Siyah Kutu: Liman Gecesi

6.BÖLÜM: MATİN:BİLİNMEZİN ORTASINDA

Yazar:

Siyah Kutu: Liman Gecesi - ruzgargulu kitap kapağı
Siyah Kutu: Liman Gecesi kitap kapağı

Suyun altına atladığım o an, dünyadaki tüm seslerin kesildiği, yerini uğultulu bir sessizliğe bıraktığı bir "yok oluş" anıydı. 6. BÖLÜM: MATİN:BİLİNMEZİN ORTASINDA Suyun o turkuaz, buz gibi gövdesi, varlığımızı çekip içine hapseden, sonu görünmeyen bir hiçliğin soğuk aynasıydı. Düşüşün şiddetiyle ciğerlerim patlayacak gibi olmuştu. Çarpışmanın yarattığı şok dalgası zihnimi sarsarak tüm gerçeklik algımı yerle bir etti. Suyun altına atladığım o an, dünyadaki tüm seslerin kesildiği, yerini uğultulu bir sessizliğe bıraktığı bir "yok oluş" anıydı. Ancak suyun altı, beklediğimiz gibi bir son değil, bir geçişin sancısıydı. Bedenimdeki o yoğun baskı, yerini ansızın bir boşluğa bıraktığında, başka dünyanın kapılarını araladığımızı ben bile sonradan idrak edebilmiştim. Gözlerimi açtığımda karşılaştığım ilk şey, derimi yakan o kavurucu, kehribar rengi güneş ışığıydı. Sırtımı yasladığım zemin, tanıdık, hafif pürüzsüz ama garip bir şekilde ılıktı. Ciğerlerimdeki o yanma hissi, aldığım her nefesle birlikte yerini kurak ve ağır bir havaya bırakıyordu. Üstümdeki ıslak kıyafetlerin ağırlığı bedenime yapışmıştı; suyun o serinletici etkisinden eser yoktu, aksine kıyafetlerim bedenimden çekilen nemle ağırlaşırken, buranın havası üzerimdeki suyu adeta bir tehdit gibi emiyordu. Kuruyan kumaşlarımdan yayılan keskin, tanımsız koku; o soğuk binaların arasından sızan bayat bir esintiyle birleşip boğazıma düğümleniyordu. Etrafıma baktığımda, hepimizin tam kadro burada, aynı şaşkınlığı paylaştığını gördüm. Batu, Demir, Aras, Duru, İmge, Aylin hepsi hemen yanı başımda, bu tuhaf zeminde doğrulmaya çalışıyorlardı. Üstümüz başımız sırılsıklam, gözlerimiz ise bu bilmediğimiz şehrin o hiç bitmeyen sabahına odaklanmış halde öylece kalmıştık. Aras boğazını temizleyip "Nasıl geldik oğlum az önce boğuluyorduk" dedi şaşkınlıkla. Arasın bu tepkisiyle hepimiz düşününce anladık ki hiçbirimiz o düşüşün ardından nasıl hayatta kaldığımızı ya da buraya nasıl savrulduğumuzu dahi hatırlamıyorduk. Batu, sırılsıklam saçlarını arkaya doğru itti ve yüzüne o alıştığımız, durumu tiye alan muzip ifadeyi yerleştirdi. Korkusunu gizlemek için kullandığı o kalkanı, hemen devreye girmişti. "Arkadaşlar, eğer bu bir 'Survivor' çekimi ise, gerçekten kötü bir prodüksiyon," dedi, sesindeki o alışıldık dalga geçme tonuyla. "En azından bir Hindistan cevizi verirlerdi. Ayrıca bu güneş ne böyle? Gökyüzünde donup kalmış, batmaya hiç niyeti yok ama tenimi resmen haşlıyor! Eğer bir yarışmaysak, ben açlıktan bayılmadan bitirsinler bu işi." Demir, Batu’nun şakasına cevap bile vermeden ayağa fırladı. Gözleri panikle şehri tarıyor, etrafındaki blokları sanki bir tehlikeymiş gibi inceliyordu. "Burası neresi? Kimse tanıdık bir yer görüyor mu? Burası bizim dünyamız değil, bu mimari... bu binalar..." Demir'in "Görmüyorum," diye fısıldayan isyankar sesinin ardından, Aylin ve ben de hemen onun yanında ayağa kalktık. Hepimiz sarsılmış halde etrafı süzüyorduk. Şehrin her köşesi, mantığın sınırlarını zorlayan bir kurgu gibi önümüzde uzanıyordu. Normal, bildiğimiz modern insan binaları gibi görünen ancak pürüzsüz ve sıradışı bir mimariye sahip devasa bloklar, sanki hiçbir düzen gözetmeden üst üste yığılmıştı. Ancak bu teknolojik havanın içinde, tabelalar sanki başka bir dünyadan fırlamış gibi capcanlı renklere sahipti; bir manav tabelası parlak turuncu, bir berberin döner ışığı ise neon yeşiliyle havayı titretiyordu. Batu, manavın o göz alan neon turuncusu tabelasına baktıktan sonra başını iki yana salladı. "Şu tabelaların parlaklığına baksanıza," dedi, elini şakaklarına götürerek. "Sanki birileri renkli boyayı bitirmiş de, dekorasyonu yapan arkadaş elindeki tüm neon boyaları buraya boca edip sonra da işi yarım bırakıp kaçmış gibi." Aras, çevreye dikkatle göz gezdirdi. "Batu, sus artık. İnsanlar var. Şuraya bak." Meydanda yürüyen insanlar vardı. İşe yetişmeye çalışan bir memur, elinde renkli poşetlerle evine giden bir kadın, köpeğini tasmasından çekiştiren dalgın bir adam... Üzerlerinde sokaktaki herhangi bir…

Bölümün tamamını WritePad'de oku