SİPERDEKİ FIRTINA

30. BÖLÜM: FİNAL - BİR KARADENİZ MASALI

Yazar:

SİPERDEKİ FIRTINA - zeynep ay kitap kapağı
SİPERDEKİ FIRTINA kitap kapağı

30. BÖLÜM: FİNAL - BİR KARADENİZ MASALI DİLARA ÖZTÜRK Zaman, Karadeniz’in asil dereleri gibi hem coşkuyla hem de durdurulamaz bir hızla akıp gitmişti. Göz açıp kapayıncaya kadar geçen altı ayın ardından, Rize yine o cömert, yemyeşil, buram buram çay ve toprak kokan yaz mevsimine bürünmüştü. Kaçkar Dağları’nın zirvelerindeki karlar erimiş, Fırtına Deresi yatağında çağıldayarak Karadeniz’e dökülüyordu. Rize Devlet Hastanesi’nin 3. katındaki doktor odasının penceresinden dışarıya baktım. Üzerimde artık ameliyat önlüğüm değil, rahat bir keten elbise vardı. Elim istemsizce büyüyen ve iyice belirginleşen karnıma gitti. Küçük Fırtına, içeride minik tekmeleriyle varlığını hissettiriyor; adeta dışarıdaki o heybetli dağlara "Ben de geliyorum!" mesajı veriyordu. "Hocam, izin gününüzde hâlâ hastane koridorlarında ne yapıyorsunuz acaba?" Arkamı döndüğümüzde Ayşenur elinde bir buket taze dağ çiçeğiyle içeri girdi. Gülümseyerek çiçekleri masama bıraktı. "Metehan’ı bekliyorum Ayşenur," dedim, yüzümdeki o engel olamadığım şefkatli tebessümle. "Karargâhtaki son devir teslim toplantısındaydı. Birazdan gelip beni alacak." Ayşenur karnıma bakıp gözlerini doldurdu. "Zamana bak Dilara... Seni buraya ilk geldiğin gün, o gururlu, kırılgan ve yalnız halinle hatırlıyorum. Şimdi Karadeniz’in en gözü pek komutanıyla evlisin ve kucağına küçük bir Yüzbaşı almak üzeresin." "Yalnız değildim Ayşenur," dedim pencereden görünen masmavi denize bakarak. "Sadece sığınacağım limanı henüz bulamamıştım. Metehan bana hem bir eş hem de fırtınaların ortasında sığınacak tek güvenli liman oldu." Tam o sırada koridordan sert ve ritmik postal sesleri yükseldi. Bu sesleri Rize’de duyan herkes bilirdi; Poyraz Timi ve onların komutanı Yüzbaşı Metehan Karahanlı geliyordu. METEHAN KARAHANLI Doktor odasının kapısını yavaşça açtım. Üzerimde bordo berem ve resmi tören üniformam vardı. Kapının eşiğinde durup içeri baktığımda, pencerenin önünde duran o kadın... Benim hayatımın, vatan sevgimin ve geleceğimin tek anlamıydı. Dilara beni gördüğü an yüzünde güller açtı. "Geldin," dedi yumuşacık bir sesle. Aramızdaki mesafeyi kapatıp yanına vardım. Bordo beremi çıkarıp masaya bıraktım. Önce eğilip alnına uzun, derin bir öpücük kondurdum. Ardından ellerimi yavaşça karnına, bebeğimizin olduğu yere koydum. O an hissettiğim o minik kıpırtı, elimi sıkan bir kurşun kadar sert ama bir kuş kanadı kadar hafifti. "Geldim Doktor," dedim, sesimdeki o Karadeniz tonuyla. "Poyraz Timi’nin sınır hattındaki görevi bitti. Tugay Komutanı, doğum öncesi bana iki ay kesintisiz izin verdi. Yani artık tamamen seninim." Dilara gözlerinin içi gülerek ellerini omuzlarıma koydu. "İki ay mı? Yüzbaşı Metehan Karahanlı’yı iki ay boyunca evde veya yaylada tutabileceğimi sanmıyorum. Dağlar seni çağırır." "Dağlar çağırırsa dinlerim Doktor," dedim gözlerinin içine bakarak. "Ama artık benim en büyük dağım da, en güzel siperim de sensin. Nereye gidersem gideyim, yönüm hep sana dönecek." "Hazır mısın peki?" diye sordu Dilara. "Yaylaya çıkıyoruz değil mi?" "Seni ve ufaklığı Kaçkar’ın en yüksek yerine çıkaracağım," dedim, kolumu ona uzatarak. "Karadeniz bizi bekler." DİLARA ÖZTÜRK Ayder Yaylası’nın üzerindeki o ahşap ve taş karışımı evimizin bahçesinde, gün batımına karşı oturuyorduk. Hava ılıktı. Fırtına Deresi’nin sesi deriden derine kulağımıza geliyordu. Bahçede Poyraz Timi’nin çocukları—Murat, Demir, Zafer ve Samet—ahşap masanın etrafında toplanmış, semaverde demlenen çayın etrafında kahkahalar atıyorlardı. Murat Üsteğmen bacağındaki sargıdan eser kalmadığını kanıtlamak ister gibi tulumun ritmine ayak uydurmaya çalışıyordu. Metehan ile birlikte ahşap bankta yan yana oturuyorduk. Üzerimize aldığı kalın bir battaniyeyi ikimizin etrafına sarmıştı. Sırtımı onun geniş, güvenli göğsüne yaslamıştım. "İlk günleri düşünüyordum," dedim fısıltıyla, çay bardağımı iki elimle kavrayarak. "Yüksek Tepe’deki o ilk ameliyatını... 'Yaşamaz' denilen o gecede, kalbin masada durmak üzereyken bana verdiğin o sözü." Metehan çenesini başımın üzerine…

Bölümün tamamını WritePad'de oku