SİS VE DAVA

VIII. YÂRİN GÖZÜNDEKİ GÜNEŞ İZİ

Yazar:

SİS VE DAVA - s💌 kitap kapağı
SİS VE DAVA kitap kapağı

BÖLÜM 8: "YÂRİN GÖZÜNDEKİ GÜNEŞ İZİ." Karadeniz, Maçka, güller ve nana. Zihnimden geçenler bunlardı, söylenen hiçbir şeyi duymuyordum. Ferhat Güven'in endişeli gözlerini gördüğümde Louis Meşe'ye bakmıştım ama adamı götürmüşlerdi. "İyisin," diyen Ferhat'ın söylemesiyle gram iyi hissetmemiştim. Beni kucağına alacakken birden bir el omzuna kondu. "Çekil," diyen sert ve tok ses gözlerime baktığında, o an gerçekten korktuğumu ve güvende olduğumu hissettim. Korkum kurşundan değildi, hiç değildi. Selim'in eli hafifçe saçımı okşadı, yarama baktı. "İyisin," dedi gülümserken. "İyisin," dedi, bu sefer kendini ikna etmeye çalışır gibiydi. Yarama bakıyordu ilk yardım ekipleri ama ben bir çeşit şoktaydım. Bu iyi olmuştu, yoksa kurşun yarasını sinek ısırığı gibi görürdüm, ilk yaram değildi. Ama bu kurşun farklıydı, hissedebiliyordum. Çünkü nefesimin böylece kesilmesinin sebebi psikolojik olamazdı, bu yara da olamazdı. "S-sel-" Dudaklarımı nefes ihtiyacı ile araladığımda, "Hayır," dedi korkuyla. "Çekilin," dedi ekiplere. Hızlıca beni kucağına aldığında biri üzerime palçomu attı. Ekip önümüzü hızla açıp kameralara izin vermezken, biz arka kapıdan çıkmıştık. Beni bekleyen ambulansa bıraktıklarında, o kadar zor dayanıyordum ki. "Bu kadar dayanman normal değil," diye fısıldayan Selim'le, "Bilincim yokken," dedim ağzıma oksijen maskesi takılmadan önce. "Yanımdan ayrılma." Hızlıca elimi tuttuğunda o gözlerinde gördüğüm tek şeyin korku olmadığını biliyordum. Sonunda kendimi bırakabildiğimde bir açıdan rahatlamıştım, bazı yükleri kaldırmak ayrı, taşımak ayrı zordu. Ve ben çok, çok yorulmuştum. Ne kadar süre geçti bilmiyorum ama gözlerimi bile aralayamadan, "Lina," demeyi başarabilmiştim. Israrla takılan oksijeni çıkarıp sesimi duyurmayı çalışıyordum ki, "Gidiyoruz," dedi telaşlı bir ses. "Gidiyoruz güzelim, Lina'ya gidiyoruz." Gergin, stresli olsa da bana karşı yumuşak olan tonu ile saçıma değen elleri beni sakinleştirebilmişti. Gözlerim tekrar kapandı, derin bir karanlığa hapsoldum. 24.02.2026, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Tüm hastane gelen çağrıyla kırmızı alarma geçerken, cerrahi öğrencilerine Travma Cerrahisi anlatacak olan kadın, tahtaya kurşun yaraları ve travma yaklaşımı yazdı. "Evet, 30 yaşında bir hasta acil servise geldi. Göğsüne tek kurşun isabet etmiş. Ne yaparsınız?" "Hava yolu," dedi biri. "Solunum ve dolaşım hocam," dedi diğeri. "Doğru. Peki kurşunun izlediği yolu nasıl belirleyeceksiniz?" "Giriş çıkış delikleri," dedi bir öğrenci. "Gerekiyorsa röntgen veya BT ile trajektoriye bakarız." "Peki, diyelim ki hastanın kan basıncı düşmüş, nabzı hızlı. Önceliğiniz ne olacak?" "Kanama kontrolü, sonrasında damar yolu açıp sıvı ve kan desteği," dedi erkek öğrenci. Gülümsedi Lina Pakel. Bu öğrenciler oldukça iyiydi. Peş peşe zor sorular sorduğunda, öğrenciler her birini saniyelerle yarışarak cevaplamışlardı. "Son olarak," dedi Lina Pakel elindeki kalemi bırakırken. "Hastanın kanında arsenik veya bir toksik madde bulunursa ne yaparsınız?" Bu pek karşılaşılmadık bir şeydi ama bu çocukların her şeyi bilmesi gerektiğini düşünüyordu doktor. "Hastayı toksikolojik açıdan takip ederiz hocam," dedi kız öğrenci. "Gerekirse şelasyon veya antidot tedavisi uygulanır ve vaka adli incelemeye yönlendirilir." "Derslerde, sözel olarak iyisiniz, ben sizi böyle bir vakada, acilde ve ameliyathanede göreceğim. Emin olun size bırakacağım." Lina Pakel, cebindeki pager titreştiğinde en iyi yaptığı şeyi yaptı ve yüksek topuklu çizmelerine rağmen çıktığı odadan acil servise tüm gücüyle koştu. Hastanın kim olduğunu bilmese de o her zaman bu şekilde hayat kurtarmak için tüm gücüyle, tüm varlığıyla savaşıyordu. Normalde nöbette olduğu için çizmelerini çıkarmış oluyordu ama dersten sonra yapacaktı bunu, vakti olmadığı için koridorları inleterek koştu. Acil servis o kadar karışıktı ki, "Açılın!" diyerek geçmeye çalıştı. "İzin verir misiniz?" diyen öğrenciler kalabalığı açarken Lina karşısında, kan içerisinde gördüğü adamla bir an adımları yavaşlasa da, kendi kim…

Bölümün tamamını WritePad'de oku