Siyah Bal

Bölüm 10: Kralın Yıkılışı

Yazar:

Siyah Bal - İpek🩷 kitap kapağı
Siyah Bal kitap kapağı

Gecenin en karanlık saati, şafağın sökmesinden hemen önceki o kör zamandır derler. Ama benim için karanlık, Barlas Korhan'ın siyah camlı arabasının kapısı kapandığında başlamıştı. Balo salonundaki o ışıltılı, sahte dünya geride kalmış, yerini motorun boğuk uğultusuna ve içerideki o ağır, elle tutulur sessizliğe bırakmıştı. Barlas, arabanın en köşesine çekilmişti. Balo salonundaki o dik duruşlu, herkese meydan okuyan, beni dans pistinde bir kukla gibi ama aynı zamanda bir kraliçe gibi döndüren adam gitmişti. Yerine, omuzları hafifçe düşmüş, başını geriye yaslamış, gözlerini sıkıca kapatmış bir heykel gelmişti. Kravatını gevşetmiş, gömleğinin ilk iki düğmesini açmıştı. Bu hali, bana "dağınık ve seksi" gelmekten çok, "dağılmış ve tükenmiş" geliyordu. Yol boyunca tek kelime etmedik. Ama bu sessizlik, diğer zamanlardaki gibi tehditkar değildi. Bu sessizlikte bir acı vardı. Barlas'ın sağ eli, şakağını ovuyor, parmak boğumları beyazlayana kadar alnını sıkıyordu. Yüzü, sokak lambalarının aralıklı ışığı vurduğunda solgun, hatta kireç gibi görünüyordu. O kusursuz, yenilmez Barlas Korhan, şu an arabada acı çeken bir ölümlüye benziyordu. Kampüse girdiğimizde yağmur şiddetini artırmıştı. Damlalar arabanın tavanını dövüyor, dışarıdaki dünyayı bulanıklaştırıyordu. Araba yurt binasının önünde durduğunda, şoför kapıyı açmak için inmeye yeltendi ama Barlas sert bir sesle, "Gerek yok," dedi. Sesi çatallıydı, sanki boğazında cam kırıkları varmış gibi. "Anahtarı bırak ve git. Arabayı ben park ederim." Şoför tereddüt etse de itiraz edemedi. Barlas'ın emri kesindi. Adam anahtarı bırakıp hızla uzaklaştı. Barlas, derin bir nefes alıp kapıyı açtı. İndiğinde sendelediğini gördüm. O an, içimdeki nefret ve öfke bir anlığına duraksadı. Yerini, insanı o en zayıf yerinden vuran o duyguya bıraktı: Merhamet. Arabadan indim. Topuklu ayakkabılarım ıslak asfaltta kayarken, Barlas'ın koluna girmek için hamle yaptım. Ama o, beni fark etmemiş gibi, bir hayalet gibi binaya doğru yürüyordu. Adımları düzensizdi. Yürümüyor, sürükleniyordu. Asansöre bindiğimizde, aynadaki yansımamıza baktım. Ben, o gece yarısı mavisi elbisenin içinde, dağılmış saçlarım ve akmış rimelimle, fırtınadan kurtulmuş bir kazazede gibiydim. Barlas ise... Barlas, kendi fırtınasının tam ortasındaydı. Alnında boncuk boncuk terler birikmişti. Gözlerini açmıyordu. Eliyle asansörün metal tutacağına o kadar sıkı yapışmıştı ki, metali bükecek sandım. "İyi misin?" diye sordum, sesimdeki endişeyi gizleyemeyerek. Cevap vermedi. Sadece çenesini sıktı. Asansörün üçüncü katta durmasıyla kapılar açıldı ve o, kendini dışarı attı. 204 numaralı odaya girdiğimizde, Barlas kapıyı kapatır kapatmaz olduğu yere, duvara yaslandı. Sanki ayakta duracak gücü kalmamıştı. Ceketini omuzlarından sıyırıp yere attı. Sonra gömleğinin düğmelerini koparırcasına açmaya çalıştı ama parmakları titriyordu. "Lanet olsun," diye tısladı dişlerinin arasından. "Lanet olsun!" "Barlas," dedim, ona doğru bir adım atarak. "Ne oluyor? Hasta mısın?" Bana döndü. Gözlerini ilk kez açtı. O dipsiz kuyular, şimdi kan çanağına dönmüştü. Göz bebekleri büyümüş, bakışları bulanıklaşmıştı. Beni görüyor muydu, yoksa halüsinasyon mu görüyordu emin değildim. "Işık," dedi hırıltılı bir sesle. "Işığı kapat." Migren. Şiddetli, insanı kör eden, beynini matkapla delen o migren ataklarından biriydi bu. Annemden biliyordum. Hemen kapının yanındaki düğmeye basıp ışığı kapattım. Oda, sokak lambasının içeri sızan loş ışığıyla yarı karanlığa gömüldü. Barlas, karanlıkta yolunu bulmaya çalışarak yatağına doğru ilerledi. Kendini yatağa bıraktığında, yaylar acı bir gıcırtıyla inledi. Yüzünü yastığa gömdü, elleriyle başını iki yandan kavradı. İnlememek için kendini sıktığını, vücudunun kasılmasından anlayabiliyordum. Ne yapacağımı bilemez halde ortada kaldım. Gitmeli miydim? Bana "git" dememişti ama kalmamı da istememişti. O, kimseye muhtaç olmayan adamdı. Beni burada, bu halde görmesi, yarın sabah gururunu incitebilirdi. Ama onu böyle, acı içinde kıvranırken bırakamazdım.…

Bölümün tamamını WritePad'de oku