peşimizde, evden gönderdiklerimiz bizi şikayet etme derdindeyken sana öylece inanabilir miyiz sence?” Kafasını iki yana salladı. “Tabi ki inanamayız.” “Nasıl kanıtlayabileceğimi bilsem, kanıtlayacağım.” Bir kez daha düşündüm, sonsuz düşünceler çukuruma bir de bunun hakkında ki düşüncelerimi ekledim. “Sen bize nasıl düştüğünü anlats…