SİPERDEKİ FIRTINA

BÖLÜM 37: PERVANE KANADI VE GECE İNTİKALİ

Yazar:

SİPERDEKİ FIRTINA - zeynep ay kitap kapağı
SİPERDEKİ FIRTINA kitap kapağı

BÖLÜM 37: PERVANE KANADI VE GECE İNTİKALİ [Metehan'ın Anlatımından] Helikopterin devasa pervanesi Rize Kışlası’nın pistinde yeri göğü inletecek bir uğultuyla dönüyordu. Gece yarısı saat 03:00. Karadeniz’in üstüne kapkara bir sis çökmüştü. Rüzgâr pistteki çakıl taşlarını yüzümüze birer şarapnel gibi fırlatıyordu. Skorsky’nin açık kapısında durmuş, kaskımın kayışını sıkarken aşağıya, pistin kenarındaki o ahşap binaların karaltısına baktım. Tüm kışla ayaktaydı ama benim gözlerim o çitlerin gerisinde, ışığı fırtınada bir mum gibi titreyen ahşap evin penceresindeydi. Ayla oradaydı, biliyordum. Camın tülünü hafifçe aralamış, bu kapkara gecede helikopterin kırmızı ikaz ışıklarına bakıyordu. Aramızda kilometreler, beton duvarlar ve şimdi de binlerce metre yükseklik olacaktı. "Kaptan! Sevkıyat tamam! Bütün tim içerde!" diye bağırdı Sedat Abi, helikopterin gürültüsünü bastırmak için kulağıma doğru. Arkamı döndüm. Skorsky’nin dar gövdesinde sekiz adam, sekiz Bordo Bereli yan yana dizilmişti. Burak kompozit başlığının altından hafifçe gülümsedi, Yasin elindeki Kanas’ın şarjörünü son kez kontrol etti. Hepsinin gözlerinde aynı ifade vardı: Korkusuzluk ve kaderine razı olmuş bir vakarlık. Helikopter yavaşça pistten kesildi. Yerçekimi bizi aşağıya çekerken, çelik kanatlar bizi gökyüzünün o zifiri karanlığına doğru fırlattı. Sağ elimi hücum yeleğimin sol üst cebine bastırdım. Oradaydılar. Kalbimin tam üzerinde üst üste duruyorlardı: Ayla’nın o yeşil kadife kılıfa koyduğu duaları ve babasının masaya bıraktığı o soğuk, gümüş kaşlı yüzük. Yüzüğün sivri kenarı göğüs kafesime batıyordu. O batış bir acı değil, hayata tutunma gerekçesiydi. "Bizi dinleyin!" diye bağırdım tim odasında konuşur gibi, helikopterin uğultusuna karşı. Bütün gözler bana döndü. Sekiz can, sekiz vatan evladı... Hakurk’un o dondurucu 3 numaralı boğazına gidiyorduk. Telsizden gelen son istihbarat, boğazın tamamen kuşatıldığını ve terör kadrosunun sınırı yarmak için son kozunu oynayacağını söylüyordu. "Bu operasyon kışladaki devriyelere benzemez beyler!" dedim, her birinin gözünün içine bakarak. "O dağlara giriyoruz. Şehadet kura işi değildir, nasip işidir! Ama and olsun ki, tek bir adamımı o karların üzerinde bırakırsam bu üniforma bana haram olsun!" "Sağ ol Kaptan!" diye haykırdı tim tek bir ağızdan. Gözlerimi helikopterin açık kapısından dışarıya, bulutların altına serilen o kapkara dağ silsilesine çevirdim. Rize geride kalıyordu. Ayla geride kalıyordu. ‘Bu yüzük cebinde kaldığı sürece döneceksin Metehan’ demişti. "Döneceğim Ayla..." diye fısıldadım içimden, rüzgârın haykırışına karşı. "Ya bu yüzüğü parmağıma takmak için canlı döneceğim... Ya da al bayrağa sarılı bir tabutun içinde, senin nöbetinin bittiği gün geleceğim." [Ayla'nın Anlatımından] Helikopterin o ağır, göğsümü döven sesleri Karadeniz dağlarının arasında kaybolana kadar pencerenin önünden bir milim bile kıpırdamadım. Gece yarısı saat üçtü. Rize’nin sisli soğuğu tülbenthane deliklerinden içeri süzülüyor, yüzümü donduruyordu ama umurumda değildi. Işıkları kapatmış, karanlıkta o kırmızı helikopter ışığının gökyüzünde bir yıldız gibi kayıp gidişini izlemiştim. Gittiler. Metehan... Omzundaki yarası henüz iyileşmemiş olan adamım, o sekiz yiğitle birlikte gece yarısı cehennemin ortasına uçmuştu. Elimi göğsüme götürdüm. Parmaklarım boşluğa çarptı. Babamın gümüş yüzüğü artık cebimde değildi. O yüzük şimdi Hakurk’a doğru giden bir helikopterde, Metehan’ın atan kalbinin tam üzerindeydi. "Ayla’m..." Arkamda beliren Asiye teyzenin sesiyle irkildim. Elinde tuttuğu gaz lambasının cılız ışığı ahşap duvarlara uzun, ürkütücü gölgeler düşürüyordu. "Gittiler teyze..." dedim. Sesim bir fısıltıdan ibaretti ama içindeki o devasa yı yıkımı saklayamadım. "Gece yarısı aldılar çocukları." Asiye teyze yanıma geldi. Gaz lambasını ahşap komodinin üzerine bıraktı. Titreyen elleriyle şalımın kenarlarını düzeltti, sonra başımı çekip göğsüne bastırdı. Bir Bordo Bereli anası olarak kaç kere bu gece intikallerini yaşamıştı kim bilir... Yüzündeki çiz…

Bölümün tamamını WritePad'de oku