SİPERDEKİ FIRTINA

25. BÖLÜM: SINIRIN ÖTESİNDE BİR KARADENİZ

Yazar:

SİPERDEKİ FIRTINA - zeynep ay kitap kapağı
SİPERDEKİ FIRTINA kitap kapağı

25. BÖLÜM: SINIRIN ÖTESİNDE BİR KARADENİZ METEHAN KARAHANLI Sınırın sıfır noktasında, gece karası bir zifir vadinin üzerine çökmüştü. Helikopterin pervaneleri toprağı döverken etrafa savrulan toz ve çakıl taşları askeri hücum yeleğime çarpıyordu. Suriye-Irak sınır hattının o çorak, kayalık ve kurak coğrafyası; Rize’nin o yeşil, nemli, çay kokan dağlarına hiç benzemiyordu. Burada poyraz esmezdi; burada insanın boğazını yakan, gözlerini yakan keskin bir çöl rüzgârı vardı. "Tim, toplan!" diye bağırdım pervanelerin devasa gürültüsünü bastırarak. Poyraz Timi çabucak etrafımda çember oluşturdu. Murat Üsteğmen, Demir, Zafer ve Samet... Hepsinin yüzünde o bildiğim, gözünü budaktan sakınmayan, ama bir o kadar da çelik gibi sertleşmiş asker ifadesi vardı. "Bölge: Hakurk kuzeyi," dedim elimdeki haritayı fenerin kırmızı ışığında göstererek. "Hedef: Terör örgütünün mühimmat ve lojistik aktarım merkezi olan 1850 rakımlı Tepe. Gece görüş cihazları aktif. Sıfır hata, sıfır zayiat. Anlaşıldı mı?" "Sağ ol!" sesleri vadide yankılandı. "Zafer, sol kanat emniyeti sende. Demir, ağır silahlar sende. Murat, benimle kalıyorsun. İntikal başlıyor." Gece kayalıkların arasında adımlarken, postallarımın bastığı her kitleşmiş toprak parçasında zihnim Rize’deki o son sabaha kayıyordu. Lojmanın merdivenlerinde durup bana bakan, elindeki kırmızı kutuyla o mavi dağ kardelenine sarılan Dilara... Cebimdeki kurutulmuş mavi çiçeğe elim gitti. Hücum yeleğimin sol iç cebinde, kalbimin tam üstünde duruyordu. Dikişlerim iyileşmişti ama onun dokunuşunun bıraktığı o tatlı sızı hâlâ oradaydı. "Nereye gidersen git... O dağları, o sınırları aşacaksın ve bana geri döneceksin. Bu bir doktor emridir." Dudaklarımın kenarı karanlıkta hafifçe kıvrıldı. "Döneceğim Doktor," dedim fısıltıyla. "Bu cehennemden de çıkıp yine senin o serin limanına geleceğim." "Bir şey mi dediniz komutanım?" dedi Murat hemen arkamdan gelerek. "Yok bir şey Murat," dedim sesimi sertleştirerek. "Mesafe iki yüz metre. Sessizlik." Kayalıkların arkasına sızdığımız an, telsizden cızırtılı bir ses yükseldi. "Poyraz Komutanı, burası Ana Üs. Bölgede hareketlilik var, ısı imzaları yoğunlaştı. Dikkatli olun." "Anlaşıldı Ana Üs. Poyraz temasa hazır." Tüfeğimi omzuma oturtup gece görüş dürbününden mağara girişine baktım. Karşı tarafta altı kişilik bir terör grubu ağır silahları mevzilendiriyordu. "Atış serbest!" dedim. Gece bir anda alev aldı. Kurşunların bıraktığı izli mermiler karanlık gökyüzünü kırmızı çizgilerle yardı. Taktak-tak-tak! Çatışmanın o yakıcı gürültüsü vadiyi doldururken ben ekibimi milim milim öne sürüyordum. İçimde ne korku vardı ne tereddüt. Çünki arkamda bıraktığım o kadın, bana ölmemeyi emretmişti. DİLARA ÖZTÜRK Rize State Hospital’ın cerrahi servisinde saat gecenin 03:00’üydü. Koridorda tek bir ses yoktu. Hemşire bankosundaki hafif sarı ışık ve koridorun sonundaki 304 numaralı boş odanın aralık kapısı... Ayaklarım beni yine o odaya götürmüştü. İçeri girip pencerenin kenarına yaklaştım. Yağmur yine Rize’yi teslim almıştı. Camlara vuran damlalar birer gözyaşı gibi süzülüyordu. "Yine uyumadın mı Dilara?" Arkamı döndüğümde Ayşenur’un elinde iki sıcak çayla kapıda durduğunu gördüm. İçeri girip bardağın birini bana uzattı. "Nasıl uyuyayım Ayşenur?" dedim, sesi titreyen bir fısıltıyla. "Sınır ötesindeler. İki gündür tek bir haber yok. Telefon kapalı, telsiz kodları gizli... Nerede olduğunu, ne yaptığını, o yaralı göğsüyle nasıl çatıştığını bilmeden burada oturmak ameliyat yapmaktan bin kat daha zor." Ayşenur omzumu sıktı. "O Yüzbaşı Metehan Karahanlı, Dilara. O dağların kurdu. Sana geri döneceğine dair söz verdi. Hatırla, ameliyat masasında kalbi durmak üzereyken bile o sözü tuttu. Şimdi mi tutmayacak?" Gözlerimi pencereden dışarıya, karanlık Karadeniz’e diktim. "Tutmama şansı yok zaten," dedim, gözlerimdeki buğuyu silerek. "Eğer o sözü bozarsa, bu hastaneyi ona dar ederim." Tam o sırada doktor odasındaki sabit telefon acı acı çalmaya başladı. Ses corridor boyunca yankılandı. Kalbim bir anda durdu. Ay…

Bölümün tamamını WritePad'de oku