SİPERDEKİ FIRTINA

1. BÖLÜM: RÜZGÂRIN YÖNÜ

Yazar:

SİPERDEKİ FIRTINA - zeynep ay kitap kapağı
SİPERDEKİ FIRTINA kitap kapağı

Trabzon Havalimanı’nın çıkış kapısından adımını attığı anda yüzüne çarpan o nemli, iyot ve çam kokusu karışımı hava, Dilara’nın ciğerlerine kadar doldu. İstanbul’un beton kokan sıcak havasından sonra burası, ne kadar yabancı olursa olsun insanı sarsan bir tazeliğe sahipti. Dilara, omuzundaki ağır seyahat çantasını düzeltip gözlerini kapattı. Rüzgâr, krep kumaştan yapılmış koyu mürdüm rengi eşarbının kenarlarını hafifçe dalgalandırıyordu. İçine çektiği her nefes, bilmediği ama bundan sonra mesaisini geçireceği bu çetin topraklara bir adım daha yaklaştığının kanıtıydı. "Dilara, bavulun tekerleği kırıldı galiba, çekemiyorum!" Arkasından gelen sesle gözlerini açtı. Ayşenur, başındaki siyah eşarbını hafifçe düzelterek iki kocaman valizle mücadele ediyor, yüzünden süzülen teri silmeye çalışıyordu. Onların hemen yanında ise elindeki küçük boy valizini narin bir şekilde çeken Ecrin duruyordu. Dilara hemen geriye dönüp Ayşenur’un elindeki valize uzandı. "Bana ver Ayşenur, ben alırım. Sen Tıp Fakültesi’ni dereceyle bitirdin ama bir valizi düzgün sürüklemeyi öğrenemedin gitti." Ayşenur derin bir nefes alarak doğruldu ve iğnesini kontrol ettiği eşarbının altından ellerini beline koydu. "Ya Dilara, doktor olduk dedik, mecburi hizmete gidiyoruz dedik ama daha havalimanında tekerlek bıraktık! Hem sen niye bu kadar sakinsin? Bize tamamen yabancı bir yere, Karadeniz’e geliyoruz kızım!" Dilara hafifçe gülümsedi. "Sakinim çünkü neresi olursa olsun işimiz aynı Ayşenur. Karadeniz adamı yorar derler ama biz çalışmaya geldik, yatmaya değil." Ecrin araya girdi, açık olan açık kahve saçlarını arkaya atarken etrafı inceliyordu. "Kızlar, tayinimizin Rize'ye çıkması bence büyük şans. Baksanıza havaya, yeşile... Ama bu hastane işi beni biraz geriyor. Rize Devlet Hastanesi'nin acil servisi çok yoğun diyorlar. Bir de bölgede askeri hareketlilik de var." "Varsa var Ecrin," dedi Dilara kararlı bir sesle. "Biz işimizi yapmaya geldik. Acil servis, cerrahi, ameliyathane... Neresi olursa olsun. İşimizin hakkını veririz." Üç arkadaş, tuttukları taksiye valizlerini güç bela yerleştirip Rize’ye doğru yola çıktılar. Yol boyunca Karadeniz bir tarafta hırçınlığıyla dalgalanıyor, diğer tarafta dik dağlar bulutlara gözdağı veriyordu. Yolculuk boyunca Ayşenur sürekli konuşuyor, Dilara ise camdan dışarıyı izleyerek bu yeni coğrafyanın ritmine zihnini alıştırıyordu. Dilara, küçüklüğünden beri haksızlığa, saygısızlığa ve kibre tahammül edemeyen bir yapıya sahipti. İstanbullu bir ailenin kızıydı; babası mimar, annesi öğretim üyesiydi. Sakindi, zarifti, son derece derli toplu bir hayatı vardı ama bir kere damarına basıldı mı, kim olursa olsun lafını esirgemeyecek kaya gibi sert bir iradeye sahipti. Rize’deki yeni evlerine yerleşmek bütün günlerini aldı. Ayşenur ile Dilara ev arkadaşıydı; Ecrin ise hemen üst katta bir daire tutmuştu. Ayşenur, Dilara’nın sadece meslektaşı değil, çocukluğundan beri her sırrını paylaştığı, aynı mahallede birlikte büyüdüğü, kardeşten öte gördüğü insandı. Ertesi sabah Rize Devlet Hastanesi’nde ilk mesai günü başladı. Dilara ve Ayşenur, giyinme odasında bone ve bone üstü bone-bone örtülerini takıp cerrahi formalarını giydiler. Hastane kalabalıktı. Karadeniz insanının o kendine has acelesi, yüksek sesle konuşmaları ve koridorlardaki hareketlilik daha ilk dakikadan hissediliyordu. Başhekimlikteki kısa tanışmanın ardından acil servise geçtiler. "Abla, bir bak hele!" diye bağıran teyzeler, "Doktor hanım, çabuk ol ha burası acıyor!" diyen amcalar koridoru doldurmuştu. Ayşenur bir yandan dosyalara bakıyor, bir yandan Dilara’nın kulağına fısıldıyordu: "Dilara, ben bu tempoya alışabilir miyim bilmiyorum. İnsanlar çok hızlı konuşuyor, bazen ne dediklerini anlamak için altyazı arıyorum." Dilara gülerek arkadaşının omzunu sıktı. "Alışırsın Ayşenur. Ben buradayım. Sadece sakin ol ve işine odaklan." Tam o sırada acil servisin otomatik kapıları büyük bir gürültüyle açıldı. Dışarıdan siren sesleri gelmiyordu ama içeriye giren gruptaki askeri disiplin ve havadaki g…

Bölümün tamamını WritePad'de oku