SİPERDEKİ FIRTINA

BÖLÜM 6: ŞEHİR VE SİPER ARASINDAKİ ÇİZGİ

Yazar:

SİPERDEKİ FIRTINA - zeynep ay kitap kapağı
SİPERDEKİ FIRTINA kitap kapağı

BÖLÜM 6: ŞEHİR VE SİPER ARASINDAKİ ÇİZGİ [Metehan'ın Anlatımından] Sınır kışlasına ikmal için çekildiğimiz ilk gece, beton koğuşun penceresinden dışarıyı izliyordum. Askeri helikopterlerin pervanelerinden çıkan gürültü gecenin sessizliğini bıçak gibi kesiyordu. Dağdaki o ölümcül sessizlikten sonra kışlanın bu mekanik hareketliliği insanı garip bir şekilde yoruyordu. "Komutanım, uyumadın mı hâlâ?" Arkamı döndüğümde Sedat Abi’yi gördüm. Elinde iki bardak koyu çayla bana doğru yaklaşıyordu. Bardaklardan birini bana uzattı. "Eyvallah Sedat Abi," dedim bardağı alırken. "Düşünceler imkan vermiyor uykuya." "Hatice’yle konuştum akşam," dedi Sedat Abi çayından bir yudum alıp sırtını duvara yaslarken. "Bizim sıpa Ömer evde tuturmuş 'Ayla ablamın yanına gideceğiz' diye. Ayla kızımız çok ilgilenmiş bizim oğlanla. Hatice de diyor ki, o kızın yüzünde öyle bir edep, öyle bir sadakat var ki... Babasızlığın hüznü gözlerinden okunuyor ama hiç şikayet etmiyor halinden." Sessiz kaldım. Çay bardağını tutan ellerimdeki sert nasırlara baktım. Ayla’nın o incecik, zümrüt yeşili şalına sarınmış halini hatırladım. Aramızdaki mesafe sadece kilometrelerden ibaret değildi; benim kan, barut ve ölüm kokan dünyam ile onun dualarla örülü, duru dünyası arasındaki o aşılmaz duvardı esas mesafe. "Sedat Abi," dedim sesimi kısarak. "Bana o kızdan bahsetme fazla. Ben bir Bordo Bereliyim. Yarın bir kayanın dibinde kan kaybından gidip gitmeyeceğim belli değil. O kız zaten babasını yeni toprağa koydu. Bir de benim vebalimi, benim korkumu taşımasın o omuzlarında." Sedat Abi elimi tuttu. Yüzündeki o tecrübeli, abice ifade sertleşti. "Metehan Kaptan... Bak bana. Ben bu üniformayı 15 yıldır giyiyorum. Hatice benim yolumu beklerken kaç gece sabahladı, kaç defa 'şehit haberi gelecek mi' diye kışla kapılarına baka baka göz pınarlarını kuruttu bilmem. Ama bir kadının temiz duası bir askerin göğsündeki çelik yelekten daha koruyucudur. O kız sana sevdalandım demiyor ki... O kız senin duruşuna, senin edabine hürmet ediyor. Sene de onun o hürmetine helalinden sahip çıkacaksın, günü geldiğinde." "Günü geldiğinde..." diye mırıldandım. "O gün gelebilecek mi Sedat Abi? Bu dağlar bize yarınımızı vaat etmiyor." "Ecel ne bir dakika ileri gider ne bir dakika geri kalır Komutanım," dedi Sedat Abi ciddiyetle. "Sen kalbine kilit vurabilirsin ama nasibinde varsa, Karadeniz’in fırtınası seni gider o kızın kapısına bırakır." Sedat Abi koğuşa geri döndüğünde elimdeki çay soğumuştu. Gökyüzüne baktım. Yıldızlar puslu sınır dağlarının arkasında kayboluyordu. Ayla... Adını zihnimden her geçirişimde içimdeki o askeri sertlik yumuşuyor, yerini garip bir merhamete bırakıyordu. Ama durmalıydım. Sınırımı korumalıydım. [Ayla'nın Anlatımından] Rize’ye sabah karanlığı çökerken teheccüd namazı için seccademi serdim. Babam hayattayken bana öğretmişti; "Evlat, gecenin son üçte birinde edilen dua, hedefi şaşmayan mermi gibidir" derdi. Namazımı bitirip ellerimi semaya açtığımda, Rize’nin o dondurucu soğuğu penceremin camlarını çatırtıyla dövüyordu. "Rabbim," dedim fısıltıyla. "Sen göklerin ve yerin sahibisin. Sınır boylarında vatanı bekleyen, anasını, yarini geride bırakan tüm kullarına güç ver. Sedat Abiyi küçük Ömer’ine, Kemal Üsteğmen’i yuvasına... Ve Metehan Bey’i..." Cümlem boğazımda tıkandı. Metehan Bey’in adını her anışımda içimde bir yerde yangın çıkıyordu. Ama o yangın bir tutku ya da fırtına değil; edepli, mahcup ve derin bir bekleyişti. O beni sadece babamın mahalledeki bir emaneti olarak görüyordu, biliyordum. 'Ayla Hanım' deyişindeki o mesafe, sesindeki o komutan edası hep o duvarı korumak içindi. Dualarımı tamamlayıp seccademi topladım. Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte Asiye teyzenin yanına gitmek için hazırlandım. Eve vardığımda Hatice abla mutfakta Asiye teyzeye yardım ediyordu. Küçük Ömer ise salonda ahşap sehpanın üzerinde oyuncaklarıyla oynuyordu. "Hayırlı sabahlar Ayla kızım," dedi Asiye teyze sevgiyle bakarak. Yüzünde günlerdir görmediğim bir tebessüm vardı. "Hayırlı sabahlar Asiye teyze. B…

Bölümün tamamını WritePad'de oku