SİPERDEKİ FIRTINA

26. BÖLÜM: DENİZ KOKAN YEMİN

Yazar:

SİPERDEKİ FIRTINA - zeynep ay kitap kapağı
SİPERDEKİ FIRTINA kitap kapağı

26. BÖLÜM: DENİZ KOKAN YEMİN DİLARA ÖZTÜRK Metehan’ın limana dönüşü, içimdeki o günlerdir süren uğultulu fırtınayı tek bir anda dindirmişti. Doktor odasının kapısını kapatıp onu muayene sedyesine oturttum. Üniformasının düğmelerini tek tek açarken parmaklarımın titremesini engelleyemiyordum. Sınırın ötesindeki o dar geçitlerde, barut kokusunun ve keskin kayalıkların arasında bu göğsün kurşunlara nasıl siper olduğunu düşündükçe içim ürperiyordu. Ancak dokularını incelediğimde rahat bir nefes aldım; ameliyat yeri tamamen kaynamış, dikiş izleri pembe birer çizgi halinde kabuk bağlamıştı. "Nasıl Doktor Hanım?" dedi Metehan. Başını hafifçe eğmiş, yüzünde o kendine has gururlu ve muzip tebessümle hareketlerimi izliyordu. "Sınırdan sağlam döndük mü?" "Cerrahi açıdan kusursuz," dedim, gazlı bezi kenara bırakıp eldivenlerimi çıkarırken. Sonra durdum. Gözlerimin içine kenetlenen o dumanlı bakışlara diktim gözlerimi. "Ama ruhen bir daha beni böyle bir belirsizliğin ortasında bırakırsan, o ameliyat ipliklerini tek tek sökerim Yüzbaşı." Metehan sedyeden yavaşça doğruldu. Üniformasının önünü kapatmadan ayağa kalktı ve aramızdaki mesafeyi kapattı. İri, nasırlı elleriyle yüzümü kavradı. Başparmağı yanağımı süzdü. "Sana bir daha o belirsizliği yaşatmamak için ne gerekiyorsa yaparım Dilara," dedi, sesi o kadar alçak ve samimiydi ki, odadaki zaman bir kez daha durdu. "Bu topraklarda görev bitmez. Dağlar bizi yine çağırır, fırtına yine kopar... Ama bundan sonra tek bir şey değişmeyecek: Nereye gidersem gideyim, aklım da kalbim de senin kaldığın bu limanda atacak." Gözlerim doldu ama bu kez korkudan değil, içimi kaplayan o devasa aidiyet duygusundandı. Elimi göğsünün üzerine, kalbinin tam hizasına koydum. "O zaman bu fırtınaya birlikte göğüs gereceğiz Yüzbaşı," dedim kararlılıkla. "Sen dağda vatanı bekleyeceksin, ben burada seni ve şifa bekleyen canları... Ama günün sonunda mutlaka bu limanda buluşacağız." METEHAN KARAHANLI İki gün sonra, hafta sonu. Karadeniz bu kez hırçınlığını bir kenara bırakmış, Rize’ye nadir görülen o pırıl pırıl, ılık güneşli günlerinden birini bahşetmişti. Fırtına Deresi’nin üzerindeki tarihi taş köprünün yanında duruyorduk. Aşağıda gürül gürül akan suyun sesi, çevredeki çay bahçelerinin yeşilliği ve dağlardan süzülen o taze yayla havası ruhumuza işliyordu. Dilara üzerindeki beyaz önlüğü çıkarmış; krem rengi triko kazağı, kot pantolonu ve omuzlarına dökülen koyu yeşil şalıyla şaşırtıcı derecede sade ve büyüleyici görünüyordu. "Rize’ye geldiğin ilk günü hatırlıyor musun?" diye sordum, köprünün taş korkuluğuna dayanıp dereyi izlerken. Dilara hafifçe kıkırdadı. Saçlarının bir tutamı rüzgârda yüzüne savruldu. "Hatırlamaz olur muyum? Acil servisin kapısından içeri o çatık kaşlarınla giren sert Yüzbaşı... 'Bizim dağlarda doktor kuralları sökmez' der gibi bakıyordun." "Haklıydın ama," dedim ona dönerek. Dudaklarımdaki tebessüm derinleşti. "O dağlarda kural sökmezdi belki ama senin cerrah neşterin ve o kararlı gözlerin, benim bütün kurallarımı yıktı geçti." Cebimdeki kadife kutuya elim gitti. Sınır ötesi operasyondan döndüğüm gece, karargâhtaki odamda saatlerce düşünmüştüm. Hayatın ne kadar kısa olduğunu, dağlardaki bir merminin veya bir fırtınanın her şeyi bir anda nasıl silebileceğini en iyi ben biliyordum. Ve bu kısa hayatta kesin olarak bildiğim tek bir şey vardı: Dilara Öztürk olmadan geçen hiçbir günün anlamı yoktu. Kutuyu çıkarıp elimde kavradım. Dilara’ya doğru bir adım attım. Gözleri elime kaydı. Bir anda duraksadı, nefesi boğazında düğümlendi. Yeşilin en güzel tonunu taşıyan gözleri genişledi. "Metehan..." dedi fısıltıyla. Kutunun kapağını yavaşça açtım. İçinde, Rize’nin o mavi dağ kardelenlerinden esinlenilerek tasarlanmış, ince işçilikli pırlanta bir yüzük parıldıyordu. "Dilara," dedim, sesimdeki Karadeniz şivesinin sertliği yerini tarifsiz bir derinliğe bırakarak. "Ben bir askerim. Ömrüm dağlarda, siperlerde, fırtınanın tam ortasında geçti. Sana rahat bir hayat, sakin günler vaat edemem. Ama sana... son nefesime kada…

Bölümün tamamını WritePad'de oku