SİPERDEKİ FIRTINA

BÖLÜM 27: KARLA KAPLI SİPERLER VE ŞÜKÜR SOFRASI

Yazar:

SİPERDEKİ FIRTINA - zeynep ay kitap kapağı
SİPERDEKİ FIRTINA kitap kapağı

BÖLÜM 27: KARLA KAPLI SİPERLER VE ŞÜKÜR SOFRASI [Metehan'ın Anlatımından] Hakurk’un zirvesinde gece bastırdığında, eksi yirmi beş dereceyi bulan ayaz sığınağın beton duvarlarını buzdan bir zırh gibi kaplamıştı. İçerideki döküm sobanın borusu kızarana kadar yanıyor, çıkan odun kokusu askerlerin kamuflajlarına işleyen barut ve kar kokusuna karışıyordu. Nöbet değişimi için sığınağın ağır demir kapısını aralayıp dışarı çıktım. Kar yağışı durmuş ama rüzgârın sürüklediği ince kar kristalleri karanlıkta gümüş bir toz gibi savruluyordu. Gözetleme kulesindeki nöbetçi askere doğru yürüdüm. Botlarımın altında ezilen karın sesi, gecenin mutlak sessizliğinde yankılandı. "Nöbet nasıl asker?" diye sordum, sesimi rüzgârın uğultusuna karşı tok tutarak. Nöbetçi er hemen esas duruşa geçti, tüfeğini göğsüne bastırdı. "Sağ ol Komutanım! Bölge temiz, termal kameralarda hareketlilik yok." "Gözünü kırpmak yok. Ayaz adamı uyutur, uyursan bu dağ affetmez." "Emredersiniz Komutanım!" Kulenin siperliğine tutunup karanlık vadiye baktım. Hakurk sırtları zifiri karanlığın içinde heybetli birer ejderha gibi yatıyordu. Soğuk hava ciğerlerime doldukça omzumdaki yara hafifçe sızladı ama bu sızı bana yaşadığımı, burada ne için durduğumu hatırlatan diri bir histi. Parkamın fermuarını hafifçe indirip elimi iç cebime attım. Babamın gümüş köstekli saatini çıkardım. Gece yarısını iki geçiyordu. Saatin yanında duran o küçük yeşil kadife duaya dokundum. Karadeniz’in nemini, Rize’nin ahşap evindeki o hürmet dolu atmosferi dağın bu çelik soğuğunun ortasında hissettim. Sedat Abi yanıma geldi, elindeki iki bakır bardaktan tüten çay buharı karanlıkta kayboluyordu. Birini bana uzattı. "Al Kaptan, için ısınsın," dedi. Çay bardağını aldım. Sıcak bakır, eldivensiz parmaklarımı yaksa da o sıcaklığı söküp atmadım. "Nöbet bitti mi Sedat Abi?" "Bitti Metehan," dedi Sedat Abi, derin bir nefes vererek. Ağzından çıkan buhar rüzgâra karıştı. "Aşağıda çocuklar devriyeden döndü. Yasin’in durumu iyi. Bu gece dağ sakin." "Dağ sakin görünür Sedat Abi," dedim bardağımdan bir yudum alarak. "Ama fırtınanın ne zaman patlayacağını ancak duruşun belirler. Tedbiri elden bırakmayacağız." "Sen tedbiri hiçbir zaman bırakmazsın zaten Kaptan," dedi Sedat Abi babacan bir edayla gülümserek. "Ama arada bir o çelik göğsünü de dinlendir. Hakurk’tan kışlaya, kışladan Rize’ye uzanan o edep köprüsü kolay kurulmadı. Seni Rize’de bekleyen o kızın duası olmasa, bu soğuk insanı ayakta tutmaz." Sessiz kaldım. Çayımdan bir yudum daha aldım. Sedat Abi haklıydı. Vatan için ölmek bir Bordo Bereli için şeref vesilesiydi. Ama arkanda senin adını duasına katarken bile edebinden titreyen bir kadının varlığı... İşte o, hayatı savunmak için insana bambaşka bir direnç veriyordu. Aramızdaki üç adımlık edep mesafesi, şu an üzerimdeki steel kamuflajdan çok daha güçlü bir muhafazaydı. "Geç içeri Metehan," dedi Sedat Abi omzuma hafifçe vurarak. "Sabah ilk ışıklarla arama tarama faaliyeti var. İki saat de olsa gözünü kapat." "Tamam Sedat Abi," dedim. Sığınağa dönüp ahşap ranzama uzandığımda gözlerimi kapattım. Dışarıdaki rüzgârın uğultusu, zihnimdeki Rize yağmurunun sesine karıştı. [Ayla'nın Anlatımından] Rize’de sabahın ilk ışıkları sisli vadinin üzerine düşerken, ahşap evin mutfağında hummalı bir hazırlık vardı. Fırtınanın tamamen çekilmesiyle birlikte Karadeniz’in o temiz, çam kokulu havası açık olan pencereden içeri doluyordu. Asiye teyze erkenden kalkmış, fırına mısır ekmeği sürmüştü. Ben ise tezgâhta kışlık erzakları düzenliyor, bir yandan da sobanın üzerindeki ıhlamurun kaynamasını bekliyordum. İçimdeki o amansız darlık gitmişti ama yerini derin, sabırlı bir bekleyişe bırakmıştı. Hakurk’tan gelen 'üsa sapasağlam ulaştılar' haberi yüreğime su serpmişti serpmesine ama bir askerin nöbeti bitmeden bir duacının nöbeti biter miydi? Bitmezdi. "Ayla kızım," dedi Asiye teyze, elindeki ahşap tepsiyi masaya bırakarak. "Sobanın çayını tazele. Hatice ile Ömer birazdan gelir. Bugün mahalledeki kadınlar kışlık kurutmalıklar için yardıma ge…

Bölümün tamamını WritePad'de oku