Siyah Bal

Bölüm 17: Şeytanın Sofrası

Yazar:

Siyah Bal - İpek🩷 kitap kapağı
Siyah Bal kitap kapağı

Akşam çöktüğünde, rezidansın devasa salonu İstanbul’un ışıltılı manzarasına tepeden bakıyordu. Ama içerideki hava, dışarıdaki manzaradan çok daha boğucuydu. Barlas, hazırlıklar boyunca tek kelime etmemişti. Sadece beni izlemişti. Üzerimde siyah, saten, ince askılı bir elbise vardı. Vücudumu ikinci bir deri gibi saran, hareket ettiğimde tenimde kayan bir kumaş. Barlas bunu özellikle seçmişti. "Siyah giy," demişti. "Onun o yapay beyazlığına inat, benim karanlığımı temsil et." Saçlarımı toplamak istemiştim ama izin vermemişti. "Açık bırak," demişti parmaklarını saçlarımın arasından geçirirken. "Kokun odaya yayılsın. Sarp nefes aldığında bile seni değil, benim kokumu hissetmeli." Kapı çaldı. O ses, sessizliği bir cam gibi kırdı. Barlas, elindeki viski bardağını sehpaya bıraktı. Yüzüne o sahte, dondurucu nezaket maskesini taktı. Yanıma geldi, kolunu belime doladı ve beni kendine çekti. "Hazır mısın?" diye fısıldadı kulağıma. "Hazırım," dedim, kalbim boğazımda atarken. Kapıyı hizmetli değil, Barlas açtı. Karşımızda Sarp Soykan duruyordu. Elinde pahalı bir şarap şişesi, üzerinde lacivert, jilet gibi bir takım elbise vardı. Yüzündeki o "mükemmel damat adayı" gülümsemesi, Barlas'ı görünce bir anlığına dondu ama hemen toparladı. "İyi akşamlar," dedi Sarp, içeri adım atarak. "Barlas, davetin için teşekkürler. Şaşırtıcı bir jest oldu." Barlas elini uzatmadı. Sadece hafifçe başını eğdi, bir kralın tebaasını selamlaması gibi. "Dostlarını yakın, rakiplerini daha yakın tut derler Soykan. İçeri geç." Sarp salona girdiğinde gözleri doğrudan beni buldu. Bakışlarındaki beğeni o kadar açıktı ki, Barlas'ın belimdeki elinin kemiklerimi kıracak kadar sıkıldığını hissettim. "Gece..." dedi Sarp, elindeki şarabı yanındaki konsola bırakıp bana yaklaşarak. "Nefes kesici görünüyorsun. Siyah... Senin renginmiş." "Teşekkür ederim Sarp," dedim mesafeli bir tonla. Barlas araya girdi, bir duvar gibi. "Siyah, Gece'nin rengi değil Soykan. Siyah, Gece'nin sahibinin rengi. O sadece uyum sağlıyor." Sarp'ın gülümsemesi gerildi. "Sahip mi? 21. yüzyıldayız Barlas. Kadınlar birer mülk değildir." "Benim dünyamda," dedi Barlas, Sarp'a bir adım daha yaklaşarak, "ait olmak bir tutsaklık değil, bir ayrıcalıktır. Ama senin gibi 'özgürlükçü' playboyların bunu anlamasını beklemiyorum." Gerginlik elle tutulur hale gelmişti. "Hadi," dedim araya girerek. "Çalışmaya başlayalım mı? Kitaplar masada." Yemek masasına geçtik. Devasa, mermer bir masa. Bir ucunda ben, diğer ucunda Sarp. Barlas ise... Barlas masanın başında değil, tam benim yanımda, neredeyse sandalyeme bitişik bir şekilde oturuyordu. Önümüzde Anna Karenina ve not kağıtları vardı. Ama masada konuşulan şey edebiyat değil, güçtü. "Vronski'nin hatası neydi sence Gece?" diye sordu Sarp, kalemini çevirerek. Gözlerini üzerimden ayırmıyordu. "Kadını çok sevmesi mi, yoksa onu toplumdan soyutlayıp delirtmesi mi?" Cevap vermeme fırsat kalmadan Barlas elini sandalyemin arkasına attı, parmakları omzuma, çıplak tenime dokundu. Bu temas, Sarp'ın gözlerinin içine baka baka yapılmış bir meydan okumaydı. "Vronski'nin hatası," dedi Barlas, buz gibi bir sesle, "Anna'yı koruyamamasıydı. Onu toplumun önüne attı. Eğer gerçekten sevseydi, dünyayı yakar, o kadını kimsenin yargılamasına izin vermezdi. Sevgi fedakarlık değil, kudrettir Soykan. Gücün yoksa, sevmeyeceksin." Sarp güldü. Sinir bozucu, alaycı bir gülüş. "Güç... Senin tek anladığın dil bu Barlas. Peki ya Gece ne istiyor? Hiç sordun mu? Belki o yanmak değil, sadece huzur istiyordur." Barlas o an sandalyesini çevirdi. Vücudu tamamen bana döndü. Masanın altından elini bacağıma, dizimin hemen üzerine koydu ve yukarı doğru, elbisenin izin verdiği yere kadar yavaşça kaydırdı. Nefesim kesildi. Gözlerimi kaçıramadım. "Huzur istiyor musun Gece?" diye sordu Barlas, gözlerimin en derinine bakarak. "Yoksa benim ateşimin içinde yanmayı, o huzurlu ama sıkıcı hayata tercih mi edersin?" Bu bir soru değil, bir emirdi: Beni seç. "Ben..." dedim, sesim titreyerek. Sarp'a döndüm, sonra tekrar Barlas'a. "Ben…

Bölümün tamamını WritePad'de oku