VI. BAZI YARALARA TEĞET GEÇMEK -I-
Yazar: s💌

BÖLÜM VI, 6: "BAZI YARALARA TEĞET GEÇMEK." İnsan alışkanlıklarından vazgeçebilir miydi? Adaptasyon nasıl oluşur, zorunluluk nerede devreye girerdi? Pavlovcu düşünceye oldukça uyan bir koşullanmaydı benimki sanırım. 02.02.2012'den sonra bir süre hiç uyuyamaz hâle gelmiştim çünkü o gece içeride uyuyordum. O günden sonra ilk dört gün hiç uykuya dalamamıştım. Dördüncü günün sonunda, kalp ritim sorunları başlamıştı, peşinden de halüsinasyonlar başlamıştı. Dördüncü gecede annemin peşinden tüm evi dolaşmıştım. O gün gelmiştik İstanbul'a. Belki o gece sebebi uykusuzluktu ama hayaletleri benim peşimi bırakmıyordu. Sonra Vagus Siniri Uyarımı, Kontrollü Kas Gevşetme ve daha bir sürü teknikle bir açıdan uyuyabilmiştim. Ama iki saat, iki dakika en fazla. Üçüncü dakikada uyanık oluyordum. İlaç kullanmamıştım, terapi almamıştım. Çünkü her şeyin kaydı tutuluyordu ve biz bu riski alamazdık, bu yüzden terapiye gitmemiştim. İlk sekiz hafta böyle uyuduğumda, beyin direkt yeni düzenim olarak kabul etmişti. Sonra aylarca sürdüğünde, artık bedenim hormonlarımı dahi bu iki saat iki dakikaya göre ayarlamıştı. Ben psikoloji okurken gittiğim stajlarda da, derslerde de dikkatle dinlediğimde fark etmiştim ki, ben o gece iki saat iki dakika uyumuştum, uyandığımda silah sesleri vardı. Şu an, melatonin salgım bozuktu, kortizolüm sürekli yüksekti özellikle de uykuya dalacakken, beynim direkt uykuyu tehlike olarak kodlamıştı. O gece uyuyor olmasaydım, belki şu an yaşamıyor olurdum. Ya da engelleyebilirdim. Aptal Hare... Neyi engelleyecektin? Abim bana pasta almaya merkeze gitmişti, doğum günümün gecesiydi çünkü. O da geç kalmıştı. Benim yüzümden evde değildi. Ya benim sayemde kurtulmuştu ya da benim yüzümden kimse kurtulamamıştı. Bu gece de iki saati iki dakika geçmemişti, uyanmıştım. Gözlerimi araladığımda Selim kaşları çatık bir şekilde uyuyordu. Kirpikleri hafif hareketliydi. Kâbus mu görüyordu? Hafifçe doğrulduğumda aniden gözleri açıldı, birden ona yakın olan bacağımı tuttu. Can havliyle tekme atardım kafasına ama o hızla tutuşunu hafifletti. "Ne oldu gece gece?" diye homurdandı kafasını kaldırırken. Yani daha hiçbir şey görmeden saldırıya geçmişti ruh hastası. "Ula sen manyak mısın? Madem benim olduğumu biliyorsun, ne saldırıyorsun?" Tekme attım koluna. Koluna başını yasladığı için koca, gereksiz kafası koltuğa düştü. Hemen kaldırmadı, koltuğa doğru derin derin ofladı. "Of değil, Maçka!" Kafasına vurduğumda elimi hızla tutup ittirdi. "Git başımdan gece gece." "Git uyu, boşa atar yapma bana," dedim ayaklanırken. "Uyumaya devam etsen ne olurdu? Kalkmasaydın? Ölür müydün?" "İşim gücüm var benim, uyumaya vaktim yok." "Bir saat daha uyusan ölmezdin," dedi ve kapıya ulaşan adımlarım durdu, ona dönüp iki kelam ederdim ama sanırım o da fark etti cümlenin gittiği anlamı. Durmadım, kapıyı açarak aşağı indim. Önce bir elimi yüzümü yıkadım, üzerimdekilerle uyuduğum için değiştirdim. Sabah yine değiştirecektim ama yine de uyuduğum kıyafetlerle oturmaktan hoşlanmıyordum. Ev oldukça sıcak olduğu için evde giyebileceğim triko bir etek giydim. Üzerine içimdeki dantelli sutyeni bırakıp ince bir hırka giydim, önünü ilikledim. Boynuma baykuş kolyesini ve incili bir kolye taktım. Adliyeye giderken giyeceğim kıyafete uyuyordu inci. Küpe ve bilekliklerini de taktım hazır takı standının yanındayken. Saçlarımı hızlıca düzeltip ev topuzu yaptım. Şimdi çalışabilirdim. Ayağıma düz babetlerden giydim. Evde terliksiz veya ayakkabısız dolaşmayı sevmiyordum. Babetler ev içindi, dışarıda giyilmiyordu hiç. Bir sebebi vardı ama değiştirmek istemiyordum. Bazı alışkanlıklar, bazı hareketler bile basit olsa da insanı bir şeylerden koruyabiliyordu. Sanki üst kata çıkarken ayaklarımın altındaki o kovanın yakıcı sıcaklığını hissediyordum. O metalik koku burnumdaydı. Yavaşça merdivene oturdum, kalbim çok hızlanmıştı. En son ne zaman kontrole gitmiştim? Sadece atak anında ilaç kullanıyordum ama şu an ilaçların yerini bile bilmiyordum, o kadar önemsizdi. Öksürdüm. Bir süre öksürmeye çalıştım. Kal…