SİPERDEKİ FIRTINA

BÖLÜM 35: AHŞAP KOKULU NÖBET VE FIRTINA ÖNCESİ SES

Yazar:

SİPERDEKİ FIRTINA - zeynep ay kitap kapağı
SİPERDEKİ FIRTINA kitap kapağı

BÖLÜM 35: AHŞAP KOKULU NÖBET VE FIRTINA ÖNCESİ SESSİZLİK [Metehan'ın Anlatımından] Rize’nin o ahşap kokulu sabahında, pencereden giren nemli Karadeniz rüzgârı omzumdaki dikişleri tatlı tatlı sızlatıyordu. Evde geçirdiğim dördüncü gündü. Bir Bordo Bereli için dört gün boyunca bir yatakta ya da ahşap bir sandalyede oturmak, dağda fırtınaya yakalanmaktan daha zordu. Vücudum hareket etmek, kışlaya dönmek, timin başına geçmek için sabırsızlanıyordu. Ama ne zaman ayaklansam, kapının eşiğinde beliren Asiye teyzenin celalli bakışları ve Ayla’nın o sessiz, mahcup ama emredici duruşu beni yerime çiviliyordu. Salondaki ahşap masanın üzerinde tümen komutanlığından gelen gizli zarf duruyordu. Sedat Abi dün gece saat geç vakitte getirmişti. Zarfı henüz açmamıştım ama içindekini biliyordum. Hakurk sınırında hareketlilik yeniden artmıştı. Dağ kadrosu, kış bastırmadan son bir büyük yığınak yapmaya çalışıyordu. Tabur yeniden göreve çağrılacaktı. Bu, Rize’deki bu huzurlu vahanın son günleri demekti. Merdivenlerden gelen hafif ayak seslerini duydum. Ahşap basamakların gıcırtısından gelenin kim olduğunu artık ezbere biliyordum. Ayla, elinde temizlenmiş, ütülenmiş üniformamla salona girdi. Hakurk’ta çamur, kan ve kar içinde kalan o kamuflajı kendi elleriyle yıkamış, üzerindeki o yırtık dikişleri tek tek teyelleyip dikmişti. Üniformayı tutarken gösterdiği o hürmet, sanki bir kutsal emaneti taşıyor gibiydi. "Günaydın Metehan..." dedi, sesi sabah rüzgârı gibi yumuşacıktı. Gözlerini üzerime kaldırmadan, üniformayı ahşap kanepenin üzerine bıraktı. Aramızda hep o iki adımlık edep mesafesi vardı ama odadaki o varlığı, göğsümdeki bütün darlığı silip süpürmeye yetiyordu. "Günaydın Ayla," dedim. Sandalyeden hafifçe doğrulup ona doğru baktım. "Yorulmuşsun... Ellerine sağlık. Kamuflajı yıkamana gerek yoktu, kışlada hallederlerdi." Ayla başını hafifçe iki yana salladı. Şalının ucunu parmaklarının arasında büktü. "Kışladakiler bilmez onun üzerindeki kanın, çamurun kıymetini," dedi fısıltıyla. "O çamur Hakurk’un ayazı... O kan da senin canından bir parça. Ben diktim dikişlerini. Bir daha yırtılmasın diye double kat geçtim ipliği." İçimdeki o asker damarı bir anlığına sızladı. Bu kız benim sadece yaramı sarmıyordu; beni yeniden o dağlara, o fırtınanın içine hazırlıyordu. Kalbindeki o sarsılmaz inançla, gitmem gerektiğini bilerek ama kalmamı dileyerek yapıyordu bunu. Ahşap masanın üzerindeki o gizli görev zarfına kaydı Ayla’nın gözleri. Yüzündeki o hafif tebessüm bir anlığına gölgelendi. O zarfın ne anlama geldiğini sormadı; çünkü bir Bordo Bereli’nin kapısına gelen mühürlü kağıdın tek bir manası vardı: Ayrılık. "Ne zaman?" diye sordu. Sesi titrememişti ama içindeki o gizli feryadı duymamak imkânsızdı. "Birkaç güne kışlaya dönmem gerek," dedim, gözlerimin içine bakmasını bekleyerek. "Omzumdaki dikişler kaynadı sayılır. Tim bensiz eksik kalır Ayla." Ayla derin bir nefes aldı. Bakışlarını zarftan çekip doğrudan gözlerime çıkardı. İlk defa bakışlarını kaçırmadan, o siyah, derin gözleriyle doğrudan ruhuma baktı. "Eksik kalmasın..." dedi. "Sen neredeyken tam olacaksan, oraya git Metehan. Ama bil ki... Bu evde, bu pencerenin önünde seni tam olarak bekleyen biri var. Git ve görevini yap. Yeter ki... geri dön." Gözlerim kucağımdaki yeşil kadife kılıfa gitti. Elimi uzatıp o kılıfı ve içindeki duayı Ayla’ya doğru hafifçe uzattım. "Bu dua beni o karların altından çıkardı," dedim. "Şimdi yeni bir fırtına geliyor. Bu kılıf yine bende kalacak... Ama sen bana bir şey daha vereceksin Ayla." Ayla şaşkınlıkla bana baktı. "Ne gibi?" "Babanın o gümüş kaşlı yüzüğü..." dedim, sesimdeki o derin sahiplenişle. "Onu cebimde taşıyacağım. O yüzük parmağıma takılana kadar, o dağlardan ölüme bile direnip dönmek için bir sebebim daha olsun..." [Ayla'nın Anlatımından] Metehan’ın bu sözleri üzerine göğsümün ortasına koca bir dağ oturdu sanki. Babama ait olan, yıllardır cebimde bir hatıra, bir iffet simgesi olarak sakladığım o gümüş kaşlı yüzük... Babam vefat etmeden önce "Bunu seni helaliyle koru…

Bölümün tamamını WritePad'de oku