5. BÖLÜM:DORNİ DOHRNİİ: BİRİNCİ DÜNYANIN KAPISI
Yazar: ruzgargulu

🗓️Yayınlanma Tarihi : 23.06.2026 5.BÖLÜM: DORNİ DOHRNİİ: BİRİNCİ DÜNYANIN KAPISI "Yıl 5311... Dalgaların kucağına, denizin ortasına uzanan devasa köprüler üzerine kurulmuş eşsiz bir yer hayal edin: Ölümsüz Denizanası Şehri. Burada gökyüzü kimi zaman masmavi ve duru bir gündüze, kimi zaman da karanlık bir geceye ev sahipliği yapar. Suların üzerinde birbirini kesen köprülerin üzerinde parlayan modern dizaynlı pembe ve beyaz evler adeta bir tabloyu andırır. Görünüşte burası sadece orta gelişmişlikte sakin bir yerleşim yeridir; ancak gerçekte çok daha fazlasıdır. Gücünü doğrudan denizden alan bu şehir, diğer tüm şehirler için hayati bir merkezdir. Hatta daha da ötesi, denizin en karanlık ve en derin katmanında, tüm evrenlerin kaderini elinde tutan o büyük sırrı saklar. Şehirde yalnızca 708 insan yaşar. Dışarıdan bakıldığında sıradan insanlar gibi görünseler de, hayatları çok keskin kurallarla örülüdür. Zaman kavramı burada akıp giden sıradan bir nehir değil, herkesin uymak zorunda olduğu katı bir yasadır. Köprülere ve sokağa adım attığınızda bu düzeni hemen fark edersiniz: Şehrin yazılı kuralına göre adamlar tepeden tırnağa beyaz, kadınlar ise tamamen pembe giyinmek zorundadır. Pembe ve beyaz evlerin arasında, köprülerin üstünde bu kıyafetlerle gezinirken, düzenin asla bozulmadığını size hatırlatan başka bir şey daha vardır: Polisler... Belirli zaman aralıklarıyla, ister gündüz olsun ister gece, hiç şaşmayan bir saat gibi köprüleri, sokakları ve suları durmaksızın devriye gezerler. 708 kişinin nefes aldığı bu sessiz, gizemli ve evrenler için kritik şehirde, devriye gezen polislerin adımları her an herkesin üzerindedir. İşte tam da bu sıkı denetimin ortasında, devriye polislerinin binanın önünden henüz geçtiği o sessiz dakikada, şirketin terasında gözlerini açan yedi kişinin hayatını altüst edecek o macera, işte böyle başladı..." ***************************************************** "2-1 KOŞUN! Batu'nun bağırmasıyla hepimiz aynı anda arkamızı dönüp deli gibi koşmaya başladık." Bütün şehir ayaklarımızın altında bir cehenneme dönmüştü! Arkamızdan gelen o sert adım sesleri caddelerde yankılanırken, ciğerlerimiz patlayana kadar koşuyorduk ve arkaya bakacak tek bir saniyemiz bile yoktu!" ---------------------------------------- 22 Mayıs 2025 22.00 Suları.... Gözlerimi bu kör edici ışık karşısında istemsizce kapattığım ve bilincimin anında karanlığa gömüldüğü o saliseler, zihnimde sonsuz ve zifiri bir boşluk bıraktı. Ne limanın o paslı, katı soğukluğu kalmıştı geriye ne de beynimin kıvrımlarını tırmalayan o sağır edici uğultu. Her şey bir bıçak darbesiyle kesilir gibi anında kesilmiş, yerini daha önce hiç deneyimlemediğim, ruhu sağır eden sonsuz bir sessizliğe bırakmıştı. Ediz'in o son andaki panik ve kontrol edilemez öfkeyle dolu çaresiz haykırışı bile bu derin sessizlik duvarına çarparak saniyeler içinde yok olmuştu. Oysa buraya gelene kadar her şey ne kadar ateş çemberinde, ne kadar gözü dönmüşçeydi; Ediz arkasındaki onlarca silahlı adamla, tek bir amaç uğruna, o mat siyah kutu için bizi o paslı konteynerlerin arasında ölümüne kovalamıştı. Adamın tek bir hedefi vardı: Kutuyu elimizden zorla geri almak. Ancak o kutunun yere çarptığı an, kapağı bile açılmadan, o kapalı haliyle dünyayı yutacak bir parıltı yayacağını ve bizi içine çekecek bir ışık patlaması olacağını o da tahmin edememişti. Son saniyede kulaklarımızda yankılanan "Hayır! Durun! Geçmeyin! Oraya gitmemelisiniz!" feryadı, o amansız takibin sonunda kontrol edemediği bu gizemli güce karşı duyduğu saf dehşetin en büyük kanıtıydı. Nereye çıkacağını, bizi nereye fırlatacağını bilmeden, sadece canımızı kurtarmak için o kör edici beyazlığın içine bırakmıştık kendimizi. Göz kapaklarımın arkasında zonklayan o keskin ışık yavaşça çekilmeye başladığında, ilk algıladığım şey tenime çarpan yoğun mayıs sıcağı oldu. İzmir Limanı'nın o nemli, yosunlu ve serin gecesinden çok uzakta, burnumun direğini sızlatan temiz ama kimyasalı andıran havayı ciğerlerime çektim. "Alçin..." Duyduğum bu ses,…