IVS: ESKİ DOSYALAR
Yazar: s💌

02.02.2026, 16.20 Ankara Adalet Sarayı, kat koridoru. Uzun yıllardır ağır ceza davalarını alan savcı, oldukça yoğun bir gün geçiriyordu. Daha yeni bir mahkemeden çıkmıştı ve tek isteği odasına gidip elindeki dosyayı daha da ayrıntılı bir şekilde incelemekti. Bir şey vardı, kirli bir şeyler vardı. Ağır ceza davalarında hep böyle olurdu aslında, alışmış olmalıydı. Savcı girdiği ağır ceza davalarını düşünürken, koridordan ona doğru yürüyen kadını fark ettiğinde, elindeki davanın bu kadının sahip olduğu soyadı ile geçen dava kadar karmaşık olmadığını biliyordu. O dosyanın yanına hiçbiri yaklaşamazdı. Karşıdan yürüyen kadının omuzları dikti, bakışları net, duruşu stabildi. Ama her an savunmaya hazır gibi de duruyordu. Elbette öyle olacaktı, ülkenin dişli ceza avukatlarından biriydi kadın. Güzeldi, çekiciydi, insanın baktıkça bakası geliyordu ama bu kadın güzel olmaktan çok öteydi, sebebi soyadıydı. Soyadının getirdiği lütuf veya lanettendi. Savcı bu kadını son zamanlara kadar kişi olarak tanımıyordu, soyadını sadece dosyalardan biliyordu. Uzun zamandır o dosyanın kapağını açmayı bırakın, dosya bile görülmemişti. Dosya kapalı, mühürlü, unutulmak istenen bir dosyaydı. Savcı yürümeye devam ettiğinde kadın üzerindeki ceketi düzeltti, başını kaldırdı. Bakışları sakin gibi duruyordu. Hayır, değildi. Savcı o bakışlarda iddia gördü, ısrar gördü, istek gördü. Elbette deneyecekti bu kadın. Elbette ısrar edeceklerdi. Elbette iddia edeceklerdi. Ama bu dosya öyle kapatılıp derine gömülmüştü ki, kimse açmaya cesaret edemezdi. Pakel soyadı dışında. Uzun koridorda sonunda yan yana gelebildiklerinde, Savcı durduğu için kadın da durdu. Bu kalabalık koridorun içerisinde Savcı kadını gördüğü için kendine lanet etti. Bu kadın görünmez olamaz mıydı? Neden dikkat çekiyordu? "Avukat Hanım," dedi savcı mesafeli bir tonda. Her zamanki gibi resmî ton kullanmıştı. "Uzun zamandır buralarda görünmüyordunuz." Savcı bir süredir kadının adını duymuyordu, doğrusu başını dosyalardan kaldırmaya vakit bulamıyordu. "Evet, İstanbul yoğundu savcım. Artık buralardayım," dedi kadın da resmî bir tonda. "Ankara'da yeni ceza davalarınız mı var?" "Bilirkişi olarak, evet." Savcı bir an durdu, durdu. Kalbi hızlanmadı ama sanki karnına yumruk yemiş gibi hissetti. Anlamadım, demek istedi ama kekelemekten korktu. Bu yüzden söylemedi, kaşlarını kaldırdı. "Yüksek lisans olarak adli psikoloji mi yaptınız?" "Psikoloji okudum," dedi kadın. Savcı biraz daha şaşırdı. Nasıl yetişebilmişti? Hepsine? Aynı anda? "Anladım, hayırlı olsun o vakit. Anlaşılan daha çok karşılaşacağız sizinle." "Elbette," dedi kadın. "Elimden geleni yapacağım, şüpheniz olmasın." "Etik ahlağınızdan şüphem yok," dedi savcı. "Elinizdeki işi en iyi şekilde yapmaya çalışıyorsunuz. Sadece... Avukat olduğunuzda taraftınız, şimdi ise..." "Tarafsızlık yeminim var, ben iki mesleğimi pek tabii ayırabiliyorum savcım. Eğitimini aldım, merak buyurmayınız siz efendim." Alay kokan bir sesi vardı kadının. Savcı sinirlenebilirdi ama yapmadı. Korkmuyordu elbette, en azından kendi için korkmuyordu. Ama bu kadınla ters düşmemeliydi, özellikle de aynı yerde çalışırken. Özellikle de, Ankara'dayken. Buradayken. Bazı şeylerin kalbindeyken. Savcı başını salladı. "Görüşmek üzere." "Savcım," dedi kadın savcı ilerleyemeden. "İnsanları dosyalardan mı tanırsınız?" Savcının istemsizce sıkı tuttuğu dosyaları işaret etti. Savcı durdu, dudağını büktü. "Genelde." Gülümsedi kadın. "Kapatılan dosyalara ne olur peki?" Es verdi. "Suçtan zarar görenler de unutulur mu?" "Her şeyin bir sebebi vardır avukat hanım. Bilmediğiniz sebeplerin peşine düşmemenizi tavsiye ederim. Bir bilirkişi tavsiyesi olsun," dedi kelime oyunu yaparak. "Ankara eski defterleri sevmez." Kadın hafifçe gülümsedi, başını eğdi selam verir gibi. Savcı da selamı aldı ve yürümeye başladığında adımları sakindi. Kaçacağı bir şey yoktu, olmamalıydı, bu yüzden adımları hızlı değildi. Ama kadının adımları hızlıydı çünkü kovalamaya hazırlanıyordu bazı şeyleri. Elbette kovalayacaktı, elbette peşi…