SİPERDEKİ FIRTINA

2. BÖLÜM: RİZE’NİN YEŞİLİ VE ÇAY KOKULU TESADÜFLER

Yazar:

SİPERDEKİ FIRTINA - zeynep ay kitap kapağı
SİPERDEKİ FIRTINA kitap kapağı

2. BÖLÜM: RİZE’NİN YEŞİLİ VE ÇAY KOKULU TESADÜFLER [Ayla'nın Anlatımından] Dolmuşun buğulu camına alnımı dayamış, dışarıda akıp giden zümrüt yeşili çay bahçelerini izliyordum. Babamın yokluğu içimde kocaman, ıssız bir mağara açmıştı sanki. Seslensem kendi sesimin yankısından korkacağım kadar yalnız hissediyordum. Karadeniz’in o bitmek bilmeyen sisi dağların üzerine çöktükçe, sanki benim kalbime de aynı hüzün çöküyordu. Mezarlıkta karşılaştığım o bordo bereli asker geldi zihnime. Duruşundaki o heybetli ama bir o kadar da edepli tavır... "Başınız sağ olsun, hakkınızı helal edin" derken bakışlarını yere indirişi... Günümüz dünyasında alışkın olmadığımız, peygamberane bir nezaket vardı sesinde. Kendi derdimin içindeyken o kısa an, içimdeki fırtınaya garip bir sakinlik üflemişti. "Kızım, geldik," dedi dolmuşçunun gür sesi. İrkilip toplandım. Pardösümün önünü ilikleyip başörtümü düzelttim ve dolmuştan indim. Babaevimizin, Rize’nin o ahşap ve taş karışımı nostaljik dokusuna bürünmüş bahçesine adım attım. Babam öldüğünden beri bu evde zaman durmuş gibiydi. Verandadaki ahşap sallanan sandalye boştu, bahçedeki çay makası öylece duruyordu. İçeri girip çantamı kenara bıraktım. İlk işim abdest alıp seccademi sermek oldu. İkindi namazını kılarken gözyaşlarımı tutamadım. Secdede Rabbimle konuşmak, bu dünyada sığınabileceğim tek güvenli limandı. "Allah'ım," diye fısıldadım seccademe doğru. "Babam sana emanet... Benim de kalbime sabır ver. İçimdeki bu kimsesizlik hissini duaların ferahlığıyla iyileştir..." Namazı bitirip tespih çekerken teyzem içeri girdi. Rize’nin o tatlı, hareketli kadınlarındandı teyzem. Ama onun da gözlerinde babamın gidişinin getirdiği burukluk vardı. "Kızım, elin yüzün sararmış yine," dedi yanıma oturup başörtümün üzerini okşarken. "Mezarlıktan geldin de mi?" "Geldim teyze," dedim kısık bir sesle. "Babama dualarımı götürdüm." "Mekânı cennet olsun yavrum. Bak ne diyeceğim, aşağı mahalleden Asiye ablanın oğlu gelmiş görevden. Askerdir ya hani, Bordo Bereli... Annesi onun için bir şükür kurbanı kestiriyor, akşam komşuları topluyor. Haydi sen de biraz hava al, bana yardım et de komşulara gidelim. Evde kapalı kaldıkça iyice süzüldün." Gitmek istemiyordum aslında. Kalabalıklar içimdeki acıyı daha da belirginleştiriyordu. Ama teyzemi kırmamak için başımı salladım. "Tamam teyze, geleyim." Akşama doğru hava iyice kararmış, Rize’nin o nemli soğuğu kendini hissettirmeye başlamıştı. Üzerime koyu gri uzun kabanımı giyip zümrüt yeşili şalımı bağladım. Teyzemle birlikte patika yoldan aşağıya, Asiye teyzelerin bahçeli müstakil evine doğru yürümeye başladık. Bahçede büyük bir kazan kurulmuş, etrafta çay kokusuyla karışık tatlı bir telaş vardı. Bahçe kapısından girdiğimizde Asiye teyze bizi güler yüzle karşıladı. "Hoş geldiniz, safalar getirdiniz!" diyerek teyzeme sarıldı, sonra dönüp bana sarıldı sıkıca. "Ayla’m, güzel kızım benim... Başın sağ olsun, babacığının mekânı cennet olsun." "Sağ ol Asiye teyze, Allah razı olsun," dedim hürmetle elini öperek. "Bakın, benim oğlan da içeride," dedi Asiye teyze gururla. "Şükürler olsun Rabbime, sağ salim döndü dağlardan." Biz kadınlar bahçedeki üstü kapalı çardakta oturup çaylarımızı yudumlarken, evin girişinden adım sesleri yükseldi. İçeriden çıkan iri yarı, heybetli adamı gördüğümde elimdeki çay bardağı hafifçe titredi. Bu... Mezarlıktaki bordo bereli askerdi! Üzerinde sivil kıyafetler vardı; siyah bir kazak ve koyu renk bir pantolon giymişti ama o dik duruşu, geniş omuzları ve sert yüz hatları hiç değişmemişti. Kısa kesilmiş siyah saçları, keskin çene yapısı ve rüzgâr görmüş sert cildiyle tam bir Karadeniz erkeğiydi. Metehan... Adının Metehan olduğunu annesi söylerken öğrendim. Metehan bahçeye çıktığında bakışlarını edepli bir şekilde yere indirdi. Bahçedeki yaşlıların ellerini öpüp hal hatır sordu. Ses tonundaki o gür ve saygılı tını, gündüz mezarlıkta duyduğum sesin birebir aynısıydı. Tam teyzemin elini öpmek için bizim masaya doğru yaklaştığında, gözleri bir an benim üzerimde duraksadı. Beni…

Bölümün tamamını WritePad'de oku