Solythea’nın Bedeli

Giriş

Yazar:

Solythea’nın Bedeli - Vianvyr kitap kapağı
Solythea’nın Bedeli kitap kapağı

Karanlıktan başka hiçbir şey yoktu. Buraya nasıl geldiğimi hatırlamıyordum. Hatırlamaya çalıştıkça zihnim daha da bulanıyor, düşüncelerim elimden kayıp gidiyordu. Yürümeye başladım. Zemin sert miydi, yoksa boşluk muydu anlayamadım. Ayağımın altı sanki varla yok arasındaydı. İkinci adımım daha temkinliydi. Dengem kısa bir an bozuldu. Sanki yürümeyi yeni öğreniyormuş gibi hissediyordum. Hayata sıfırdan başlamak şu an en son isteyeceğim şeydi. Karanlığın içinde bir ışık belirdi. Zayıf, titrek bir ışıktı bu. Her an sönecek gibiydi. Nedensiz bir çekim vardı. Düşünmeden koşmaya başladım. Sorgulama becerimi yitirmiş gibiydim. Ancak birkaç adım sonra yavaşladım. Işık uzaklaşıyordu. Her yaklaştığımda biraz daha geri çekiliyordu. Kaşlarımı çattım. Bu mantıklı değildi. Koşmayı bıraktım. Ve o an fark ettim. Yerdeki gölgem benimle aynı şeyi yapmıyordu. Ben durduğumda gölge bir adım daha attı. Sonra durdu. Aramızda bir saniyelik gecikme vardı. Geri çekildim. Gölge de geri çekildi fakat daha geç. “Bunun olmaması gerekiyordu,” diye fısıldadım. Sesim yankılandı. “Bunun olmaması gerekiyordu…” Yankı farklıydı. Bu ses bana ait değildi. Işık bir anda daha parlaklaştı. Etraf şekillenmeye başladı. Etrafımda yıkık binalar yükseliyordu. Duvarları sadece kırılmamıştı, parçalanmıştı. İçlerinde bir şey patlamış gibilerdi. Camlar yere saçılmıştı ama tuhaftı—hiç ses yoktu. Ayaklarımın altında kırılması gereken camlar bile sessizdi. Kökünden kopmuş ağaçlar toprağa devrilmişti. Dallar siyaha dönmüş, kabukları çatlamıştı. Toprak kuruydu. Cansızdı. Havada ağır bir koku vardı. Yanık ve toz karışımı. Nefesimi yakıyordu. Yavaşça yürümeye başladım. Bir duvarın yanından geçerken yüzeyi hafifçe titreşti. Dondum. Bir adım geri çekildim. Titreşim durdu. Kalbim hızlandı. “Bu yer…” diye mırıldandım, “…canlı.” Yere baktım. Ayak izleri vardı. Ama bana ait değildi. Kendi adımlarıma baktım. Sonra yerdeki izlere. Uyuşmuyordu. Sanki biri benden önce aynı yolu yürümüştü. Birden kulağıma sesler gelmeye başladı. Birileri koşuyordu. Birileri düşüyordu. Birileri bağırıyordu. “Dur—!” Bir ses yankılandı. Bir adım atmaya çalıştım ama bedenim bana ait değildi. Sadece izliyordum. Biri dizlerinin üzerine çöktü. Ellerini uzattı. Birine ulaşmaya çalışıyordu. Ama çok geçti. O an göğsümde keskin bir acı hissettim. Gerçek değildi. Fakat gerçek gibiydi. Nefesim kesildi. Çığlıklar daha da yükseldi. “Kaç—!” Aynı ses tekrar yankılandı ama bu sefer daha yakındı. Daha çaresizdi. Bir şey çöktü. Zemin sarsıldı. Gözlerimin önündeki görüntü titremeye başladı. Karanlığın içinden bir ses yükseldi. “Adını kim sildi?” Olduğum yerde dondum. Ses bir an durdu. “Adını kim sildi… Va—” Sustu. Sanki ismimi söylemeye çalışmış ama başaramamıştı. “Beni tanıyorsun,” dedim refleksle. Fakat bu cümle ağzımdan düşünmeden çıkmıştı. Neden böyle bir şey söylemiştim? Bir şeyler kurmaya çalıştım zihnimde. Cümleler oluştu sonra yarım kaldı. Dağıldı. Etrafımdaki görüntü dalgalanıyordu. Binalar eğilip bükülüyor, zemin parçalanıyor, karanlık kendi içine çöküyordu. Her yönden çığlıklar yükseldi. Tanıdıktılar. Korkunç olan da buydu.Ellerimi kulaklarıma bastırıp dizlerimin üstüne çöktüm. “Saçmalama…” diye fısıldadım kendi kendime. “Bunu hatırlayamazsın.” Bana doğru yaklaşan bir siluet gördüm. Net değildi. Karanlığın içinden kopup geliyormuş gibiydi. Göz kapaklarım ağırlaştı. Görüşüm bulanıklaştı. Bilincimi kaybetmeden önce duyduğum son şey, o siluetin sesi oldu: “Burada kalman bir hata. Ve bu hata düzeltilmek zorunda.” “Ne hatası ne demek istiyors-” demeye kalmadan etrafı beyaz bir ışık kapladı. Başımda keskin bir ağrı hissettim. Ağrının acısıyla gözlerimi kapattım. Göz kapaklarımın ardında ışık siyaha dönünce gözlerimi açtım. Odamdaydım. Korkuyu hissetmeyi bekledim. Fakat korkmuyordum. Aksine içimde bir tatminlik hissi vardı. Asıl korkunç olan da buydu. Kolumda bir sızı hissettim. Bir iz vardı. Zor seçiliyordu ama oradaydı. Küçük bir “s” harfi. “Bu ne…” diye fısıldadım. Parmaklarım tereddütle “s” harfine değdi. Bir anda kulakları…

Bölümün tamamını WritePad'de oku