SİPERDEKİ FIRTINA

BÖLÜM 43: SİSİN ÇEKİLİŞİ VE YÜREKTEKİ NÖBET

Yazar:

SİPERDEKİ FIRTINA - zeynep ay kitap kapağı
SİPERDEKİ FIRTINA kitap kapağı

BÖLÜM 43: SİSİN ÇEKİLİŞİ VE YÜREKTEKİ NÖBET [Metehan'ın Anlatımından] Saat 14:15. Hakurk’un vadi tabanını boğan o gri sis, öğleden sonra tepelerden esen sert, dondurucu poyrazla birlikte yavaş yavaş tutunduğu kayalıklardan çekilmeye başlamıştı. Ama sisin çekilmesi kanyona huzur falan getirmiyordu; tam aksine, gizlenen ne varsa çılbır çıplak ortaya seriyordu. Kar kütlelerinin üzerindeki taze kan izleri, kayalara saplanmış boş kovanlar ve 3 numaralı boğazın hemen karşısındaki sarp yamaçlarda beliren hain mevzileri... "Kaptan, sis dağılıyor ama görüş açımız açıldıkça hedef haline geliyoruz," dedi Sedat Abi, telsizden sesini iyice kısarak. "Karşı tepede iki adet Doçka mevzisi tespit ettim. Bizi bu kayalığa çivilemeye çalışacaklar." Sol omzumdaki sargı artık tamamen uyuşmuş, soğuktan hissizleşmişti. Yine de tüfeğimi sol elime tam destek yapacak şekilde göğsüme yasladım. Tetiği çeken sağ elim hafifçe titriyordu ama bu korkudan değil, eksi yirmi beş dereceye kadar düşen ayazın kemiklerimize kadar işlemesindendi. Nefes alıp verdikçe genzimiz yanıyor, ciğerlerimize küçük cam kırıkları batıyormuş hissi veriyordu. "Yasin, roketatar mühimmatın ne durumda?" diye sordum. "Son iki roket Kaptan," dedi Yasin, kayalıkların arasından başını bir milim bile kaldırmadan. "Sol Doçka’yı indiririm ama sağdaki için açı yakalamam lazım." "O zaman sağdakini ben alacağım," dedim. "Sedat Abi, sen ve Mustafa bastırma ateşi açacaksınız. Ben kayalıkların arkasından sıyrılıp kırk metre ilerideki sütreye geçeceğim. Yasin, benim ilk atışımla eş zamanlı vuracaksın." Tüfeğimi kurup göğüs cebime hafifçe dokundum. Ayla’nın o gümüş yüzüğü hâlâ orada, kalbimin üzerinde bir zırh gibi duruyordu. Hakurk’un o dondurucu ayazında bana ısı veren tek şey, o küçük kadife kumaş parçası ve Rize’deki bir çift sevdalı gözün hatırasıydı. "Metehan..." dedim kendi kendime. "O ahşap eve geri döneceksin. O kapıyı çalacaksın. Bu dağlar senin mezarın değil, vatan için sırtladığın yükün şahididir." "Kaptan, hazırız!" dedi Sedat Abi. "Üç... İki... Bir... Ateş!" Aynı anda dört bir yanımızdan namlu ağızları patladı. Hakurk kanyonu yırtıcı bir gürültüyle inledi. Mermiler sis kütlesini yırtıp geçerken kendimi karların üzerine attım. Omzumdaki acı zihnimde şimşekler çaktırdı ama durmadım. Karın üzerinde sürünerek kırk metre ilerideki o dev kayalığın arkasına geçtim. Karşı tepedeki Doçka ateşi kayalığımı dövmeye başladığında, kar tozları ve taş parçaları yüzüme çarptı. Dürbünü oturtup hedefi kilitledim. Derin bir nefes aldım... Dağcılık kuralı: Nefesini ver, kalbinin iki atışı arasındaki o boşlukta tetiği düşür. Tetik düştü. Karşı tepedeki mühimmat sandığı büyük bir gürültüyle patlarken Yasin’in roketi de diğer mevziyi yerle bir etmişti. Kanyon bir anlığına yeniden derin, ağır bir sessizliğe gömüldü. [Ayla'nın Anlatımından] Rize’de saat ikiye geliyordu. Sabahtan beri vadinin üzerini örten o yoğun sis, ikindi vaktine doğru rüzgârın dönmesiyle Fırtına Deresi’ne doğru çekilmeye başlamıştı. Pencereden dışarı baktığımda, yeşilin o en koyu tonuna bürünmüş çam ağaçlarının dallarındaki karların yavaş yavaş eriyip damladığını gördüm. Ama içimdeki o fırtına erimemişti. Mutfakta sobaya odun atarken elime batan bir çam kıymığıyla irkildim. Parmağımdan süzülen küçük bir damla kan, sobaya düşüp 'cıs' diye bir ses çıkardı. "Ayla!" Asiye teyze içeri girdiğinde elinde çay tepsisi vardı. Yüzü sabahki kadar solgun değildi ama gözlerindeki o hüzünlü endişe hâlâ ilk tazeliğini koruyordu. "Teyze," dedim, parmağımdaki kanı tülbentimin ucuyla silerken. "Sis dağılıyor dağlarda... Hissediyorum. Sis dağıldı ama vuruşma sertleşti." "Kızım senin gönlün Hakurk’ta kaldı," dedi Asiye teyze, tepsiyi masaya bırakıp yanıma oturarak. "Sen orada ne olduğunu gözünle görmüyorsun ki, niye böyle hırpalarsın kendini?" "Görmüyorum teyze ama biliyorum," dedim, sobaya doğru bakarak. "Babam şehit düşmeden önceki gece de Rize’de böyle bir fırtına vardı. Annem o gece hiç uyuyamamıştı. Şimdi ben aynı sancıyı Metehan için çekiyorum. İnsan sevd…

Bölümün tamamını WritePad'de oku