SİPERDEKİ FIRTINA

BÖLÜM 57: ZİFİRİ KAYALIKLAR VE SESSİZ NÖBETİN İLK

Yazar:

SİPERDEKİ FIRTINA - zeynep ay kitap kapağı
SİPERDEKİ FIRTINA kitap kapağı

BÖLÜM 57: ZİFİRİ KAYALIKLAR VE SESSİZ NÖBETİN İLK KIRKASI [Metehan'ın Anlatımından] Saat 16:45. 60. Bölge Sınır Ötesi Geçici Operasyon Bölgesi, 2100 rakımlı Kaplan Sırtı. Karadeniz’in o nemli, yeşil vadileri geride kalalı saatler olmuştu. Burada toprak yoktu; sadece keskin, siyah kayalıklar, göz gözü görmeyen bir sis ve insanın yüzünü jilet gibi kesen dondurucu bir rüzgâr vardı. Rakım yükseldikçe oksijen azalıyor, atılan her adımda akciğerlere dolan hava buz kalıbı gibi ciğerleri yakıyordu. "Kaptan, 1 numaralı gözetleme tepesinin güney yamacında termal hareketlilik var. Üçerli gruplar halinde sızma deniyorlar." Sedat Abi’nin fısıltısı, rüzgârın uğultusunu yarıp kulaklığıma ulaştı. Bir kayanın arkasına pusmuş, gece görüş dürbünüyle vadi tabanını tarıyordum. Sol omzumdaki dikişler, bu dondurucu ayazda kaskatı kesilmişti. Her hareket ettirişimde kemiğime saplanan o sızı, zihnimi uyanık tutan keskin bir uyarıcı gibiydi. Üzerimdeki askeri hücum yeleğinin sol iç cebine dokundum. Ayla’nın Rize’deki o ahşap evin avlusunda cebime bıraktığı gümüş kaşlı yüzük tam oradaydı. Kalbimin atışıyla yükselip alçalan o küçük gümüş metal, eksi yirmi dereceye varan bu dağ başında bile buz tutmamıştı. Sanırsın Rize’deki seccadenin sıcağını, Ayla’nın dualarının hararetini taşıyordu göğsümde. "Mustafa, Burak..." dedim telsiz mandalını hafifçe sıkarak. Sesim çelik bir fısıltı gibiydi. "Sol kanatı emniyete alın. Baskı ateşi açmadan yaklaşmalarına izin verin. Tuzağa çekeceğiz. Sedat Abi, sen benimle sağ kanattan sark." "Anlaşıldı Kaptan." Kayaların üzerinden bir gölge gibi kayarak ilerledik. Bordo Bereli için dağlar düşman değil, doğru hareket edildiğinde en sadık siperdi. Karayel, kayalıkların arasından geçerken ıslık çalıyor, görüş mesafesini yer yer beş metreye kadar düşürüyordu. Tüfeğimin emniyetini kapalı tutarak kayalığın girintisine sığındım. Zihnim bir andlığına Rize’ye kaydı. Ayla’nın giderken söylediği o sözler yankılandı zihnimde: "Sen 60. Bölge’nin sıfır noktasında tetikte olacaksın, ben burada Rabbim’in huzurunda..." "Geliyoruz Ayla’m," dedim içimden, tüfeğimin kundağını çeneme iyice oturtarak. "Bu kapkara kanyonlarda vatan namusunu çiğnetmeyeceğiz. O gümüş yüzük alnımızın akıyla göğsümüzde kalacak." "Kaptan! Temas sağlandı! Açıldılar!" İlk mermi sesi kanyonun sessizliğini bir cam gibi patlattı. Kayalara çarpan mermilerin çıkardığı kıvılcımlar zifiri karanlıkta kısa parlamalara sebep olurken, Bordo Timi bir kez daha cehennemin ortasında tek bir vücut gibi hareket etmeye başladı. [Ayla'nın Anlatımından] Rize’de gece yarısı geçmiş, saat 02:15’i gösteriyordu. Fırtına Deresi’nin sesi dışarıda bir uğultu gibi yükselirken, ahşap evin üst katındaki odada tek bir ışık kaynağı vardı: Masanın üzerindeki gaz lambasının hafifçe titreyen sarı alevi. Seccademin üzerinde oturuyordum. Dizlerim uyuşmuş, sırtım kaskatı kesilmişti ama ellerim semadan bir an bile aşağı inmemişti. İçimde öyle bir darlık, göğsümün sol tarafında öyle keskin bir sancı vardı ki... Nefes almakta zorlanıyordum. Metehan’ın 60. Bölge’ye varışının üzerinden iki gün geçmişti. Ne bir haber ne bir telsiz sesi... Asker helali olmak, görünmeyen bir dağın tepesinde patlayan kurşunları kalbinde hissetmek demekti. Elimi doğrudan elbisemin sol cebine attım. Cebim boştu. Çünkü o gümüş kaşlı yüzük şimdi 60. Bölge’nin dondurucu kayalıklarında, Metehan’ın kanayan omzunun altındaki o yaralı göğüste duruyordu. Ama cebimdeki o boşluk, metalin kendisinden daha ağır bir şekilde avcumun içini yakıyordu. Odanın kapısı yavaşça açıldı. Asiye teyze içeri girdi. Elinde tuttuğu ıhlamur bardağını masaya bırakıp yanıma çöktü. Yüzündeki derin çizgiler masadaki lambanın gölgesinde daha da kederli görünüyordu. "Ayla’m..." dedi Asiye teyze, sesi şefkat ve kaygıyla titreyerek. " İki gecedir gözüne uyku girmedi kızım. Bir yudum su iç, bir anlık gözlerini yum. Bedenin dayanmaz." "Teyze..." dedim, duadan ve soğuktan tamamen kısılan sesimle. "Orada, o dağlarda mermiler patlıyor. Hissediyorum teyze... Metehan’ın sol omzu zo…

Bölümün tamamını WritePad'de oku