SİS VE DAVA

II. YAŞAM VE ÖLÜM KIYISI KARADENİZ

Yazar:

SİS VE DAVA - s💌 kitap kapağı
SİS VE DAVA kitap kapağı

BÖLÜM 2, II: YAŞAM VE ÖLÜM KIYISI KARADENİZ Karadeniz hırçındır, Karadeniz öfkelidir, Karadeniz inatçı, bir o kadar da kindardır. Unutmaz, keza unutturmaz. Öldürür ama yaşatır. Zıtlıkların birleşmesidir, yaşam ve ölümün kıyısıdır. Karadeniz'in küçük sayılacak bir ilçesinde doğmuştum, bir açıdan da orada büyümüştüm. Birilerinin izin verdiği kadar yaşamıştım orada en azından. Yaşadığımız yer bizim için köy sayılıyordu ama gelişmişti, her yere yakındı. Bazıları için köy olsa da, bizim açımızdan değildi. Ki biz zaten o köyde ve yaylada büyümüş çocuklardık. Babalarımız, büyüklerimiz, sık sık seyahat etse de her hafta o büyük sofrada oturulurdu. Herkes. Tüm büyükler, çocuklar, yakınlar, sevdiklerimiz, herkes... Bizimle çalışan her bir kişi bizimle otururdu. Hayatımda bir daha o kadar büyük sofra görememiştim. Öyle ki başında oturan biri, sonundaki kişiyi duyamazdı. Kocamandı. Benim için aile o masaydı, o masadaydı. Şimdi kalan üç beş kişi az geliyordu bana, insanlara göre yine kalabalıktık. O günleri hatırladıkça içimde bir özlem oluşuyordu evet ama korkunç bir öfke de vardı. Çünkü kaybetmiştim, artık yoktu. Hatıraları bile siliniyordu zihnimde. En kötüsü de buydu. İnsanlar, gömüldüklerinde değil, unutulduklarında ölürlerdi. Unutmam, unutturmam. Başım dik bir şekilde cezaevinden içeri girdiğimde, buraya kendi kimliğimle değil, avukat kimliğimle girmiştim. Bilge benimle gelmemişti, abim sadece beni istemişti. Anlaşılan konuşacaklarımız vardı, abi kardeş olarak. Bir süredir böyle bir konuşma yapmıyorduk. Bir süredir değil, çok uzun bir süredir. Bana yıllar gibi gelen süredir. Oysaki biz hep abi kardeş konuşması yapardık, her konuda fikir alır, fikir verirdik. Çocuk aklımdan bile fikir alırdı abim. Abim benim sızlayan yaramdı. Biri bana böyle bir şey yapsa, yemin olsun ki bu kadar acımazdı canım. Böylesine bitirmezdi beni içten içe. Ama o şey, sevdiklerimize yapıldığınızda, canımızdan can gidiyordu. Korkuyordum. Abime içeride bir şey yapabilirlerdi, korkuyordum. Denememiş değillerdi, kalbim ağzımda bekliyordum çoğu zaman. Ama Pars Pakel'di o, elbette hallederdi. Şimdi koğuşta kimse ondan izinsiz nefes almıyordu. Ve abim bunu korku ile değil, kalbi ile yapmıştı. Vazgeçmediğim topukluların sesi boş koridorlarda yankılanırken, o ruhsuz odaya girdiğim gibi içimi bir sıkıntı kaplamıştı. O demir kapı kapandığında, dişlerimi gıcırdatmıştım. Sandalyeye bir an otursam da, içim içime sığmamıştı, odanın içerisinde dolaşmaya başlamıştım. Yerdeki ufak kareler dikkatimi çekiyordu, saymaya başlamıştım. Hayır, rahatlatmamıştı. Bu sefer çizgilere basmamak için çabaladım. Hayır, bu da rahatlatmamıştı. Birine bastım, birini atladım. Bir açıdan rahatlatmıştı. "Hep zorlukları severdin sen zaten." İrkildiğimde, abim bana bakıyordu. Gardiyan çıktığında, abim dikkatle bana baktı. "Takıntıların artmış." "İyi görünüyorsun," diyerek ona adımladığımda, gülümsedi ve kollarını açtı. "Her zaman, abisinin miniği." Gülümsedim, hâlâ o küçük kız çocuğuymuş gibi, o güçlü ve güven veren kolların arasına kendimi bıraktığımda, burada kaybolmayı dilemiştim. Abim kollarını sıkıca bana sardı, her zamanki gibi dudakları saçlarımın üzerine yerleşti. Bir, iki. Durdu. Bir, iki. Toplam dört kere, arada duraksayarak öpmüştü. Sıfır iki, sıfır iki. Gözlerimi yumdum. "Anlat bakalım," dedim geri çekilirken. "Otur," dedi direkt. Ofladım. "Cinlerim geliyor," dedim sinirle. "Sen beni ne zaman böyle çağırsan, bir bok oluyor abi! Çağırma beni ya, çağırma!" "Bok değil fuşki," dedi alayla. Göz devirdim. "Bu kadar uzaklaşma." Demek istediğini çok iyi anlasam da anlamazlıktan geldim ve oturdum karşısına. Uzandı, ellerimi tuttu. Sinirle uzun tırnaklarımı eline geçirdiğimde güldü. "Hiç tırmalama, söyleyeceğim, sen de yapacaksın." "Ya ben ne zaman senin bir dediğini iki etmedim?" Alaycı sesimle güldü. "Bunu etmeyeceksin, Hare." "Bok," dedim hızla. "En az iki kere söyleyeceksin, sonra yine yapmayacağım." Abim genelde benden çok bir şey istemezdi. İstediği şeyler de onun zararına, benim yararıma olu…

Bölümün tamamını WritePad'de oku