Siyah Bal

Giriş

Yazar:

Siyah Bal - İpek🩷 kitap kapağı
Siyah Bal kitap kapağı

Bazı felaketler gürültüyle gelmez; ne bir gök gürültüsü ne de yerin sarsılması haber verir yaklaşan yıkımı. Gerçek felaketler sessizdir; parmak uçlarına basarak hayatına sızar, önce nefesini keser, sonra da ruhunu ele geçirir. Velas Akademisi’nin o gösterişli, gotik mimarisinin ardına gizlenmiş karanlık koridorlarında yürürken hissettiğim tam olarak buydu: Adı konulmamış, şekli çizilmemiş ama varlığı damarlarımdaki kanı donduracak kadar gerçek bir tehlike. İnsanlar buraya hayallerini süsleyen o pırıltılı geleceği inşa etmeye gelirdi; bense bilmeden kendi kıyametime doğru yürüyordum. Kaderin ağlarını ördüğü o ince iplikler, beni bu soğuk duvarların arasında, asla açılmaması gereken bir kapının önüne getirip bırakmıştı. O kapının ardında sadece bir oda değil, yutulmaya hazır bir karanlık, uyanmayı bekleyen bir canavar ve tadına bakıldığında insanı zehirleyen yasak bir bal vardı. Koridorun sonundaki o ahşap kapının önünde durduğumda, zamanın akışı mantığını yitirdi. Etrafımdaki dünya; zengin çocukların sahte kahkahaları, pahalı parfümlerin o geniz yakan kokusu ve topuk seslerinin mermer zemindeki yankısı bir anda silinip gitti. Geriye sadece o kapı ve benim hızlanan kalp atışlarım kaldı. Kapının üzerinde bir numara, bir isim ya da bir uyarı levhası yoktu; buna ihtiyacı da yoktu. O kapı, varlığıyla bağırıyordu. "Uzak dur," diyordu ahşap yüzeyindeki her bir çizik. "Buradan sonrası senin dünyan değil, buradan sonrası uçurum." Ama insanın doğasındaki o lanetli merak ve çaresizliğin verdiği o kör cesaret, beni uyarılara sağır etmişti. Elim, sanki kendi iradem dışında hareket ediyormuş gibi, soğuk metal kulpa uzandı. O metale dokunduğum an, parmak uçlarımdan omurgama yayılan ürperti, bir kış soğuğu değil, yaklaşan yangının habercisiydi. Kapıyı aralayıp o eşikten içeri adımımı attığımda, içerideki havanın dışarıdan tamamen farklı, boğucu ve ağır olduğunu fark etmem sadece bir saniyemi aldı. Işık, bu odaya girmeye korkuyor gibiydi; içerisi koyu bir loşluğa, sigara dumanının gri pusuna ve tehlikenin o metalik kokusuna teslim olmuştu. Dışarıdaki o steril, mükemmel akademi dünyası burada son buluyordu. Burası kuralsızlığın, kaosun ve gücün ham halinin hüküm sürdüğü, sınırları keskin çizgilerle çizilmiş yasak bir bölgeydi. Duvardaki gölgeler dans ediyor, yerdeki dağınıklık bir yaşanmışlığın değil, bir savaşın izlerini taşıyordu. Ve o karanlığın tam kalbinde, gölgelerin en yoğun olduğu köşede, o oturuyordu. Barlas Korhan. Adını henüz bilmediğim, kim olduğunu henüz öğrenmediğim ama ruhundaki o zifiri karanlığı gözlerine baktığım ilk an tanıdığım adam. Yatağının kenarına oturmuş, elindeki sönmek üzere olan sigaranın dumanını havaya üflerken başını ağır ağır bana çevirdi. O an, bir avcının inine giren savunmasız bir av olduğumu iliklerime kadar hissettim. Gözlerinde ne bir şaşkınlık ne de bir merhamet vardı; sadece saf, buz gibi bir öfke ve tehditkar bir sakinlik... O bakışlar bana, bu kapıdan içeri girerek sadece bir odaya girmediğimi, geri dönüşü olmayan bir yola saptığımı haykırıyordu. O, benim felaketimdi; ben ise onun sessizliğini bozan davetsiz misafirdim. Ve o gece, o kapı kapandığında, hikayemizin sonu çoktan yazılmıştı: Biz birbirimizi yakmadan ısınamayacaktık. ...Ve o gece, o kapı kapandığında, hikayemizin sonu çoktan yazılmıştı: Biz birbirimizi yakmadan ısınamayacaktık. Aramızdaki mesafe sadece adımlarla ölçülen fiziksel bir boşluk değildi; iki zıt kutbun, aydınlıkla karanlığın, yaşamla ölümün çarpışma noktasıydı. O, oturduğu yerden kıpırdamadan, sadece varlığıyla odadaki tüm oksijeni tüketiyordu. Sağ kaşının üzerindeki o ince, beyaz yara izi, kusursuz yüzüne atılmış vahşi bir imza gibiydi; geçmişindeki savaşların sessiz bir tanığı, gelecekte koparacağı kıyametlerin ise habercisiydi. Bakışları tenimde gezinirken, bir heykeltıraşın mermeri yontmadan önce onu incelediği o acımasız dikkati hissettim. Beni görmüyor, ruhumun en kuytu köşelerine sızıyor, korkularımı, çaresizliğimi ve o an orada bulunmamın ne kadar büyük bir hata olduğunu y…

Bölümün tamamını WritePad'de oku