IIS: DOSYA: KARAYEL
Yazar: s💌

GİZLİ TOPLANTI -DOSYA: KARAYEL- Yer: İstanbul'da kimliği açıklanamayan bir kamu binasının alt katı. Saat: 02.00 Telefonlar dışarıda, burada sağır oda bulunmadığı için, herkes elinden geleni yapmaya çalışıyor. Bu yüzden içeriye kendilerinden gelen en ufak elektronik cihaz sokmuyorlar. Telefon, saat, hatta kulaklık, hiçbir şey yok. Duvardaki tahtada büyük harflerle bir kelime yazıyor: KARAYEL. Masada altı kişi var. Ahşap masanın üzeri dosyalarla dolu, herkes elinde kalemiyle bir şeyler karalıyor. Zamane insanları alışmış tabletlere not almaya, bu altı kişi arasında yaşı küçük, milenyum çocuğu denilen kişiler bulunsa da onlar bile kalem kağıt kullanıyor. Operasyon koordinatörü dikkatle önündeki sayfalara bakıyor. Adam eski özel harekatçıydı bırakmıştı gürültülü hayatı, bu yüzden gizli buluşmalar, gizli bilgiler onu sıkıyordu, bu adam o bilgiyi masaya getiren adam olmak istiyordu tekrardan ama yaş faktörü vardı elbette. Mali istihbarat uzmanı önündeki sayılara bakıyordu dikkatle. Onun işi sayılar olsa da, o kadar çok sayfa ve sayı vardı ki, artık birleşip sayılara dönüşen o rakamları görmekten, bıkkınlık gelmişti. Siber analiz sorumlusu önündeki çayı sesli bir şekilde içiyordu. Çünkü bilgisayar sokamamıştı içeri, güvenli bilgisayarı da ana binadaydı, buraya getiremezdi. Oyuncağı elinden alınmış çocuk gibi oturuyordu. Saha takip amiri ve savcılık temsilcisi vaktin dolmasını bekliyorlardı herkes gibi. Bir de ayakta dikilip herkesin önündeki kağıtları inceleyen bir kadın vardı: kısa saçlı bir kadın. Sıkı bağladığı saçlarına dağılma payı vermemişti hiç. Sert bakışları ile kağıtlara bakıyordu, nerede olduklarını anlamaya çalışıyordu bir açıdan. Oda loş, hava ağırdı. Saat 02.02 olduğunda, kısa saçlı kadın yavaşça oturdu, koordinatör konuştu. "Altı aydır dinliyoruz, para akışı temiz. Üst kadro dokunulmaz sanki." İstihbarat uzmanı seçtiği kağıtları ortaya doğru bıraktı. İsimler vardı, hepsi kodluydu. Mali uzman, "Kripto üzerinden geçiyorlar ama hiçbir şey tek merkezden çözülmüyor," dedi. "Bir zincir var, çoklu bir zincir ve biz bunu hiçbir noktada kıramıyoruz." Siber uzman konuştu. "Şifreli haberleşme var, içerik çıkmıyor hiçbirinden. Emirler yüz yüze gidiyor, en ufak bir elektronik iz yok, en ufak." Oda bir an sessizleşti. "Çünkü tek kişilik bir sistemleri yok, tek kişi emir vermiyor." Herkes kısa saçlı kadına baktı. Koordinatör başını salladı. "Aç." Tek kelime ile kadın dudağını büktü. "Bu örgüt ya da her neyse, örgüt bizim açımızdan daha çok kullanılır bir kelime olsa da, örgüt dediğimizde bağdaştırdığımız kişilerle alakaları yok. Ve bu insanlar, korku ile değil, bağlılıkla yönetiliyor." "Bağlılık mı?" Savcılık temsilcisi anlamamıştı. Kısa saçlı kadın onayladı. "Hiyerarşi var elbette ama alışkın olduğumuz o korku dili yok. Bu yüzden çözülemiyorlar, itiraf almamız imkansız. Onları tehdit edebileceğimiz, korkutabileceğimiz, onlara dışarıdan verebileceğimiz bir şey yok." Saha amiri, "Lideri alırsak..." dediğinde kısa saçlı kadın güldü. "Almadık mı?" Herkes onayladı. "Aldık. Ama yerine biri geçti muhtemelen çünkü sistemleri kişi odaklı değil, kimlik odaklı, belki kan belki can odaklı ama bir kişinin sistemi değil bu." Oda iyice gerilmişti. Koordinatör, "Peki önerin nedir?" dedi geriye yaslanırken. "İçeriden parçalanmaları gerekiyor." Herkes birbirine baktı. Saha amiri, "Anlamadım?" dedi. "Biz bunları operasyonlarla çözemedik." "Bu yüzden diyorum, birini kıracağız. Halkayı içeriden kıracağız, belki zincirin bir parçası olacağız." Ekledi. "Bir süre." "Bunlar kimseyi yeni almıyor aralarına, herkes geçmişten, herkes tanıdık, bir bağ var aralarında. Nasıl gireceğiz?" "Ya da..." dedi kısa saçlı kadın. "Kim bizi içeri alacak?" Koordinatör dudağını büktü. "Hedefindeki kim?" Kadın masaya bir fotoğraf koyduğunda, masadaki altı kişi normalde ciddi insanlardı, gülmezlerdi. Ama hepsinin gülesi gelmişti. Öyle ki siber uzman gülüşünü hafif dışarı vurmuştu, tutamamıştı kendini. "İmkânsız," dedi saha amiri. "Her şey imkan dahilinde," dedi kısa saçlı kadın…