3. BÖLÜM
Yazar: Lioravale

Hikayemin normal taslak 20 bölümü var ve ben atıp hayatıma öyle devam edeceğim. Oy vermeyi ve yorum yapmayı unutmayınız. Öpüldünüz✨💞 Menünün tatlı bölümüne geldiğinde Leyla'nın bakışları farkında olmadan biraz daha yavaşladı. Normalde bir mekâna ilk kez geldiğinde menüyü baştan sona dikkatle okur, yalnızca ne yemek istediğine değil, mutfağın karakterine de bakardı. Bazı menüler insanın yüzüne fazla uğraşılmış bir özgeçmiş gibi çarpardı; her sayfasında ayrı bir gösteriş, her tabağında ayrı bir iddia olurdu. Bazılarıysa daha ilk bakışta mutfağın neye güvendiğini belli ederdi. Şirazen'in menüsü ikinci gruba daha yakındı. Gereksiz kalabalık yoktu. Başlıklar temizdi, tabak isimleri gösteriş uğruna uzatılmamıştı ama sıradan da değildi. Ana yemeklerden kokteyllere kadar her şey belli bir zevkle hazırlanmış gibiydi. Tatlı sayfasında ise Leyla'nın ilgisini ilk çeken şey, klasik seçeneklerin yanında imza tatlılara da yer verilmiş olmasıydı. Bitter çikolata ve deniz tuzu dengesiyle hazırlanmış modern bir tart, safranlı süt kremasıyla servis edilen fıstıklı ince katmanlı bir tatlı, narenciye dokunuşlu karamelli mousse, vişne ve kakule eşleşmesiyle hazırlanmış bir cheesecake... İsimler kağıt üzerinde bile fazla hevesli görünmüyordu. Ama doğru ellerde yapılırsa çok iyi olabileceklerini düşündüren bir tarafları vardı. "Sen şu an gerçekten tatlıları mı inceliyorsun?" Can'ın sesi, tam karşısından hafif alaycı bir tonla geldi. Leyla menüden başını kaldırdı. Can çoktan kendi kokteylini seçmiş, rahatça sandalyesine yayılmıştı. Yanında oturan Ece de telefon kamerasını menüyle masanın genel görüntüsünü aynı kareye sığdırmaya çalışıyordu. Leyla sakin bir ifadeyle menüyü kapatmadan cevap verdi. "Evet." Can kahkaha attı. "Daha yemek söylemedik." "Biliyorum." "Daha su içmedik." "Onu da biliyorum." "Daha Ardıç ikinci kez 'iyi ki doğdum' bile demedi." Leyla bu kez gülümsemekten kendini alamadı. "Can, ne demeye çalışıyorsun?" Can iki elini masaya koyup öne eğildi. "Şunu demeye çalışıyorum: Biz normal insanlar gibi önce yemek seçeriz, sonra tatlıya bakarız. Sen direkt final sahnesinden başlıyorsun." Barlas araya girdi. "Ben sana demedim mi? Onun için bir mekânın karakter testi tatlı menüsüdür." Leyla gözlerini devirdi ama itiraz etmedi. Çünkü bu kez gerçekten de haklılardı. Ardıç menüyü masaya bırakıp iki elini çırptı. "Tamam, herkes toparlansın. Bu gece benim doğum günüm olduğu için bir düzen kuruyorum." Defne kaşını kaldırdı. "Senden mi korkacağız?" "Korkmasanız da dinleyin," dedi Ardıç son derece ciddi bir ifadeyle. "Önce herkes yemeğini söyleyecek. Sonra içkiler gelecek. Sonra sohbet edeceğiz. Sonra da ben güzel bir insan olduğum için sizleri gece sonunda çok iyi tatlılarla buluşturacağım." "Kendine güzel insan demen midemi bulandırdı," dedi Can. Ece gülerek Ardıç'ın omzuna vurdu. "Sen doğum günü çocuğu olmasan şu an bu kadar konuşamazdın." Mert ise menüden gözünü kaldırmadan, "Ben bu kadar planlı bir geceye güvenmiyorum," diye mırıldandı. Masada kahkahalar yeniden yükselirken Leyla arkasına yaslandı. Bu grubun en sevdiği yanı tam da buydu; herkes birbirini yeterince iyi tanıdığı için kimse rol yapmıyordu. Ardıç'ın abartısı gerçekti, Can'ın laf sokmaları gerçekti, Ece'nin her şeyi estetik bir olaya dönüştürme çabası gerçekti. Leyla da onların arasında, uzun süredir ilk kez gerçekten rahat hissediyordu. Sipariş vermek düşündüklerinden daha uzun sürdü. Ece her zamanki gibi iki seçenek arasında kalıp herkesten fikir istedi. Can, menüdeki en pahalı etin fiyatını görünce dramatik şekilde kalbini tuttu ama sonunda onu sipariş etti. Defne deniz ürünlerinde karar kıldı, Mert risotto söyledi, Ardıç ise "Bu gece benim gecem, ben şefe güveniyorum," diyerek menüde en iddialı görünen tabağı seçti. Barlas orta karar ama risksiz bir seçim yaparken Leyla menüye bir kez daha baktı. Gözleri birkaç saniye ana yemeklerin üzerinde dolaştıktan sonra kararını verdi. Şirazen'in mutfağını gerçekten anlamak istiyorsa fazla güvenli oynamak istemiyordu. Bu yüzden sunumdan çok d…