Siyah Bal

Bölüm 23: Kan Kırmızısı Yakut

Yazar:

Siyah Bal - İpek🩷 kitap kapağı
Siyah Bal kitap kapağı

Sarp'ın otoparktaki o son, umutsuz saldırısının ve Barlas'ın benim için kurşunun önüne atlamasının üzerinden tam iki ay geçmişti. Demir Korhan parmaklıklar ardındaydı, Soykan İmparatorluğu tarihe karışmıştı ve Barlas, Korhan Holding'in en üst katındaki o devasa deri koltuğa artık rakipsiz bir kral olarak oturuyordu. Ama benim için en büyük zafer, onun omzundaki o yara izinin iyileşmiş olması ve her gece o izi öperek uykuya dalabilmekti. O akşam, Barlas beni arayıp hazırlanmamı söylediğinde sesinde tuhaf bir tını vardı. Ne o her zamanki otoriter Korhan veliahdıydı, ne de evdeki o rahatlamış adam. Sesinde, kelimelere dökemediğim, nefes kesici bir heyecan gizliydi. "Siyah giy," demişti sadece. "Ve benim için o yakut kolyeni tak." Rezidansın kapısında beni bekleyen siyah SUV'ye bindiğimde, Barlas şoför koltuğundaydı. Korumaları arkada bırakmıştı. Üzerinde kusursuz kesim, kömür karası bir takım elbise vardı ama kravat takmamış, gömleğinin ilk iki düğmesini açık bırakmıştı. Arabaya bindiğim an uzanıp beni kendine çekti, dudaklarıma derin, baş döndürücü bir öpücük bıraktı. "Nereye gidiyoruz?" diye sordum, nefes nefese ondan ayrılırken. Barlas gülümsedi. Torpido gözüne uzandı ve siyah, ipek bir fular çıkardı. "Gideceğimiz yeri görmeden önce hissetmeni istiyorum. Bana güveniyor musun Siyah Bal?" "Sonsuza kadar," dedim hiç tereddüt etmeden. Gözlerimi o siyah ipekle bağladı. Karanlığa gömüldüğüm an, arabanın motorunun kükremesini ve Barlas'ın teninden yayılan o odunsu, baharatlı kokuyu çok daha net hissetmeye başladım. Yolculuk yaklaşık bir saat sürdü. Asfalt yoldan çıkıp toprak, hafif engebeli bir yola girdiğimizi arabanın sarsıntısından anladım. Motor sustuğunda, Barlas inip benim kapımı açtı. Beni kucağına aldı. Toprak zeminde yürürken, etrafımızı saran o yoğun orman kokusunu ve hafif rüzgarın uğultusunu duyabiliyordum. Beni yavaşça yere bıraktı ama kollarını belimden çekmedi. "Şimdi," dedi kulağıma doğru fısıldayarak. Sesi titriyordu. "Gözlerini açabilirsin." Siyah ipeği gözlerimden yavaşça çözdü. Gözlerimi açtığımda, nefesim boğazımda düğümlendi. İstanbul'un çok dışında, sık ağaçlarla çevrili karanlık bir ormanın tam ortasındaydık. Ama karanlık, önümüzde duran manzarayla delinmişti. Ağaçların arasına inşa edilmiş, tamamı camdan oluşan devasa bir kış bahçesinin önündeydik. Cam yapının içi, binlerce irili ufaklı mumla aydınlatılmıştı. Yerde, adım atacağımız o uzun yol boyunca sadece kan kırmızı gül yaprakları vardı. "Barlas..." diye fısıldadım, gözyaşlarım çoktan gözlerime hücum etmişti. "Burası..." "Bizim ilk sığınağımız," dedi elimi sımsıkı tutarak. "Burası Korhan arazisinin en ücra köşesi. Bu cam evi sadece senin için, bizim için yaptırdım. Sırça köşkümüz Gece." Beni cam evin içine doğru yönlendirdi. İçeri girdiğimizde binlerce mumun o sıcak, loş ışığı yüzümüze vurdu. Etrafta hiçbir lüks eşya yoktu; sadece biz, mumların ışığı ve o yoğun gül kokusu vardı. Cam evin tam ortasına geldiğimizde, Barlas durdu. Bana döndü. O kapkara gözlerinde, dünyayı dize getiren o adamın değil, sadece sevdiği kadına muhtaç olan bir adamın çaresiz aşkı vardı. Barlas, önümde yavaşça diz çöktü. Elimle ağzımı kapattım, hıçkırığımı tutamadım. Cebinden siyah kadife bir kutu çıkardı ve yavaşça açtı. İçindeki yüzük, sıradan bir pırlanta değildi. Kusursuz, derin bir kırmızılıkta, adeta damlayan bir kanı andıran damla kesim devasa bir yakuttu. Yakutun etrafını ise beyaz altın değil, kapkara bir metalden yapılmış ince, dikenli sarmaşık motifleri sarmıştı. Bu yüzük, boynumdaki o kolyenin tamamlayıcısı, ruhumuzun karanlık ve tutkulu aynasıydı. "Benim hiçbir zaman normal bir hayatım olmadı Gece," dedi Barlas, sesi o büyük cam fanusun içinde yankılanıyordu. Gözlerini gözlerimden bir saniye bile ayırmadı. "Sana peri masallarındaki gibi bir teklif yapamam. Çünkü biz peri masalı değiliz. Biz bir karanlık romanız. Babamın bana bıraktığı tek miras öfke ve kan oldu. Ama sen... Sen o kanın içinden bir gül gibi açtın." Gözünden tek bir damla yaş süzüldü. Dünyanın en tehlikel…

Bölümün tamamını WritePad'de oku