Slytherin
Yazar: Arzen Ruby

Sonunda bütün bina yerleştirmeleri bitmişti. Herkes yerlerinde otururken, ünlü Harry Potter herkesin beklediği gibi bir Gryffindor olmuştu. 'Keşke Slytherin olsaydı da onun o yüzünü görebilseydim...' diye iç geçirdi Melissa. Profesör Mcgonnagal kağıdını katladıktan sonra seçmen şapka ile birlikte salondan çıkmıştı. Şölenin ne zaman başlayacağını merak ediyordu Melissa. Önündeki altın tabağa baktı. Karnı gerçekten çok acıkmıştı. Trende de bir şey yemediği için bu açlık diğer öğrencilere nazaran daha baskındı. Albus Dumbledore ayağa kalktı. Çok mutluymuş gibi kollarını iki yana açıp öğrencilere gülümsedi. "Hoş geldiniz!" dedi. "Hogwarts'ta yeni bir yıla daha hoş geldiniz. Şölen başlamadan önce bir şeyler söylemek istiyorum. Söylüyorum işte! Zırla, tırla, incik, boncuk. Teşekkür ederim." Yerine oturdu yine. Bir alkış koptu. Melissa da alkışlayanlar arasındaydı. Draco yanında duruyordu. Anlamayan gözlerle sordu. "Neden bu bunağı alkışlıyorsun ki? Bence bu adam değil müdür, öğretmen bile olmamalıydı." Melissa ise ona garip garip bakıp şu cevabı verdi. "Benim kafamda bir müdür. Zeki, yetenekli, üstelik hafif kafadan çatlak! Daha ne isterim?!" 🍃 Yemekler neredeyse bitmiş, çoğu kişinin karnı doymuştu. Hatta o kadardı ki Melissa o an tokluk hissinden başka bir şey düşünemez olmuştu. Her şeyden azar azar yemesine rağmen aşırı doymuştu nedense. Binalarının hayaleti olduğunu öğrendiği Kanlı Baron Draco ile konuşuyordu. Melissa Draco'nun yüzündeki hoşnutsuzluğu gördükçe gittikçe uzaklaşmaya çalışıyordu Kanlı Baron'dan. Odada gördüğü Şişman Keşiş ise Hufflepuff binasının yerleşik hayaletiydi. Neredeyse Kafasız Nick lakaplı hayalet ise Gryffindor'luydu. Bir de Gri Leydi vardı, Ravenclaw hayaleti. O da hiç konuşmadan ortalıkta dolanıyordu. Herkes yedikten sonra yemekler uçup gitti. Biraz sonraysa tatlılar gelmişti. Melissa tatlılar gelince tokluk hissini tamamen unutup bir dilim çikolatalı pasta aldı. Bu yemek işi uzun süreceğe benziyordu. Masadaki muhabbet ise ailelere gelmişti. Zabini Melissa'ya "Peki sen? Sen safkan mısın?" diye sordu. Melissa ise soğukkanlılığı ile "Melezim." diye cevap verdi ancak kardeşinin bu yüzden dışlanmasını istemeyen Draco hemen atıldı. "Severus Snape'in kızı o. Slytherin evinin başkanı ve iksir öğretmeninin yani. Ayrıca da benim vaftiz kardeşim. Yani çift taraflı. Benim babam onun vaftiz babası, onun babası da benim vaftiz babam." Melissa hafifçe gülümsedi. Her ne kadar Draco'dan çok hoşlanmasa da ailesini koruması ve kendisini aileden sayması hoşuna gidiyordu. Üçüncü sınıflardan Frederic denen çocuk bunu duyduğuna sevinmiş gibi gülümsedi. "Neyseki köklü bir ailen var. Aslında benim için çok sıkıntı değil, anlarsın ya. Ama bazı -aslında neredeyse tüm- Slytherinliler buna baya takık. Çoğu Melez ve ımm, muggle doğumlular pek kolay arkadaş bulamaz burada. Genelde diğer binalarla takılırlar. Sen şanslılardansın. Peki annen?" Tekrar "Melezdi." diye cevap verdi. Cidden bu konu hiç istemediği bir yere doğru gidiyordu. "Hiç yoktan iyidir." dedi Zabini. "Muggle-doğumlu olabilirdi veya..." "Yeter." dedi Draco. "Melissa'nın annesi yaşamıyor. Bu konudan bahsetmezsek daha iyi olur." Melissa çatalını pastasına batırırken başını salladı. Bunun üzerine bir şey bulamayan Zabini sessizce önüne döndü. Bir süre sonra tatlılar da yok oldu. Profesör Dumbledore ayağa kalktı. Bununla beraber salon yeniden sessizliğe gömüldü. Boğazını temizledi ve "Evet, hepimiz yedik içtik, sadece birkaç kelime daha. Yeni ders yılının başlaması dolayısıyla bazı söyleyeceklerim var. Birinci sınıf öğrencileri okul alanındaki ormanın bütün öğrencilere yasak olduğunu unutmasınlar. Öteki öğrencilerimizin bazılarına da bunu hatırlatmakta yarar görüyorum." Dumbledore'un gözleri şimdi de Gryffindor masasından iki kişiye bakıyordu. Muhtemelen ikizdiler. "Gryffindorlar..." Gözlerini devirdi Melissa. Dumbledore devam etti. "Hadememiz Mr. Filch de ders aralarında, koridorlarda büyü yapmanın yasak olduğunu sizlere hatırlatmamı istedi. Quidditch seçmeleri de ders y…