Siyah Kutu: Liman Gecesi

7.BÖLÜM:MATİN'İN İLK KURBANI

Yazar:

Siyah Kutu: Liman Gecesi - ruzgargulu kitap kapağı
Siyah Kutu: Liman Gecesi kitap kapağı

Yazım Tarih: 04.08.2026 "Matin’in ilk kurbanı, o uçurumun kenarında, rüzgârın bile unuttuğu o sessizliğe gömülmüştü. Ortalıkta bir anda nefesleri kesen, ölümcül ve sağır edici bir sessizlik koptu..." 7. BÖLÜM: MATİN'İN İLK KURBANI Matin’in o kavurucu, kehribar rengi güneşi tepemizde asılı duruyordu. Gökyüzü sabit bir mavilikte asılı kalmıştı; ne kararıyor ne de en ufak bir bulut hareketi sergiliyordu. Zaman, bu coğrafyada sabit bir duruşa geçmiş ve saatlerin akışı tamamen askıya alınmıştı. Güneşin o sabit, tepede dikilen konumu insanda derin bir zihinsel sıkışmışlık yaratıyordu. Gecenin getireceği o dinlendirici karanlıktan mahrum, sürekli aynı sarımsı, yakıcı aydınlığın altındaydık. Batu, ellerini kumaş pantolonunun ceplerine sokmuş, dik dik gökyüzüne bakarken derin ve öfkeli bir nefes verdi. O her zamanki neşeli, durumu tiye alan maskesi artık tamamen çatlamış, altından saf bir çaresizlik ve gerginlik çıkmıştı. Dorni Dohrnii'deki o turkuaz sudan çıktıktan sonra buranın o kurak havası sayesinde üzerimizdeki ıslaklıktan eser kalmamıştı; kıyafetlerimiz tamamen kurumuştu. "Böyle olmaz," dedi Batu, sesindeki o alaycı ton tamamen silinerek. "Güneşin yerinden bir milim bile oynamadığını fark ettiniz mi hiç? Saat kaç bilmiyorum çünkü saatimde milim oynamıyor ama içimden sayıyorum; normalde çoktan gece olmalıydı ve biz bu kabustan uyanmış olmalıydık. Burada zamanı büküyorlar ya da bizi tamamen dev bir akıl hastanesine kapatıp anahtarı da denize attılar. Kafayı yiyeceğim!" Batu'nun haklı olduğunu hepimiz içten içe biliyorduk. Matin, insanı anında öldürmeyen ama saniye saniye tüketen, sessiz ve kusursuz bir akıl oyunuydu. Sırf bu durağanlıktan, o üzerimize basan ağır atmosferden kurtulmak ve zihnimizi bu dehşetten biraz olsun uzaklaştırmak için yürümeye devam etmek zorundaydık. Durmak, düşünmek demekti; düşünmek ise yavaş yavaş deliye dönmek demekti. Neon tabelaların, pürüzsüz hatlara sahip modern binaların ve insanı yabancılaştıran bu caddelerin arasından geçerek adımlarımızı daha da hızlandırdık. Sonunda cadde bizi devasa, cam cepheli, lüks ve ihtişamlı bir mimarlık şirketinin önüne çıkardı. Binanın önündeki hareketlilik aniden dikkatimizi çekti. Geniş cam kapılardan içeriye süslü püslü, en son moda ve kusursuz kesim şık elbiseler giymiş kadınlar ile üzerlerinde buruşmaz kumaşlardan dikilmiş takım elbiseler olan adamlar girip çıkıyordu. Herkesin yüzünde aynı tekdüze, aceleci ama bir o kadar da sahte bir gülümseme vardı. "Hadi içeri girelim," dedi Demir, kararlı bir ses tonuyla. Gözleri kapının önündeki hareketliliği tarıyordu. "Belki burada insanlara ulaşabilir, kuşbakışı etrafı tarayıp şehri yukarıdan görebileceğimiz bir çıkış yolu bulabiliriz." Hiç itiraz etmeden Demir'i dinleyip yorgun ve tozlu halimizi önemsemeden peşinden cam kapıdan içeri süzüldük. Şirketin lobisi adeta başka bir evrendi; lüksün, düzenin ve göz alıcı parlaklığın doruk noktasıydı burası. Yerdeki pürüzsüz beyaz mermerler adım seslerimizi anında yutarken, içerideki çalışanlar bizim bu sefil ve yorgun hallerimize şöyle bir göz alıp hemen önlerindeki dijital ekranlara dönüyorlardı. Onlar için biz, caddede yürüyen sıradan yabancılardan farksızdık. Kimse bizi durdurmadı, kimse polise haber vermedi; çünkü biz de onlar gibi sıradan insanlardık. Tam o sırada, lobinin duvarını kaplayan devasa, kavisli televizyon ekranındaki hareketli reklam aniden kesildi. Ekranda, tamamen yabancı dilde yazılmış devasa tabelalarıyla mimarlık şirketine ait kusursuz, gökyüzüne uzanan bina projeleri ve estetik tasarımlar akmaya başladı. Tabeladaki o yabancı kelimeleri hiçbirimiz anlamıyorduk; ne yazıldığını okuyamıyor, dili tamamen yabancı buluyorduk. Birkaç saniye sonra müzik değişti ve ekranın tam ortasında şirketin yöneticisinin büyük, etkileyici bir portresi belirdi. Adamın keskin hatlı yüzü kameraya dik dik bakıyordu. Adamın hemen yanında ise yabancı harflerin arasında gözlerimizin parıldayarak hemen seçtiği o tüyler ürpertici sayısal veri yer alıyordu. Ekrandaki rakamı gördüğüm an kan…

Bölümün tamamını WritePad'de oku