SİPERDEKİ FIRTINA

12. BÖLÜM: BİR BARDAK ÇAYIN HESABI

Yazar:

SİPERDEKİ FIRTINA - zeynep ay kitap kapağı
SİPERDEKİ FIRTINA kitap kapağı

12. BÖLÜM: BİR BARDAK ÇAYIN HESABI DİLARA ÖZTÜRK Acil servisin ortasındaki o birkaç saniyelik sessizlik, sanki dakikalarca sürmüş gibi hissettirdi. Gece vardiyasının stresi, monitorsöz cihazlarının tıkırtısı ve koridordaki hafif uğultu aniden kesilmiş, herkes—hemşirelerden hasta yakınlarına kadar—bankın üzerindeki sıcak termo-semavere ve onun arkasında çamurlu kamuflajıyla heybetli bir dağ gibi dikilen Yüzbaşı Metehan Karahanlı’ya kitlenmişti. Yüzündeki kamuflaj boyasının siyah izleri hâlâ elmacık kemiklerinin üzerinde duruyordu. Postalları çamurluydu, üniformasından hafif bir sis ve dağ kokusu yayılıyordu. Ama o gözler... O koyu kahverengi, mağrur ve içindeki ateşi gizlemeyen gözler doğrudan benim gözlerimin içine bakıyordu. "Şimdi söyle bakalım Doktor... Bu çayı da reddedecek kadar sert mi senin o İstanbul gururun?" Aramızdaki tek adımlık mesafede, göğsümün hızla kalkıp inmesine engel olamadım. Kalbim, hayatımda hiç olmadığı kadar düzensiz ritimlerle atıyordu. Ama bunu ona belli etmek, bu adamın karşısında yelkenleri indirmek demekti. Çenemi hafifçe yukarı kaldırdım. Ağır ve kararlı adımlarla semaverin durduğu banka doğru bir adım attım. "Yüzbaşı Karahanlı," dedim, sesimin tüm acil serviste yankılanacak kadar net ve soğukkanlı çıkmasına gayret ederek. "Hastanemizin acil servisi bir çay bahçesi ya da kışla kafeteryası değildir. Burası kritik müdahalelerin yapıldığı bir sağlık kurumudur." Metehan’ın sol kaşı hafifçe yukarı kalktı. Dudaklarının kenarındaki o meydan okuyan çizgi derinleşti. "Biliyorum Doktor Hanım," dedi geri adım atmadan. "Zaten bu çayı acilin ortasında panayır kuralım diye getirmedim. Gece boyu canla başla çalışan sağlık personeline, hemşireye, güvenlik görevlisine dağdan bir sıcaklık getirelim dedik. Suç mu işledik?" Arkasında duran Üsteğmen Murat ve Demir Astsubay hafifçe öksürerek bakışlarını tavana diktiler. Ayşenur ise yanımda durmuş, dirseğiyle kolumu hafifçe dürtüyordu. "Kabul et işte Dilara, adam jest yapmış!" der gibi bakıyordu bana. Gözlerimi Metehan’dan ayırmadan derin bir nefes aldım. "Nöbetçi personelin moraline katkıda bulunmanız güzel bir düşünce Yüzbaşım," dedim kelimeleri tartarak. "Çay ve simitler için teşekkür ederiz. Arkadaşlar dinlenme odasında çaylarını içebilirler. Ancak sizin gibi üste çamur ve dağ pisliği varken acil servisin steril alanında durmanız enfeksiyon riski yaratır. Hemen doktor odasına geçip çayınızı orada için, sonra da üzerinizi değiştirmek üzere karargâhınıza dönün." Metehan bir an duraksadı. Kurduğum bu tıbbi ve mesafeli cümlenin ardındaki gizli kabulü anlamıştı. Gözlerinde aniden çakan o sıcak çakıl taşı parıltısını gördüm. "Steril alan diyorsun..." dedi sesi alçalarak. "Anlaşıldı Doktor Hanım. Emredersiniz." Tepsiden iki tane cam çay bardağını kaptığı gibi doktor odasına doğru yürüdü. Demir ve Murat da semaveri ve simitleri hemşire bankına bırakıp personelle selamlaştılar. Doktor odasının kapısını kapatıp içeri girdiğimde, Metehan odadaki küçük ahşap masanın kenarına tünemişti. Kamuflaj şapkasını masanın üzerine bırakmış, çay bardaklarına ince belli kavisleriyle Rize çayını dolduruyordu. Odaya girdiğimi görünce başını kaldırmadı ama konuşmaya başladı: "Demek 'İstanbul gururu' dedik diye hemen enfeksiyon riskinden dem vurdun." "Ben hekimim Yüzbaşı. Ne görüyorsam onu söylerim," dedim masanın diğer tarafındaki sandalyeyi çekip otururken. Kabanımı çıkarıp sandalyenin arkasına astım. Mürdüm rengi eşarbımın iğnesini düzeltirken gözüm onun çamurlu ellerine kaydı. Metehan çay bardaklarından birini önüne, diğerini tam benim karşıma doğru kaydırdı. Buharı tüten, tavşan kanı bir çaydı. "Al bakalım," dedi. Sesi ilk defa bu kadar yumuşak, ilk defa bu kadar içtendi. "Rize’nin Kaçkar dağlarının suyuyla demlendi. Serttir ama içini ısıtır." Çay bardağını parmaklarımın arasına aldım. Sıcaklığı avuçlarıma yayıldı. Gerçekten de dondurucu geçen günün ardından bu sıcaklık iyi gelmişti. Bir yudum aldım. Buram buram kaçkar çayı kokuyordu. "Nasıl?" diye sordu Metehan. Gözlerini üzerimden ayır…

Bölümün tamamını WritePad'de oku