SİPERDEKİ FIRTINA

7. BÖLÜM: SIS VE ÇAY KOKUSU

Yazar:

SİPERDEKİ FIRTINA - zeynep ay kitap kapağı
SİPERDEKİ FIRTINA kitap kapağı

DİLARA ÖZTÜRK Ameliyathane kapısından çıkıp nöbetçi doktor odasına adım attığımda, bacaklarımın beni taşımakta zorlandığını hissettim. Nöbetin 26. saatindeydik. Omuzlarımdaki yük, saatlerce süren ameliyatın stresi ve şakaklarıma zımba gibi çakılan o yorgunluk hissi bedenimi ele geçirmişti. Yine de içimde garip, tarifi zor bir hafiflik vardı. Astsubay Zafer’i o ameliyat masasından sağ salim kaldırabilmiş olmak, bir hekim olarak verebileceğim en büyük cevaptı. Özellikle de "O asker o kapıdan sağlam çıkacak, yoksa bu dağları başınıza yıkarım" diyen o kibirli Yüzbaşı’ya karşı... "Al bakalım kahraman," diyerek içeri girdi Ayşenur. Elinde dumanı tüten, taze demlenmiş bir bardak Karadeniz çayı vardı. Sandalyeyi çekip yanıma oturdu. "Yüzünün rengi atmış Dilara. Şunu iç de kendine gel." Çay bardağını iki elimle kavrayıp sıcaklığını avuçlarımda hissettim. "Sağ ol Ayşenur. Zafer Astsubay’ın vital bulguları nasıl? Yoğun bakımdaki hemşirelere tembihledin mi?" "Sakin ol doktor hanım, her şey yolunda," dedi Ayşenur gülümseyerek. "Kan gazları stabil, tansiyonu toparlıyor. Ameliyatın jilet gibi geçmiş zaten. Ama asıl bomba dışarıda..." Kaşlarımı hafifçe çattım. "Ne oldu yine?" "Yüzbaşı Metehan Karahanlı..." dedi Ayşenur sesini alçaltarak. "Zafer yoğun bakıma alınana kadar kapıdan bir milim kıpıldamadı. Üsteğmen Murat 'Komutanım karargâha dönün' dedi ama dinlemedi bile. Sabaha kadar o soğuk koridorda nöbet tuttu. Sonra da ameliyathane kapısında sana söylediklerini duyduk Ecrin’le..." Sıcak çaydan bir yudum aldım. "Ne söylemiş ki?" "Sana 'işini iyi yapıyorsun' dedi Dilara! O adamın birine teşekkür etmesi veya takdir etmesi ne demek biliyor musun sen? Rize’de fırtına dinmiş gibi bir şey!" "Bana teşekkür etmesine ihtiyacım yok," dedim çay bardağını masaya bırakırken. "Ben işimi yaptım. O da üniformasının arkasına sığınıp acil servisimde gürlememesi gerektiğini öğrendi, hepsi bu." Tam o sırada Ecrin kapıyı omzuyla iterek içeri girdi. Elinde kocaman bir poşet açma ve simit vardı. Yüzünde ise hem travmatik hem de dedikoduya aç bir ifade geziyordu. "Bana bakın," dedi Ecrin simitten dev bir ısırık alarak. "Ben bu hastanenin koridorlarında can güvenliğimin olmadığını düşünüyorum." Ayşenur’la birbirimize baktık. "Yine ne oldu Ecrin?" "Ne mi oldu? Ben az önce koridorun ortasında o Bordo Bereli canlı heykele tosladım!" dedi Ecrin ellerini havaya kaldırarak. "Yerler kaygandı, elimdeki serumlarla adama doğru uçtum kızlar! Bildiğin meteor gibi düştüm adama! Adam tek eliyle beni önlüğümden tuttu, diğer eliyle havada uçan serum şişesini yakaladı. Matrix mübarek!" Gülmemek için dudaklarımı ısırdım. "Bir şeyin var mı bari Ecrin?" "Fiziksel olarak yok ama ruhsal olarak yaralıyım!" dedi Ecrin dramatik bir tavırla. "Adam bana 'Doktor Hanım hastane koridorunda intikal eder gibi koşturulmaz' diyor! Şiveli şiveli gürledi tepemde. Ay ben bu Poyraz Timi’nden korkmaya başladım, bunlar insan değil robot!" "Tamam Ecrin, abartma," dedim ayağa kalkarak. "Nöbetimiz bitti. Eve gidip duş almak ve sekiz saat kesintisiz uyumak istiyorum. Üstümüzü değiştirelim." Hastanın devir teslim işlemlerini tamamlayıp hastaneden çıktığımızda saat sabahın dokuzuydu. Karadeniz geceden kalan yağmurunu dindirmiş ama gri, nemli sisini dağların eteklerine cömertçe sermişti. Rize Devlet Hastanesi’nin bahçesinden çıkıp kalacağımız doktor lojmanına doğru yürümeye başladık. Lojman, hastaneye yürüme mesafesinde, çay bahçelerinin hemen yamacında, ahşap detayları olan üç katlı şirin bir binaydı. "Of, şu havanın temizliğine bak," dedi Ayşenur derin bir nefes alarak. "İstanbul’un egzoz kokusundan sonra burası ciğerlerimi bayram ettiriyor." "Sisi ve dik yokuşları olmasa ben de seveceğim," diye mırıldandı Ecrin. "Ayrıca ben kahvaltıda mıklama yemek istiyorum. Dilara, sen Karadenizlisin sayılır, bize yaparsın değil mi?" "Annem Rizeli diye hemen mutfağa mı sürüklendik?" dedim hafifçe tebessüm ederek. "Tamam, üstümüzü değişelim, size harika bir Karadeniz kahvaltısı hazırlayayım." Lojmana girip üçüncü kattaki dai…

Bölümün tamamını WritePad'de oku